Van Gogh Müzesi – Amsterdam

Van Gogh Müzesi – Amsterdam
vangogh
Van Gogh’un resimleri her zaman beni büyülemiştir. Kullandığı renkler, tarzı..  Onun tablolarına bakarken başka bir dünyanın içerisine dalıyorum.. Bu yüzden Van Gogh müzesi benim için olmazsa olmaz yerlerden birisiydi. İçerisi cıvıl cıvıl.. Sezon sonu olmasına rağmen oldukça kalabalıktı. Okullar 10-15li gruplar halinde dolaşıyor içerisini, 4 yaşında çocuklar bile vardı ama rahatsız olmuyorsunuz hiç, gürültü patırtı yapmıyorlar.
 4 katlı koskocaman bir bina.. En alt katta ilk resimlerinden başlayarak, üst katlarda doğru olgunluk resimlerine doğru ilerliyorsunuz. Bir yandan hayatıyla ilgili ilginç kesitler okuyor bir yandan da tablolarını inceliyorsunuz.  Van Gogh’un beğenmediği bir resimin üzerine başka bir resim yaptığı bilinir, duymuşsunuzdur. İşte o tabloyu ve altındaki resimi burada görebilirsiniz. Benim en ilgimi çeken kısmı Japon sanatından etkilenip, o tarzda yaptığı çalışmaların sergilendiği bölümdü.
Tabloları gerçekte görmek apayrı bir his.. Hiç öyle fotoğraflardan, kitaplardan, internetten göründüğü gibi değil.. Görünce diyorsunki işte bu adam gerçekten bu işte usta, o zaman anlıyorsunuz neden eserlerinin milyon dolarlara alıcı bulduğunu, sorgulamıyorsunuz.  Öyle bir kaptırmışımki kendimi Van Gogh’un hayatını parça parça duvarlardan okumaya, öyle bir dalmışımki onun dünyasına öldüğü kısımda gözümden yaşlar süzülmeye başladı. Tabi, C durur mu “Hahaha, yeni mi öğrendin öldüğünü?” diye espriyide patlatıverdi.  Bu konuda daha fazla birşey söylemek istemiyorum. Mesaj alınmıştır umarım..
Not: Hediyelik eşya dükkanı çoooook güzeeeeeel.. Kendimi kaybettim resmen, 45 dakikamı  1 saatmi harcadım bilmiyorum. Beğendiğiniz ne varsa oradan alın, ben bunları dışarıda görmüştüm zaten ordan daha ucuza alırım demeyin. Sonra benim gibi çok üzülürsünüz çünkü dışarıdakiler aynı kalitede değiller. Van Gogh ile Rijksmuseum arasında ortada Iamsterdam yazısının hemen karşısında müzelerde satılan hediyeliklerin satıldığı ayrı bir dükkan var, bir tek orada belki bulabilirsiniz. 
 
Van Gogh müzesi gitmeyi daha Türkiye’deyken planladığımız 3-4 yerden bir tanesi. Sonuçta kalkıp Amsterdam’a kadar gidip Van Gogh tablolarını görmemek biraz ayıp olur gibiydi. Giden herkesten kapısında çok fazla kuyruk olduğunu erken gitmemiz gerektiğini duyunca sabahın bi köründe kalkıp gitmeye karar verdik. Tabi nasıl bir korkuysa gittiğimizde müze henüz kapalı ve önünde tek kişi bile yoktu. Bizde etrafı biraz turlayıp kapıların açılmasını beklerken birşeyler atıştıralım diyerek yürümeye başladık. Kapıların açılış saatinde geri döndüğümüzde ne görelim kuyruk olmuş. Ama anlatıldığı gibi olmadı uzun kuyruğun hepsi 15-20 dakika gibi kısa bir sürede içeriye alındı. Tablolar hakkında söylenecek hiçbirşey yok. Hepsi nefes kesici. 4 katlı binada yukarı çıktıkça daha iyi, daha meşhur tablolarını görüyorsunuz Van Gogh’un. Çok güzel bir deneyim Van Gogh müzesi. Tüm o tabloları o kadar yakından incelemek. Yakınına gittikçe tabloların fotoğraflarından ne kadar farklı ne kadar yetenek işi olduğunu daha iyi anlıyorsunuz ve benim gibi resim yapma kabiliyeti cin aliden ileriye gitmeyen biriyseniz yerinize çakılıp kalıyorsunuz bu dahi karşısında.
 
Yorum ( 2 )
  1. Fatih Topçu
    24/05/2015 at 10:40
    Cevapla

    bu resim beni de hep büyülemiştir.. izlemediyseniz Doctor Who Series 5 Episode 10, Vincent and the Doctor ADLI BÖLÜMÜ İZLEYİN, DELİLİKLE DAHİLİK ARASINDA GEZİNEN VAN GOGH’U OYNAYAN Tony Curran muhteşem bir performans sergilemiş.. Ayrıca Van Gogh 500 Görsel Eşliğinde Yaşamı ve Eserleri kitabında da bu dahil çok sayıda eserinden Ufak Ufak hikayeleri ile bahsedilmiş.. kesinlikle tavsiye ederim.. özetle Van Gogh candır 🙂

  2. Esra
    24/02/2016 at 09:04
    Cevapla

    Merhaba. güzel bir yazı olmuş, emeğinize sağlık fakat sormak istediğim bir nokta var. ben van gogh’un resimlerini hatta eskizlerini beğenmediğinde onları yeniden boyayarak başka bir şeyler ortaya çıkardığını sanmıyorum. çünkü saatlerce uğraştığı tabloları, eskizleri beğenmediğinde onları yok ederdi. bu yüzden beğenmediği bir resmi tekrar boyamak, sonradan üzerinde köklü değişiklikler yapmak onun tarzıymış gibi anlatırsak, bu yanlış olur. burada paylaştığınız yapıt (bedroom in arles), beş çalışmadan biri. üç yağlıboya tablo ve iki eskiz çıkarmıştır zamanında. “işte o tabloyu ve altındaki resmi burada görebilirsiniz” derken neyden bahsettiniz? bu tablo sonradan değiştirilmiş bir eser değil ki, beğenilmeyip üzerine yeniden boyama yapılmış bir eser değil. acaba şeyi mi anlatmaya çalıştınız; duvarlardaki resimler de bilinen resimler, yani buraya biraz dikkatle bakınca rüya içinde rüya olduğu gibi resim içinde resim olduğunu görüyoruz. ben açıkçası buraya takıldım, çünkü anlamadım. aydınlatırsanız gerçekten çok sevineceğim. sevgilerle 🙂

Bir cevap bırakın
Captcha Captcha güncellemek için resime tıkla

tugce makarnaci