Fatih Koparan ile Seyahat Üzerine…

Fatih Koparan ile Seyahat Üzerine…

 
 
Asya yolcuğunun etkileyici fotoğrafları ile dikkatimizi çeken, seyahatini gün gün sosyal medya üzerinden takip ettiğimiz Fatih Koparan ile seyahatleri üzerine sohbet ettik… 

Bilinmeyen Rota – T: Seyahat etmeden önceki hayatından biraz bahseder misin? Neler yapıyordun?
Fatih Koparan: Kendimi bildim bileli her fırsatta seyahat ediyorum. Turizmciyim ve Marmaris’te yaşıyorum. İşim sadece 6 ay ve kalan 6 ayda boşum. 6 ay tatilimin olması bana uzun geziler yapmak için fırsat oluyor. 18 yaşıma kadar Bursa’daydım. Bursa ve İstanbul’da uzun yıllar basketbol oynadım. Bir süre okul için İstanbul’da yaşadım ve son olarak da Marmaris’e yerleştim yaklaşık 14 senedir Marmaris’teyim. 
 
Bali’de günbatımı
T:  Ne oldu da kendini yollara vurdun? Neden sürekli geziyorsun?
F: Çocukluğumdan beri içimde olan bir şey bu yani birdenbire ortaya çıkan bir durum değil. Kendimi bildim bileli haritalara garip bir takıntım vardır. Çocukken haritalar üzerinde seyahat edip Borneo adasına ya da Galapagos adalarına seyahat ettiğimi hayal ederdim. 
Seyahat ederken hayati dolu dolu yaşıyorsunuz negatif şeyler hariç hayatta aradığınız her şey var. Onlarca güzel insanla arkadaşlık edip farklı mutfakları deneyip farklı kültürleri yaşıyorsunuz. Keşfetmeyi çok seviyorum. Seyahat ederken yaşadığım  en kötü günüm bile evde oturup televizyon izlemekten daha eğlenceli. Laos’ta hayatlarında hiç yabancı görmemiş bir köye gidip onlarla oyunlar oynamak ya da Filipinlerde bir şelale keşfedip orada yalnız başına yüzmek beni mutlu eden şeyler. Bunları anlattığımda herkes aynı tepkiyi veriyor, insanlar hayal etmeyi seviyor ama hareket etmeyi pek sevmiyorlar. Özellikle ülkemizde seyahat kültürü hala oturmamış. Özellikle gençlerde seyahat arzusu yok. Ben her gencin seyahat etmesi gerektiğine inanıyorum ve bunun bir şekilde bu gençlere aşılanması gerektiğini düşünüyorum. Seyahat eden insan her şekilde pozitif yönde değişime uğruyor ve seyahat size çok şey katıyor. Bunun ekonomiyle çok alakalı olduğunu sanmıyorum. Türk aileleri çocuklarını yalnız göndermekten çok korkuyor, aslında korkacak bir şey yok. Ben seyahatlerimde binlerce 17-20 yaş arası batılı gence rastlıyorum. Özellikle gençlerin özgüvenlerinin gelişmesine çok yardımcı oluyor. Sonuçta gencine de yaşlısına da seyahati tavsiye ediyorum, arada sırada bilinmeyen bir yerde kaybolmak güzeldir. 
 
 
T: Sen turist misin yoksa gezgin mi? Kendini hangisine yakın görüyorsun?
F: Kesinlikle turist değilim. ‘Gezgin’ demek isteyen varsa da diyebilir. Sıfatlara pek takılmıyorum aslında. Paket turlarla kesinlikle seyahat etmiyorum. Genellikle nereye gideceğime 1 gün öncesinden karar veriyorum ya da havalimanında ya da otobüs terminallerinde hatta en son Kuala Lumpur’dan Bali’ye uçuşa 3 saat kala bileti aldığımda Bali’de polis kafilesi tarafından karşılandım, bileti birkaç saat önce aldığımdan şüphelenip 30 dakika sorguladılar (muhtemelen cinayet isleyip kaçtığımı sandılar). Bir de uçakla seyahat etmeyi sevmiyorum mecbur kalmadıkça uçakla seyahat etmiyorum. Son seyahatimde Singapur, Malezya, Tayland, Laos ve yine Kuzey Tayland’ı tamamen otobüsle geçtim. Filipinler’de otobüs ve gemi kullandım. Bali adasından Labuan Bajo’ya 36 süren çok uzun bir otobüs yolculuğu yaptım en uzunu oydu herhalde.
 
