Meteora Manastırları

Meteora Manastırları

Yunanistan ana karasında Selanik’e 4, Atina’ya ise 5 saatlik mesafede yer alan Meteora manastırları, yüksek kayaların üstünde yer alıyor. Kelime anlamı havada asılı anlamına geliyormuş. Gerçekten de karşımda dikilirlerken sanki dünyayı gökyüzünden izledikleri izlenimine kapılıyorum. Bu manastırların temelini 11.yy’da yalnız kalmak ve kendini tanrıya adamak isteyen dindar kişiler tarafından kurulan ahşap yapılar oluşturmuş. Daha sonra 14.yy’da Megalo Meteoron denilen Büyük Meteora manastırının kurulmasıyla bütün manastırlar Meteora ismi ile anılmaya başlamış. Bir dönem 24 manastır faaliyetteyken, dünya savaşı ve Yunan iç savaşı sırasında hedef haline gelen manastırlardan bugün 6’sı faaliyette.

Büyük Meteoron’ın girişi

Manastırlara ulaşabilmek için Kalambaka’dan saat 09:00 veya 13:00’de kalkan otobüslerden birisine binip Büyük Meteora’nın önünde inmemiz gerekiyor. Dönüş konusunda ne yapacağımızı bilmiyoruz çünkü otobüs şöförü sadece yukarı çıkarttığını aşağıya inerken yolcu almadığını söylüyor. Yani bir araç kiralamaya ya da  taksi tutmaya mecbur bırakılıyoruz. Neyse ki yürüyüş ve trekking konusunda bir sıkıntımız olmadığı ve şansımıza havada çok güzel olduğu için bir sorun yaşamıyoruz zira Büyük Meteora ve diğer manastırlar arasındaki mesafe kmler ile ifade ediliyor.

Meteora Haritası


Her manastırın kapalı olduğu günler mevcut yani bir günde tüm manastırları ziyaret etmek imkansız. Manastırlar rahiplerin ve rahibelerin yaşadıkları olarak ikiye ayrılıyor. Bir gün içerisinde bir birine yakın ve açık olanları tercih etmek akıllıca olacak ancak bizim yarım günümüz var ve tüm manastırları görmek istiyoruz.

Büyük Meteora Manastırı


Büyük Meteora manastırına ulaşabilmek için  tahminen 100 basamak indikten sonra 200 tane daha çıkmamız gerekiyor. Etrafa bakıp, turistlerin fotoğrafını çekerken saydığım basamakların rakamını karıştırıyorum. Manastıra giriş ücreti 2€ ve Sultanahmet’in girişinde belimize bağladıkları etek gibi burada da bir etek giymemiz gerekiyor. İçeride yaşayan rahiplere saygı göstermemiz gerekiyor.

Büyük Meteora’ya giden merdivenler

Büyük Meteora manastırında rahip göremiyorum sanki turistler için yapılmış bir mekan gibi.. İçinde yaşanmışlık yok gibi ya da turistler için açılmış kısımlar öyle hissettiriyor. Özellikle eski mutfak ve tabloların bulunduğu salonlar tamamen müze izlenimi uyandırıyor. Çok hoşlanmıyorum buradan çünkü hiçbir yerde tarihi  ile ilgili ya da o şeyin neden orada olduğu ile ilgili hiçbir bilgi bulunmuyor. Turist gruplarının yanına sıkışıp bir şeyler öğrenmeye çalışıyoruz ama çok yardımcı olmuyor. En ilginç kısmı olan kuru kafaların bulunduğu oda büyük ilgi görüyor ancak burada da hiçbir açıklama bulunmuyor. Daha sonra yukarıda gördüğüm bir tablonun altındaki şiirden ne olduğunu anlıyorum. Burada yaşayıp ölen rahiplerin kemiklerini ve kafataslarını bir arada saklıyorlar ve Tanrı bir gün gelip onları yeniden canlandıracağına inanıyorlar. Manastırın en ilgi gören kısmı tabiki terası. Karşılaştığımız muhteşem manzara karşısında dilim tutuluyor. Bir süre hiçbir şey konuşmadan sadece seyretmek ve meditasyon yapmak istiyorum ama turistlerin gürültüsünden ve fotoğraf çektirme telaşları yüzünden pek mümkün olmuyor. İlk video denememizi gerçekleştiriyoruz ancak kamera karşısında konuşamadığımı farkediyorum ve başarısızlıkla sonuçlanıyor.

