Bir Vejetaryenin Urfa Macerası

Bir Vejetaryenin Urfa Macerası

Bir vejetaryen Urfa’ya giderse ne yer? Daha doğrusu ne yiyebilir? Vejetaryen Urfa rehberi buyrun..

Vejetaryen misiniz? Eğer yanınızda Urfalı biri yok ise baştan söylüyorum açsınız.

Şehirden sağ salim ayrılırsanız, şanslısınız.

Tabii bunlar işin esprisi.

Eğer vejetaryenseniz Urfa’da gerçekten işiniz zor. Gittiğiniz restaurantlarda (kebapçı) et yemediğinizi söylediğinizde, “ o zaman tavuk vereyim abla” diyen garsona tavuk da yemiyorum diyince, garsonun yüzünde “kim bu değişik” ifadesini görmeye hazır olur. Kafada bir kaç dakika dönen düşüncelerden sonra acıyan gözlerle sana bakan garsonun aynı zamanda çaresizliğini hissedeceksin. Tabii kadınsan ve o yörenin kadınlarına da benzem’yorsan çok soru sorulmadan durumu atlatabilirsin.

Kaçak Çay

Bir vejetaryen için kahvaltı zaten Türkiye’nin genelinde sıkıntısız geçer. Domates, peynir, ekmek, zeytin bir şekilde çözülür. Bunların yanına bir de çay. Kahvaltının vazgeçilmezi. Urfa’da bir gün bile çay içemedim. Neden?

O yörede kaçak çay içiliyor. Benim de hiç alışık olmadığım bir şey. O nasıl bir acı çaydır ya. Kaç yerde çay koydularsa önüme, içemedim.  Ben içemedikçe Güneş söylendi “çayın hası kaçak çaydır, sizin içtikleriniz şöyle böyle”. Şöyle böyleyse ne olmuş yani? Benim damak tadıma uygun değil. Getirsinler bana bir earl grey, bergamotlu çay filan, bak nasıl içiyorum. Şöyle kokulu kokulu mis gibi.

Sonra gittik Arkeoloji Müzesi’ne. Türkiye’nin en güzel müzelerinden birisi kesinlikle. Özellikle büyük kentlerdekilere taş çıkaracak nitelikte. Müze müdürü davet etti bizi, kalabalığız da, herhalde 15 kişi filanız şimdi tam rakamı hatırlamıyorum. Süper lüks bir toplantı salonuna aldılar bizi. Hoş beş sohbet ediyoruz. Ne içersiniz sorusu geliyor. Mayıs başı olmasına rağmen hava sıcak. Hemen atlıyorum su diye, herkes onaylıyor. Suyun yanı sıra da çay gelecek. Su geldi, 2,5 litrelik coca cola şişesi içinde, yanında da 2 bardak. Odada var 20 kişi, toplamda 2 bardak getirmişler. Çaycı aynı 2 bardağa suyu doldurup, sırayla ikram ediyor. Sıra bana geldiğinde önce kafamı sağa çevirip benden önce kaç kişi var ona baktım, sonra sola çevirip benden sonra kaç kişi var ona baktım. Şansıma sıranın başlarına oturmuşum, benden önce sadece Engin kullandı bardağı. Problem değil diyip içtim suyu. Benden sonra, sıra ilerledikçe su içecek insanların bardağa bakışları gittikçe farklılaştı. Su ile hijyen arasında gidip geldiler, kimi suyu kimi hijyeni tercih etti.  Durumu farketmeyen bir arkadaş su dolu bardağı kendi önüne koyunca, tek bardakla neredeyse 20 kişi su içti. (Hindistan’a laf söyleyenler beri gelsin.) Ben suyun üstüne bir de çay içeyim dedim ama, yine kaçak yine acı..

kaçak çay

Yemekler

Üstünden vakit geçti, sanırım valilik görevlileriydi bizimle ilgilenenler. Aldılar bizi götürdüler çok meşhur bir kebapçıya. Sanayinin ortasında bir yer, Urfa’nın en meşhur yeriymiş. Vejetaryenim et yemiyorum, hayır tavuk da yemiyorum diyaloglarından sonra, garson mavi ekran verince, ben sormaya başladım. Kebapçıda olabilecek alternatif yemekleri sıraladım, mantar sote, kaşarlı pide, salata ve aklıma başka ne geldiyse. Ama hepsine yok yanıtı verdi. Benim ağzım açık nasıl başka yemek olmaz diye, garsonun ağzı açık bu kadın nasıl et yemez diye. Ben ayarlayacağım bir şeyler dedi ve gitti. Bu sözüyle bende çok güven uyandırmıştı ama hayat herkese güvenmemek gerektiğini bir kez daha kanıtladı. Adam geldi elinde bir tabak, üstünde bir adet köz patlıcan (sossuz, sarımsaksız, yağsız, yoğurtsuz) ve yarım domates ile. Arkadaş tamam et yemiyorum ama hayata da küsmedim yani. Döksene şu patlıcanın üstüne bir zeytinyağ ya da yapsana köz patlıcan salatası. Yerim ben mis gibi. Hem kim doyacak bir adet közlenmiş patlıcan ve yarım domates ile.

Akşam olunca hadi sıra gecesine gidelim dedik. Bizimle ilgilenen görevliler böyle süper lüks bir yere götürdüler bizi. Müzikler, türküler yoğurtlu mezeler, börekler filan of offf. Vejetaryenim dedim ama problem değil dediler. Turiste alışık bir yerdi anlaşılan. Bana özel kaşarlı mantarlı pideler, ekstra peynirli börekler filan ayarlandı. Grubun veganı Burcu’ya da epey bir şeyler hazırlandı. Sonra sıra geldi çiğ köfte yoğurulmasına, restauranttaki halkla ilişkiler uzmanı kadın ustaya bir de vegan yoğur dedi. Urfalı bir arkadaşın dediğine göre Urfa’da çiğ köfte ustasına etsiz çiğ köfte yoğurtmak çok büyük bir olaymış. Yüzyılda bir gerçekleşecek bir olay gibi anlattı. Bilmiyorum abartı mıydı? Usta yoğurdu, biz afiyetle yedik. Gerçi bulgurlar biraz çiğ kalmıştı ama önemli olan niyet. Köz patlıcandan sonra, büyük incelikti bizim için. Şiştim diyerek kalktım o akşam sofradan.

Suriye mutfağının da Urfa’ya girmesiyle falafel hayalleri kursam da, misafir umduğunu değil bulduğunu yermiş. Benim şansıma da bunlar düştü.

Araştırmalarıma göre, patlıcanlı ve etsiz bir kaç yerel yemek varmış. Siz vejetaryen Urfa rehberine hangi yerel yemekleri ve restaurantları tavsiye edersiniz?

Bir cevap bırakın
Captcha Captcha güncellemek için resime tıkla

tugce makarnaci