Bali’de Şaman Ziyareti

Bali’de Şaman Ziyareti

Ye, Dua et, Sev filminde meşhur şaman sahneleri herkesin aklına kazınmıştır. Bali’de şaman ziyareti yerel halk için rutin doktor kontrolü gibi birşeydir. Hatta turist olarakta katılmak mümkün. Dilerseniz filmdeki şamanı da ziyaret edebilirsiniz. Peki turistik ve turistik olmayan şamanı nasıl ayıracaksınız?

Doğru şamanı bulmak

Ben Bali’ye gitmeden önce ne filmi izlediğim ne de kitabı okuduğum için durumdan bi haberdim. Bali’li müzisyen arkadaşım Wayanla bir sohbet esnasında bana şamanların varlığından bahsetmesi ile başladı herşey. Müzik doktorasını İngiltere’de yapmış olan Wayan BBC ile Bali’de şamanlara dair bir belgesel çekiminde de yer almış. Bu kadar eğitimli olan Wayan’ın hararetli bir şekilde şamanları ve yaşadığı birbirinden acayip hikayeleri anlatması beni oldukça şaşırttı. Önce beni korkutmaya ve eğlenmeye çalıştığını düşünsem de daha sonraları gerçekten inandığını farkediyorum ve bana “şamanları mutlaka görmelisin inanmasan da gör” demesiyle eşeğin aklına karpuz kabuğunu düşürdü. Ufak ufak araştırmaya başlamamla farkediyorum ki ye, dua et, sev filmi ile şamanlarla görüşme epey turistik bir hale gelmiş. Tur paketleri var ve fiyatlar dudak uçuklatıyor. Filmdeki şaman Ketut’u görmek isterseniz 150 doları gözden çıkartmanız gerekiyor. Günde 1 dolar kazanan halkın bu ücretleri ödeyebilmesi mümkün değil. Yine Bali’nin turist tuzaklarından birisi ile karşı karşıyayım.

şaman

Wayan’ın kapısını çalıyorum ve turistik olmayan yerel halkın gittiği bir şaman ismi ve adresi alıyorum. Bu şaman en iyilerden birisi diyor. BBC’nin çekimlerinde yer alan kişilerden biri olmasına rağmen turistik olmamasına şaşıyorum. Wayan bu arada ziyaret öncesi hazırlıklar ve ziyaret esnasında yapılacaklara dair küçük bir brifing veriyor. Hemen Avusturyalı süper babanne Slyvia, İngiliz Ruth ve Türk Benay’ı da ikna edip Bali’li arkadaşım Kadek’ten bizi şamana götürmesini rica ettim.

Hazırlık

Turistik bir şaman tercih etmediğimiz için ritüeller konusunda daha hassas davranmamız gerekiyor. Gitmeden önce mutlaka yanımızda offering dedikleri bir adak ya da sunu götürmemiz lazım. Bu sunu aklınıza gelen herşey olabilir. Genellikle içi yiyecek dolu bir sepet ve içerisine bir zarf ile yerleştirilmiş paradan oluşuyor. Gelir düzeyinize göre içerisine koyduğunuz şeyler değişebilir. Hani bir tabir vardır ya gönlünüzden ne koparsa diye, tam olarak o durum. Biz 4 kişilik grubumuz için içerisinde meyveler ve tavuk olan bir yemek sepeti, kişi başı da 100000 rupilik bir zarf hazırladık. Güzel bir sepete yerleştirdik ve 3 saatlik yolculuğun ardından Şaman’ın evine vardık. Telefonun çekmediği, yolun olmadığı, insanların İngilizce bilmediği köylerden geçe geçe, yanımızda Kadek olmasına rağmen kaybola kaybola vardık. Kadek olmasa bu deneyimi yaşamamız mümkün olmazdı.

offering

hazırladığımız adak

bali şaman

Bali’de şaman ziyareti

Vardıktan sonra en önemli işimiz sepetin sunuşu ve giysilerimiz idi. Belimize birer tane Endonezya’nın yerel giysisi olan sarung bağlamamız gerekiyordu. Ben kendi sarungumu getirdim, olmayanlar için ise Kadek ayarladı. Bacaklarımız kapalı bile olsa şalvar ile şamanı ziyaret etme ihtimalimiz yokmuş. Omuzlarımızı da birer şal ya da  kısa kollu tshirt giyerek kapadık. Asıl sepeti nasıl sunacağımızı merak ediyordum. Kadek’in dediğine göre kafamızın üzerinde taşımamız gerekiyormuş. Bu şekilde saygı gösterdiğimizi belli ediyormuşuz. Ne kadar tuhaf değil mi, kimi kültürlerde başın üzerinde taşınan şeyler ile kimilerinde ise karşınızdakinin ayağına dokunarak saygı gösteriyorsunuz. Bu görevi Kadek’e bırakacak değildim. Koca sepeti kafamın üzerinde taşıyarak evin bahçesine götürdüm. Bahçede yaklaşık 100 kişilik bir sıra vardı. Bahçeye girişimle tüm bekleyenlerin ve Şaman’ın gözleri bana doğru yöneldi ve yüzlere devasa bir gülümseme yerleşti. Bir şeyi mi yanlış yaptım yoksa bir turisti bu halde gördükleri için mi gülümsediler diye düşünürken, bozuntuya vermeden hemen yan taraftaki küçük tapınağımsı yerdeki görevliye sepeti teslim ettim.