Rahiplerin kafatasları
Yunan Türk savaşını tasvir eden bir tablo

Roussanou Manastırı


Yolumuzu Roussanou Manastırı’na çeviriyoruz. Yürüyerek ulaşabileceğimiz ve en yakındaki manastır burası. Yaklaşık 3,5 km ama yokuş aşağı olduğu için sorun yok zaten bu manzarayı iyice zihnime kazımak istiyorum.  Muhabbet edip, etrafa bakarken nasıl vardığımızı bile anlamıyorum.Yukarıya çıkmak için yine yaklaşık bir 200-300 merdiven bizi bekliyor. Ama önce bir sandviç molası veriyoruz. Burada çok fazla turist yok nedenini ise yukarı çıkınca anlıyorum. Burası diğer manastırlar kadar büyük değil, turist grupları hem sığmaz hem de rahatsızlık verir. Büyük Meteora’da yaşadığım hayal kırıklığının ardından buradan hiç ayrılmak istemiyorum acaba rahibeler akşam yatıya kabul eder mi diye aklımın bir köşesinden geçiyor. Rahibede olsa kadın her zaman kadındır. Manastıra kadın eli değdiği daha içeri girerken belli oluyor. Bir manastır ancak bu kadar güzel dekore edilebilir, bir bahçe ancak bu kadar renkli olabilir. O bahçede bir kahve içebilmek ve kitabımdan bir kaç sayfa okuyabilmek için neler vermezdim.. Hızlıca ayrılmamız gerekiyor daha yetişmemiz gereken bir manastır var. James Bond filminin çekildiği manastıra gitmemiz lazım gün bitmeden. Yetişebileceğimizden şüpheliyiz ama denemeye değer.

Roussanou Manastırı Bahçesi


Roussanou Manastırındaki çiçekler



Bu sefer yol uzun süre kısıtlı. Yine sayısını bilemediğim merdiven tırmandıktan sonra üst yola varıyoruz ve vakit kaybetmemek için hem yürüyüp hem de otostop yapmaya çalışıyoruz ancak kimse almıyor. Ayias Trias Manastırı’nın önüne vardığımızda kapanması için 10 dakika kalmış ve malesef içeri giremiyoruz. Önündeki tepeden manzarayı seyretmekle yetiniyoruz. İçeride neler olduğunu hayal etmeye çalışıyorum. Diğerlerinden çok da farklı değildir diyerek birbirimizi avutuyoruz. Artık manastırlar kapandığı için geriye dönmemiz gerek ancak hiçbir toplu taşıma aracı olmadığı için yürümek gerek. Manastırın önünden aşağıya inen kestirme patikayı gözden kaçırıp, araç yolundan (uzun yoldan) devam ediyoruz. Haritada patikayı farkettiğimde ise iş işten geçmiş oluyor, hali hazırda bir kaç km yürüdük bile. Neyse ki yolun son 2-3 km’sinde Amerika’lı yaşlı bir çift bizi aracına alıp, şehir merkezine kadar bırakıyor. Aklımızda yüzleri, kulağımızda ise kahkahaları kalıyor… 

Yorum ( 4 )
  1. Erkut O.
    16/12/2012 at 21:48
    Cevapla

    HArika bir görülmesi gereken yer noktası. Bhutan manastırları benzeri özellikleri var. teşekkürler. güzel bir gezi ve yazı.

  2. CT
    17/12/2012 at 00:02
    Cevapla

    Yazıyı beğenmenize sevindik. Biz teşekkür ederiz.Gerçekten de güzel yerler Meteora ve Yunanistan. Bhutan ölmeden önce görmek istediğimiz yerler arasında ama ne zaman fırsatını buluruz önümüzdeki aylar gösterecek.

  3. Banu Conker
    09/01/2013 at 21:25
    Cevapla

    Meteora’ya gittiğimde çok sıkıldım. Oradaki enerjinin beni boğduğunu hissettim. Ben kiliseleri, katedralleri çok severim, hatta uzun süre oturabilirim, yurtdışında yol üstündeki her kiliseye girerim, ama orada duramadım. Neden duramadığımı kurukafaları gördüğümde anladım ve kendimi dışarı attım. Orada inanılmaz ölü bir enerji var, bence kimse orada mutlu değildi.

    • CT
      11/01/2013 at 16:37
      Cevapla

      Great meteora biraz turistik bir mekan oldugu icin ben de sıkılmistim ancak oradan cikip diger manastirlara yurumek, cevreyi kesfetmek ve Roussanou manastirinin o guzelim bahcesini gormek cok keyifliydi. T.

Bir cevap bırakın
Captcha Captcha güncellemek için resime tıkla

tugce makarnaci