Laos’ta rahiplerin şehri Luang Prabang
 
 
T: Şimdiye kadar kaç ülke gezdin?
F: Bu soru ülkemiz insanını (gereksiz yere) çok meşgul eden bir soru. Rakamlara çok takılıyorlar hatta ’15 günde 17 Avrupa ülkesi’ gibi turlar görüyorum ve çok gülüyorum. Gittiğim her ülkeyi hakkıyla gezmeye çalışıyorum ve hiç rakamlara takılmıyorum. Dünyada yaklaşık 200 ülke var ve ancak hepsine gittiğim zaman rakamı sizlerle paylaşabilirim. 
T: Çok mu zenginsin?
F: Seyahat etmek için çok zengin olmaya gerek yok. Hatta çok az parası olup gezen insanlar tanıyorum. Günlük 5 dolar harcayıp (otostop, çadır vs kullanarak) gezenler var. Ben hostellerde kalmayı tercih ediyorum ama kendimi de çok kısmıyorum. 4-5 aylık sürelerde seyahat ettiğim için dikkatli davranıyorum ama kendime de işkence etmiyorum burada ince bir çizgi var ve ben seyahatlerimde eğlenmeye özen gösteriyorum.
Kısaca seyahat etmek için çok fazla paraya ihtiyaç yok. (tabii uzun mesafeli seyahatlerde belirli bir bilet fiyatı var biraz paranızın olması gerekli) Örnek vermek gerekirse: Laos’ta bir hostelde kahvaltı, açık büfe meyve ve sınırsız içki dâhil 7 dolara kaldım. Hostel fiyatları Asya’da  2 dolar ile 10 dolar arasında değişiyor. Sadece Singapur ve Hong Kong’da biraz pahalı. Yemek fiyatları da genelde çok ucuz. Basit bir hesap yaparsak 4 aylık seyahatimde Türkiye’de harcadığım paranın yarısını harcamışım. Tabii büyük paralar harcayıp 5 yıldızlı otellerde kalabilirsiniz. Bütçe ve tercih meselesi biraz da. 
 
Tanrilarin adası Bali’de kalabalıktan uzak binlerce tapınağın olduğu ‘huzur dolu’ Ubud kasabasi da olabilir
 
T: Bir ülkeye ilk kez gittiğinde nereleri gezeceğine nasıl karar veriyorsun?
F: Ben spontane gezmeyi seviyorum. Önceden pek araştırma yapmıyorum hostellerde konuşurken edindiğim bilgiler ve edindiğim haritaları kullanıyorum. İnternet de bayağı yardımcı oluyor. Yürüyerek, bisikletle ya da motosikletle yalnız ya da hostellerde tanıştığım arkadaşlarla keşfi seviyorum. 
 
T: Sürekli seyahat eden insanları kültür farklılıkları çok şaşırtmaz. Uzun yolculuğunda seni en çok şaşırtan şey ne oldu?
F: Aslında gittiğim yerler beni hep şaşırtıyor, o sebeple Avrupa’ya seyahat etmeyi sevmiyorum. Özellikle beni şaşırtacak yerlere gidiyorum. Birçok yer var ama örnek vermek gerekirse Filipinler. Filipinler, Asya’da ki tek Katolik ülke ve dinin insanları nasıl değiştirdiğini (diğer Asya ülkeleri ile kıyaslayarak) gözlemleyebiliyorsunuz. Mesela Filipinler’de yerel diller hariç 3 dil konuşuluyor 1. Tagalog, 2. İngilizce 3. Tagilish (İngilizce ve Tagalog’un karışımı bir dil) ilk baslarda ‘Tagilish’ dilini şaka sandım ama atm’lerde bile görünce durumu anladım. Birkaç ülkenin sömürgesi olan Filipinler’de bazı sokaklara girdiğinizde kendinizi Kolombiya’ya gelmiş hissediyorsunuz. İnsanlar da soğuk Asya insanının tersine çok sıcakkanlı ve bir o kadar da tehlikeli bir ülke. Budist ülkeler kadar rahat ve güvenli değil.
 

 

T: Fotoğraflarında birçok vahşi hayvan ile samimi pozların var. Bu ilgi ya da cesaret nereden geliyor?
F: Pek de cesur birisi olduğum söylenemez ama uzun süre dağ, tepe dolaştıktan sonra bir şekilde doğayla bütünleşiyorsunuz ve garip bir şekilde içinizde korku kalmıyor ben buna ‘seyahat sarhoşluğu’ diyorum. Adrenalini de seviyorum biraz. Bazen aptalca şeyler de yapmıyorum değil ama şanslıyım şu ana kadar kötü bir anım olmadı. Bir keresinde bir fil tarafından tokat yedim o hariç. 
 
T: Bundan sonrası için planların neler?
F: Bu senenin kasım ayında Güney Amerika’ya 3-4 aylık bir gezi planlıyorum. Kuzeydeki birkaç ülke hariç tüm ülkelere gideceğim. Galapagos adaları gezimin zirve noktası olacak. Amazon nehrini de geçmek istiyorum. Antarktika da aklımda var ama bütçe durumuma göre (belki) orayı da geziye katabilirim. 
 2014  için ABD’yi motosikletle geçmeyi planlıyorum. New York’tan başlayıp California’ya bazı şehirlerde uzun sureler kalarak 4-5 aylık bir seyahat planı. Arada da Gürcistan ve Ermenistan’a gideceğim. Tabii daha önceden de dediğim gibi spontane işleri seviyorum ve her ülke listemde.

Kuzey Kutup Dairesi
Yorum ( 3 )
  1. MARTI
    07/05/2013 at 18:13
    Cevapla

    Çok güzel bir söyleşi olmuş, tebrikler.

  2. BilinmeyenRota
    07/05/2013 at 18:56
    Cevapla

    teşekkürler.. biz de hazırlarken çok keyif aldık.

  3. Çelebi Alper
    07/05/2013 at 20:58
    Cevapla

    Harika! iyi seyahatler.

Bir cevap bırakın
Captcha Captcha güncellemek için resime tıkla

tugce makarnaci