Volkan Şekerci ile Dikey Seyahatler

Volkan Şekerci ile Dikey Seyahatler

 

Volkan Şekerci, bir dikey gezgin aynı zamanda bir AKUT sporcusu ve gönüllüsü. Yolculukları gökyüzünden yeryüzüne doğru gerçekleşiyor. Önümüzdeki günlerde de bir rekor denemesi gerçekleştirecek… Volkan ile dikey gezileri hakkında konuştuk…

Merhaba Volkan,

Bir çok insan seni haberlerden gerçekleştireceğin rekor denemesi ile tanıyor. Bize rekor denemenden biraz bahseder misin?

Herkes PR olayları vesilesiyle Felix’in atlayışına odaklanmış olsa da asıl saygı uyandıran ve gerçek hardcore şartlardaki rekoru 1996 yılında efsane paraşütçü Patrick De Gayardon 41.650 feet’le (13bin küsür metre) kırdı. Bu atlayışta hiçbir oksijen desteği olmadan, sadece -60 derece soğuktan kendisini koruyan bir kıyafetle, insan fizyolojisinin dibine vura vura yaptı. Benim amacım elbette bu oksijen desteği olmayan en yüksek irtifa rekorunu, Everest dağının iki katı yüksekten atlayarak kırmak.

 

Oksijen desteksiz bir atlayış olacak dedin. Ben scooter kullanırken bile biraz hızlanırsam zar zor nefes alıyorum. Sen nasıl nefes alacaksın?

Almayacağım 🙂 Üniversitelerde hep şu acaip örneği verdim; arabayla çok hızlı giderken kafanızı camdan çıkarırsanız nefes alamazsınız. Bunun nedeni çok oksijen değil, arabanın aerodinamik olarak yardığı düzensiz türbülanslı havayı solumaya çalışmaktır.

Hedef 15bin metreye kadar uçak içerisinde çift donanımla oksijen soluyup, çıkıştan önce bu desteği bırakmak. Bu süre boyunca çalışmalar hep ulaşacağım 600 kmlik dalış süratiyle, solunabilir yüksekliğe kadar nefesimi tutmak. Bunun için de serbest dalış rekortmenimiz Şahika Ercümen ile birlikte çalışacağız. Aynı zamanda basınç odası testleri, yüksek irtifa test atlayışları falan olacak. Elbette bunu yaparken yanımda iki oksijen destekli paraşütçüler de yer alacak. Birisi sadece atlayışı görüntülerken diğeri herhangi bir acil durumda (ki insan beyninin oksijensiz o irtifada 15 saniyelik ömrü var) bana yardım etmek. Hava çok ince olduğundan herhangi bir skydiving kumandası da söz konusu da değil, varsa da çok az. İşin açıkçası gerçekten çok çok zor bir deneme.

volkansekerci

 

 

İyi de neden yapıyorsun bunu? Hatun mevzusu mu?

Bilimsel nedenlerle yapıyorum öncelikle. Nasuh Mahruki ile konuşurken en çok vurguladığımız, verdiğim röportajlarda sürekli belirttiğim şey bunun bir “deneme” olduğu. Bu aslında insan fizyolojisinin ne kadar öteye gidebileceğini de tıp tarihine değerli çalışmalarla sunacak güzel bir çalışma. Öte yandan zamanında İda olarak benimsediğim özel bir durum var, ama artık hiçbir önemi olmadığından sadece ait olduğum, ruhumu uçurtmamla bulutlara dokunmaya çalışan o yaramaz çocukluğumdaki hale getirmeye çalışıyorum. İnsanlar zaten kolaya koşuyor, benim insanlarla işim yok artık. Ancak ve sadece  bu güzel insanlara beni buraya kadar getirdikleri için teşekkür edebilirim. Umarım herkes mutlu olur ve ben yere indiğimde bu  ülkede de güzel ve ilham veren şeyler olabildiğini insanlara gösterebilirim.

Beni çok cesaretlendiren, düştüğümde kaldıran, terli alnını öpüp tüm projelerden feragat ederek sabahlara kadar yardım ettiğim bir kadın vardı. Onun hakkını elbette ödeyemem. Ama şu anda gerçek Volkan oldum ve dostum, ortağım Barbaros Şansal gökyüzü defilesi, kitabım, senaryom dahil her iş coştu gitti. Demek ki ağırlıklardan kurtulmak ve kim olduğunu hatırlamak gerekiyormuş. Naçizane tavsiyem insanların nefes alan canlılara değil, gerçek hedeflere koşması.

Peki bu sevdan yüzünden dünyanın farklı yerlerinde bulundun mu? Nerelere gittin?

THK Paraşüt Okulu’nda çalışırken milli takım çalışmasıyla Rusya ve Avrupa Şampiyonasında  Çek Cumhuriyeti’nde bulundum ama bunlar sadece yarışma atlayışlarıydı. Şimdi amaç yüksek irtifanın olduğu Himalayalardaki paraşütçü dostlarla da bir şeyler gerçekleştirmek. İnanamazsın, müthiş epostalar alıyorum. Bu beni motive ettiği kadar egomu törpüleyen, mental hazırlığımı güçlendiren de bir şey. Ya aslında benim açımdan dünya turu hep vardı, şu işler olsun ilk amaç dünyasnın her yerinde en yüksek atlayışları yapmak.

Arkadaşların facebook hesabında son bir görüşseydik gibi yorumlar yazıyorlar. Ölmekten korkmuyor musun?

