Cunda’da Mola!

Cunda’da Mola!


AFF Reklam’dan Cunda’da yeni açılan Mola Cunda isimli butik otele diğer bloggerlar ile davet edildiğimi belirten bir mail almam ile başladı tüm haftasonu maceram. Daha önceden de bu tarz etkinliklere aşina olduğum için çılgın eğlencelerin beni beklediğine dair kuvvetli hissiyatım ile hemen kabul ettim.Yanılmamışım..

Kimler gelecekti, nasıl bir ortama girecektim hiçbir fikrim yoktu. Çok da sorgulamadım, akışına bıraktım. Sabahki sınavım nedeniyle kahvaltıyı kaçırıp tekne turuna ucu ucuna yetiştim. Aslında yetiştim denemez, beni bekleme kibarlığını gösterdiler desem daha doğru olacak..




Tekneye adım atar atmaz, bir kısmı ile önceden tanıştığım bir kısmı ile sosyal medya üzerinden yazıştığım ancak daha önce bir araya gelme şansı yakalayamadığım bloggerlar koyu bir muhabbete daldık. Ege’nin koyu mavi sularında şuan isimlerini hatırlayamadığım bir kaç koyda (birisi Madenci) mola verdik. Mola Cunda’nın her şeyi sevgili Çiğdem’in “su çok soğuk ama çok da güzel” uyarısını göz ardı etmekte ne büyük hata ettiğimi suya ilk atlayanların çığlıklarını duyduğumda anladım. Soğuk denince Assos’un denizi gelir aklıma, daha ötesinde bir soğukluk olacağını hayal dahi etmezdim. Denizden çıktığımda ayaklarım üşüyordu ama o keyif için değer.



Tekne turunun ardından otele geçip odama yerleştim. Hani kimi otellerde olur ya, 20 metre havuz görürsünüz aslında 2 metre çıkar. Burada öyle bir şey yok. Fotoğraflarda gördüklerim ile (facebook sayfalarından bakmıştım) karşılaştığım şeyler farklı değil. Neyse o. Sade dizayn edilmiş odamda, eksikliğini hissettiğim ya da fazlalığı ile beni rahatsız eden bir şey yoktu. Göz yormayan dekoru ile odada vakit geçirmek keyifli hale gelmiş.



Otelin bahçesinde adeta yıldızları seyrederek uykuya dalmak için hazırlanmış rahat bir dinlenme alanı ve al eline kokteylini bak keyfine tadında sığ bir havuz var. Sığ havuz fikri ilk başta itici gelse de, Mola Cunda’nın lezzetli kokteyleri ve Orçun’un tatlı sohbeti ile keyifli bir hal alıyor.

Otel dinlenmek, etrafta dolaşmak ve bir kaç kare fotoğraf çekmek için ideal bir lokasyonda yer alıyor. Hem çarşının çok yakınında hem de tüm o kalabalıktan uzak. Dilendiği zaman çıkıp fotoğraf çekip geri dönülebilecek bir yerde. Ulaşım sıkıntısı yok.

Ev sahiplerimiz ve AFF Reklam ekibi bizim için güzel bir program hazırlamış olsalar da, ben her zamanki gibi tek başıma şehri keşfetmeden dönemezdim. İkinci gün sabah 6 gibi güzel kareler yakalamak için fotoğraf çekmeyi planlıyorum ancak rahat yatağımdan bir türlü kalkamadım. Odamdan çıktığımda saat 07:30’du ve güneş çoktan yükselmişti bile. Sokak aralarında bir kaç poz çekip, şehrin üstünde yükselen değirmene doğru yollandım. Değirmen dediysem, hani şu Muhtar Kent’in kitaplığının bulunduğu restore edilmiş olan değirmen değil, karşı tepesinde öyle yalın halde ve yalnız durana. Tabii benim kapı sevdam nedeniyle sokak arası fotoğraf çekimlerin uzun sürdü ve sert ışık nedeniyle pek güzel olmayan bir kaç kare alıp geri döndüm.

Cunda sokaklarında kaybolmak, öğleden sonra gerçekleştirdiğimiz Ayvalık turunun ve go pro eşliğinde havuz partisinin detaylarını diğer yazılarda aktaracağım.

Yorum ( 2 )
  1. rahat yazar
    26/08/2013 at 12:47
    Cevapla

    Güzel bir etkinlik olmuş sanırım ve otel de gayet ferah iç açıcı duruyor. Devamını bekliyorum:)

  2. BilinmeyenRota
    27/08/2013 at 12:58
    Cevapla

    Çok keyifliydi.. Devamı gelecek 🙂

Bir cevap bırakın
Captcha Captcha güncellemek için resime tıkla

tugce makarnaci