Cennete Giden Yol Araftan Geçer

Cennete Giden Yol Araftan Geçer

Koh Tao’ya gitmek üzere Kanchanaburi‘den yola çıkıyorum. Geldiğim tüm yolu geri dönüp, Bangkok‘tan otobüsle geçeceğim. Yaklaşık 22 saat sürecek. Daha kısa bir yol daha var ama feribot bileti bulamama riskinden dolayı otobüsü tercih ediyorum. Otobüs iki katlı yanım boş. Rahat bir yolculuk olacak gibi. Otobüsün arkası yine küçük Rusya.
Vodka, rus müziği, bağırıp çağıran sarhoş rus oğlanlar ve yolculuk dörtlemesi gözüme hiç hoş gözükmedi.
Neyse umarım çabuk sızarlar diye düşünüyorum ama malesef öyle olmuyor. Mp3 çalarımı boşalttıktan sonra içine yeni şarkı yüklemeyen arkadaşımın bol bol kulaklarını çınlatıyorum. Selamlar tekrar!!!

Birkaç saat sonra Ruslar sızıyorlar ve ben de uyuyorum. Gerçekten ırkçılık yapmak istemiyorum ama bugüne kadar sevdiğim bir Rus çıkmadı.

Bir daha turistlere özel olarak ayarlanmış, yerel halkın kullanmadığı hiçbir şeye binmeyeceğime dair yemin ediyorum. Feribotumuz 7:00’de ama otobüs 04:30’da iskeleye varıyor. Hay bin kunduz. Trende bu saatte varıyordu. Yaptım bir hata katlanacağım artık. Herkesin gözünden uyku akıyor. Ufak ufak bir köşeye kıvrılıp uyumaya başlıyoruz. Küçük çaplı bir fırtına çıkıyor, üşüyüp uyanıyorum. İlk kez polar giyiyorum. Güneye inmemiş miydim ben?

Okyanus epey dalgalı ama sıkıntı yok. Feribotu etkilemez bu dalgalar. Saat 06:30’da sesleniyor görevli feribota binebilirsiniz diye. Feribot??! Ben feribot göremiyorum. Ufak bir tekne var ama 3 saatlik deniz yolculuğunu bununla yapacak değiliz herhalde değil mi?! Arkadaşımın teknesinden az daha büyük. Yolda tanıştığım Alman arkadaşlarımla gözgöze geliyoruz. Söylenecek birşey yok. Yelkenli ile dünya turu yapan insanlar var diyerek gaza getiriyorum kendimi.

Yerleşiyorum. Hareket etmemizle hoplamaya başlamamız bir oluyor. Hani hoplamak problem değilde, sağ taraftan denize paralel gittiğimiz anlar tırsmaya başlıyorum. Bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete.  Dalgaların şiddetinden dolayı kapalı camlardan içeri su girmeye başladığında iş tüm sempatisini kaybediyor. Hani ben böyle anlarda sızlanan söylenen korkan bir insan değilimdir; eğlenmesini bir şekilde bilirim ama bu o anlardan biri değil. Can güveniliğimden tereddüt etmeye başlıyorum acaba Tayland’da iş güvenliği denetimi nasıldır diye düşünüyorum. Sanırım en iyisi uyumak.

Yarım saat kestirdikten sonra kusma sesleri ile uyanıyorum. Önüm, arkam, sağım, solum sobe. Mp3’üm yok Utku!!!!! Sesleri kesemiyorum. Yarım saat daha dayanabiliyorum sadece. Midem bulanmaya başlıyor. Tualete gidiyorum; içinde, önünde kusan kusana. Avustralyalı bir kız geliyor. Nasıl olduğumu soruyor. Nane yağı getiriyor; şakaklarım, burnumun altı, boynum, her yere sürüyorum. Biraz ferahlatıyor. En azından artık sadece nane kokusu alıyorum. Kendimi daha iyi hissediyorum. Güverteye çıkıyorum. Ohhhh. Temiz hava gibisi yok. Kendime geliyorum, aşağıya iniyorum çünkü güvertede oturacak biryer yok ve dalgaların ardı arkası kesilmiyor. Yerime oturmamla midemin bulanması bir oluyor. Koşarak kendimi yukarı atıyorum. Önce biraz iyi geliyor temiz hava ama kusan insanları gördükçe daha kötü oluyorum. Çantam, pasaportum, telefonum, param, herşey aşağıda. Bırak orda Tuğçe diyorum kendime. Çalınırsa çalınsın. Şuandan daha kötü bir duruma düşümezsin. Yatıyorum yere. Tutunacak bir yer yok güvertede kenarlar hariç. Oraya da tutunmasam daha iyi zaten. Denize düşecekmiş gibi hissediyor insan. Etrafta görünen hiçbir kara parçası yok. Düşünmek dahi istemiyorum o ihtimali. 2,5 saat uyuyorum güvertede. Dalgalar üstüme vuruyor. İç çamaşırlarım dahil ıslanıyor, umrumda değil. Kusmayayım yeter. Avustralyalı kız gelip beni uyandırıyor; yanımda oturan kızın kustukları üstüme gelmesin diye. Sanırım feribotta kusmayan bir kaç kişiden biri ben kaldım. Kalmıştım. Dayanamıyorum. Tekneden aşağı doğru yolluyorum midemden gelenleri ama rüzgarın şiddetiyle hepsi üstüme yapışıyor. Avustralyalı kız bir kez daha yetişiyor imdadıma torba ile koşup geliyor ama olan oldu artık.

Adaya varınca dönmeyeceğime dair yemin ediyorum. Bu işkenceyi çekmektense param bitene kadar adada kalırım daha iyi. Belki helikopter filan vardır. O feribota bir daha binmem. Söyleniyorum kendime. Songserm firması hakkında yazılan tüm olumsuz yorumları göz ardı edip, ucuz olduğu için aldığım bilete lanet ediyorum.

FerIbottan adayı ilk görüşüm

4 saatin sonunda kara görünüyor. İskeleye yaklaşmamızla birlikte adadan ayrılmamaya dair verdiğim kararın ne kadar doğru olduğunu anlıyorum.Tüm yaşadıklarımı zihnim iki saniye içinde siliyor. Gerçekten geri dönmeyebilirim. Böyle bir güzellik görmedim ben. İlk görüşte aşk dedikleri şey bu olsa gerek. Cennete düştüm sanırım.

Elmayra misali sarılıp kucaklamak istiyorum adayı. Bütün ağaçlara sarılmak, yapraklarını okşamak, kumsalı öpmek, denizin içinde kaybolmak istiyorum.

Biri beni Koh Tao’ya gömsün!!! 😉

Adaya ayak basınca beni karşılayan manzara
Yorum ( 1 )
  1. Adım Adım Seyahat
    01/12/2014 at 21:39
    Cevapla

    Geçmiş olsun. Gerçekten de zorlu bir yolculuk yapmışsın. Herşeye rağmen sakinliğini koruman çok iyi olmuş. Yolculuklar inişler ve çıkışlarla dolu.
    Ufak bir öneri;
    Eczaneden deniz tutması için ellerindeki en güçlü ilaçtan iste. Adını hatırlamıyorum ama denizcilerin kullandığı bir ilaç var. Acil yardım çantanda (yoksa mutlaka edin) bir kutu bulunsun. Deniz yolculuğundan 2 saat önce alırsan hiç bir sıkıntı yaşamazsın. 4 saat kadar durumu idare eder.

Bir cevap bırakın
Captcha Captcha güncellemek için resime tıkla

tugce makarnaci