Onlar benim gökyüzünde 18 yıldır olduğumu bildiklerinden işi biraz geyiğe vuruyorlar, o kısım ayrı J Dilekçeyle başvurup özellikle talepte bulunmadığım bu hayattaki bedensel varlığımın sona ermesinden bahsediyorsan ölüm olarak, hayır. Ama doğrudan korkuyor musun dersen cevabım her zaman evet. Dünyada korkusuz olduğunu söyleyen her insan yalan söylüyordur. Korku iyidir, refleksleri hızlandırır, bedensel yetileri kuvvetlendirir. Mesela hepimiz bir gece odadaki sandalye üstündeki montun gölgesini canavar sanıp korkan çocuklarız. Ben uçurtma uçuran nesildenim. O ışığı açarsan onun bir canavar değil, sadece mont olduğunu görürsün. Amaç da burda o ışığı açmak. Çok riskli bir şey yaptığımın farkındayım ama bir amaca kendini adamak, bir yerlerde kamp yapmaktan daha keyifli. Hangarımın yanında ben yine ateşimi yakıyor ve uçsuz ormanlarda yürüyüp bir yerlere varıp kamp atıyorum. Bunu bence şehirde lüks ötesi yaşayıp, arazi aracından 500 metre uzaklaşamadan blog yazarak insanlara yanlış bilgilerle akıl vermeye çalışanlara, kendini maceracı göstermeye çalışanlara sormalısın 🙂

volkan-sekerci

Oldu da, paraşüt açılmadı…  Nasıl anılmak istersin?

Olay paraşütün açılma olasılığı olsa keşke. Everest dağının iki katı yüksekte hava neredeyse yok, hava sıcaklığı -70 derece, o anki stres, başarma içgüdüsü. Bu mental bir savaş. Paraşüt her zaman açılır, o katlamayla alakalı, yedeğim de var, en son düşüneceğim o olur herhalde J

Ben düşlerinin peşinden koşan, uçurtmasıyla bulutlara dokunan, bir kere gerçekten aşık olmuş, hayatta sevdiği işi her aşama ve seviyede yıllarca yapmış bir yaramaz çocuğum. Elbette iyi anılmak isterim ama anılmayacağım çünkü buna gerek kalmayacak, indiğimde konuşalım bunu da.

Öte yandan 5 ay sonra baskıya girecek kitabımın başında bir ithaf var. Der ki “dum spiro spero” yani “nefes aldıkça umut ederim”. Bir de “İda’ya” yazıyor. Onun da gittiği yer benim kalbim, hiç kimse, ya da nesne değil. Bir umut veya beklenti hiç değil. Ben o ithafı ruhumda taşıyorum, inandığım bir şeydi ve yok olup gitti. Tüm atlayışımı da geçen sene Fransa’da wingsuit atlayışında hayatını kaybeden can dostum, takım arkadaşım kalp cerrahı Mehmet Susam’a ithaf ediyorum. Olması gerektiği gibi, göklerde ve özgürce yaşıyor şuan. Bir halt olursa da illa anmak isteyen öyle ansın ve bu gibi şeylere hiç girişemeyecekler sussun, çünkü bu ülkede biliyorsun herkesin her konu hakkında kesecek ukala bir ahkamı var. Ben kötü bir insan olmadım hiç.

Hani hep sorarlar ya, ıssız adaya düşsen yanına alacağın 3 şey nedir diye. Sen atlarken yanına alacağın özel bir şey var mı?

Survival eğitimi almış, yıllarca doğanın en ıssız yerlerinde yaşamış bir adama soruyorsun, bir bıçak ve ayna parçası yeter. Ama en sevdiğim soru olduğu için lüks cevap vereyim, bir uydu telefonu, bir magnezyum çubuğu ve bir çakı. Bu soruya cevap verip geçiştirdiğim için mutluyum. Senin sorduğun kısma gelirsek gökyüzünde yanında olan tek şey ruhun. Ekipman olarak sorarsan bahsettiğim gibi kaskım, soğuktan koruyucu tulumum ve paraşütüm var. Ama ayrıca bir şey daha olacak yanımda, bana hep güç veren ve şuanda bile cebimde taşıdığım deri kılıfı içindeki bir bira açma halkası. Manası derindir, güç katıyor. Onun dışında şey olmayacak, zaten inanmayı seçtiğin şeylerin manevi gücünden başka da şeye ihtiyacın yok yukarıda…

Türkiye’de sponsor bulmak epey zor. Sen bulabildin mi? Yabancı olsaydın daha farklı olur muydu?

İnanılmaz şekilde çok fazla istek var, her yerden röportaj istiyorlar ben geçen gün 400 arkadaşlık isteğini tek saatte kabul ettim. Yaptığım şey, sıradan bir yarışma işi değil, işin ucunda efsane olmak ya da altının bezinin değiştirilmesi var. Ama gerçekten Nasuh Mahruki, Şahika Ercümen, Namık Ekin, Ali İsmet Öztürk gibi kendi konularında en iyiler bana inanıp yanımdalarsa zor olmayacaktır diye düşünüyorum. Yahu başkası olmazsa, yurtdışından buluruz, amacımız rekoru kırmak, parayı alıp bir şeyler denemek değil J Şuan 4 büyük şirket var, toplantı yapıp değerlendireceğiz. Şuan tamamen mental kısmındayım olayın.

 

Volkan’ın hazırlık sürecini ve atlayışını sosyal medya hesaplarından takip edebilirsiniz.

web : volkansekerci.com ve dikeysanatlar.com

instagram : volkansekerci

facebook : volkan şekerci

 

Bir cevap bırakın
Captcha Captcha güncellemek için resime tıkla

tugce makarnaci