şamanı ziyaret edenler

bekleyenler

Teslimden sonra şaman Kadek’e sıraya girmemizi söyledi. Bizim ziyaret ettiğimiz şaman falcı gibi değildi. Yani geleceğe dair bir şeyler söylemiyordu. Karabüyü bozuyordu. Belki fal bakan bir şamana gitsek daha eğlenceli olurdu ama karabüyü bozma seanslarını gördükten sonra, kesinlikle doğru yere geldiğimize emin oldum.

Bekleyiş

Bekleme 2-3 saat süreceği için Kadek ile muhabbete koyulduk. Karabüyüye inanıp inanmadığını sordum. “İnanıyorum, peki ya sen” dedi. Ben “inanmıyorum” dedim. Nasıl olupta inanabildiğini anlamıyordum. Tekrar sordum. “İnanıyorum çünkü var” dedi. Biraz daha konuşmanın üzerine, “bende bir şey çıkmaz Kadek” dedim. “Tabii ki çıkmayacak çünkü sen inanmıyorsun” dedi. Nasıl yani? Karabüyü inanmayanlara etki etmez diye yanıtladı. Eğer inanmayanlara etki etmiyorsa, demekki placebo etkisi gösteriyor ya da vudu gibi bir şey miydi? Kafam iyice karışmıştı. “Eeee o zaman sen niye inanıyorsun ki, inanmayana etki etmiyorsa, sen de inanma” dediğimde, “inanıyorum çünkü var” diye yanıtladı. Kafam iyice karışmıştı. Kadek’i ve diğerlerini bir kenara bırakıp, şamanın seanslarını izlemeye yöneldim.

şamanı beklerken

şamanı beklerken

Şaman seansları evinin avlusunda herkese açık alanda gerçekleştiriyor. Böylece şamanda insanlar etkisini bir kat daha arttırıyor. Temel olarak, şikayeti olan kişinin önce ne sıkıntısı olduğunu dinliyor daha sonra da o kişide karabüyü olup olmadığını anlamak için kişinin vücudundaki belli noktalara dokunuyor. Ayaklardan başlayarak, kafasına kadar çıkıyor. O kişide büyü var ise, daha ilk dokunuştan itibaren insanlar çığlık çığlığa kalıyor. Büyü ve ne olduğu tespit edildikten sonra ise büyü bozma evresine geçiliyor. Bu noktada büyü kişide ise kişiyi, eğer telefon, gözlük gibi bir eşyada ise hem bunları hem de kişiyi okuyup üflüyor. Büyünün bozulduğunu göstermek için ise ayaklardan kafaya kadar belirli noktalara tekrar dokunuyor ve insanlar çığlık atmıyor, acı çekmiyor ise büyü bozulmuş demek oluyor. İlk bir saat boyunca ardı ardına izlediğim bu seanslarda, şamanın elinde elektrik veren bir şey olduğuna emindim. Ellerinde bir şey olmadığını farkettiğimde ise, oturduğu minderin altında bir düzenek olduğuna kanaat getirdim. 1 saatin sonunda şaman öğle arası vereceğini, biraz yemek yiyip dinleneceğini söylediğinde insanlara çaktırmamaya çalışarak hemen düzeneği aramaya koyuldum. Minderin altına filan da baktım ama nafile. Orada da yoktu. Bu benim için tam bir travma etkisi yarattı.

Şamanın molasının ardından sonraki 1 saat boyunca ise, insanların verdiği tepkileri gördükçe, büyüklüklerine şaşırdıkça, gerçek olabilir mi diye düşünmeye başladım. İnsanlar öyle tepkiler veriyorlardı ki, her birinin gözünden yaşlar geliyor, acılara dayanamıyor, toplamda 2-3 dakikadan uzun sürmeyen seansı bırakıp gitmeye kalkıyorlardı. Acıya çok fazla dayanamayanlar için ailelerinden ya da yakınlarından bir kişi gönüllü oluyor, büyü yapılmış kişinin elini tutuyor ve şaman dokunduğunda aynı anda beraber sıçrıyor, çığlık atıyorlardı.

İnsanların acılarını bu kadar net görebilirken sorgulamaya başladım. Şamanizm yıllar öncesinde Türklerin inanç şekliydi ve o günlerden bugünlere gelen bir çok gelenek göreneğimiz var. Acaba doktorun ve gelişmiş tıp tedavisinin olmadığı o günlerde ki gibi şamanlar hala etkin olabilir miydi? İnanmaya mı başlıyordum yoksa?

Malesef o kadar ilginç görüntüleri hayretler içersinde izlerken, kayıt etmek aklıma gelmemişti. Bizden bir önceki ailenin seansının bir kısmını ve sadece bizimkini kayıt ettim.

Sıra bana geldiğinde büyük beklentiler içerisindeydim ve acı olmasa da şamanın teması ile bir şeyler hissedeceğime emindim. Lakin öyle olmadı. Ne bir gıdıklanma, ne bir enerji, ne bir acı. Şaman da bende karabüyü olmadığını söyledi. Hayal kırıklığı…

Sanırım insanların tüm yaşadıkları birer placebo etkisi. Ne demiş bir büyüğümüz? Hepsi içimizde…

İlk videoda yerel halkı gösteriyor. Tüm seyahatimi özetlediğim bu videoda ise 2:58’de benim seansımı kısa bir şekilde görebilirsiniz..

Bir cevap bırakın
Captcha Captcha güncellemek için resime tıkla

tugce makarnaci