Bali’de Pirinç Hasadı

Bali’de Pirinç Hasadı

Bali.. Bali.. Hiçbir zaman hayalimde olmayan Bali… Malezya’dan kendimi atmak için uğraşırken, nereye gitsem burdan diye ucuz uçak bileti ararken, 15 avroya bagaj dahil Malindo uçuşu kıstırıp gittiğim Bali.. Hayatımın en iyi deneyimlerinden birini yaşatan Bali..
Nasıl oldu da kendimi Bali’de buldum anlamadım. Borneo’ya bilet bakarken, AirAsia uçağı yeni düşmüşken, çok ucuza bilet bulunca dayanamayıp aldım. Beğenmezsem dönerim nolacak dedim. Gitmişken boş durmayayım diye de gönüllü bir projeye başvurdum. Sürdürülebilir yaşam, organik tarım, pirinç tarlaları bir de yavru domuzcukların sorumluluğu gibi detaylar vardı projede. Eğlenceli olacağını biliyordum. Havalimanından konaklayacağım adrese doğru ilerlerken neredeyse hiç pirinç tarlası görmedim. Olanlarla otellerin arasına sıkıştırılmış, yapay bir manzara yaratmak içinmiş gibi duruyordu. Yol 1,5 saat sürdü yaklaşık ve gördüğüm pirinç tarlası sayılıydı. Hani o belgeselerdeki gibi değildi.
İlk gün beni gönüllü olduğum sivil toplum kuruluşunun ofisine götürdüler. Orada hem oryantasyon yapılacaktı hem de yapacağım işleri konuşacaktık. Bana eğitimimden ve iş tecrübemden dolayı haftanın iki günü ofis işi yapacağımı, tarım ve turizm bakanlığı ve belediye ile yapılan görüşmelere katılacağımı, geri kalanlarda tarlada olacağımı söylediler. Yine mi ofis, yine mi raporlama, yine mi excel?! Neyse ki ofise adım attığımda tüm fikrim değişti. Dünyanın en rahatlatıcı ofisinde, en güzel manzarayla, en tatlı insanlarla çalışacaktım. Hem de kıyafet zorunluluğunu geçtim, ayakkabı giymenin yasak olduğu bir ofiste. Evet ofiste ayakkabı giymek yasak!!! Böyle ofise can kurban diyerek başladım işe.

Ofis
Tarlada da yapmam gereken düzenli olarak domuzcukları beslemek ve çalışan çiftçilerin problemlerini dinlemek idi. Bir de en eğlencelisi pirinç hasadı yapan çiftçilere yardımcı olmak idi.. Böyle anlatınca çok eğlenceli değil mi? Orda olmak da eğlenceliydi ancak o insanların yerinde olmak inanın aynı şey değil. Neden mi?
Çünkü…

Bali-pirinc-hasadi
Bali’de önüne geçilemez bir turizm patlaması yaşanıyor. Gelen turistlerin gelir düzeyi bir hayli yüksek olduğu için yaptıkları harcamalar çok ciddi bir gelir sağlıyor. Bu kısım güzel ama gelen turistler pirinç tarlarını ve doğayı görmek için geliyorlar. Pirinç tarlasında çalışan çiftçi tüm gün çalışıp sadece 1$ kazanıyor ancak turizm sektöründe çalışanlar güzel paralar kazanıyor. Bu da halkın içinde ciddi anlamda gelir düzeyinde farklılıklar ve tarım sektöründe kimsenin çalışmayı istememesine neden oluyor. Tam bir kısır döngü. Çiftçiler tarlalarını otellere satıyorlar ve pirinç tarlaları otele dönüşüyor. Satıştan güzel para alan çiftçiler en basit matematik hesabını bile yapamayacak kadar eğitimsiz olduğu için 2 ya da 3 sene içinde tüm parayı bitirip, işsiz kalıyorlar. Tam da bu noktada gönüllü olarak çalıştığım sivil toplum kuruluşu benim gibi Batıdan gelen gönüllüleri kullanıp aslında çiftçiliğin kötü bir meslek olmadığına ikna etmeye, bir yandan çiftçilere fon sağlamaya, organik tarımı canlandırmaya, turizmi ekoturizme dönüştürmeye, turizm ve tarım bakanlığının toplantılarında benim gibi hem seyahat edip hem bir işe yaramaya çalışan gönüllülerin fikirleri ve desteği ile fark yaratmaya çalışıyordu. Ben Bali’de olduğum süre boyunca tapınak vb popüler yerleri ziyaret edemedim, denizi bile görmedim ancak düğüne gittim, halkın tedavi için gittiği şamana muayene oldum, hasada yardım ettim, kümes inşaa ettim, çıplak ayakla çamurlara bastım, kendimi insanların hayatına bir nebze olsun iyileştirmeye çalıştığım için çok iyi hissettim. Ve ayrılırken Bali’nin bu yüzünü gördüğüm için çok mutluydum..

Muzik denemeleri

FB_IMG_1449231754037

Pirinc-hasat

 

Yorum ( 2 )
  1. Yavuz
    10/12/2015 at 19:51
    Cevapla

    Harika bir deneyim ve yazı olmuş.Fotoğraflar da ayrı bir güzel.emeğinize sağlık

  2. Gökhan taş
    09/05/2016 at 14:58
    Cevapla

    Tuğçe hanım, balı birde masaj yaptırsaydınız 🙂

Bir cevap bırakın
Captcha Captcha güncellemek için resime tıkla

tugce makarnaci