wat-arun

Bangkok‘da görülmesi gereken 10 yer arasında yer alan Wat Arun manastırı turistlerin en gözde mekanlarından.  Muhteşem mimarisi ve manzarası ile gözleri kamaştıran manastır Chao Phraya nehrinin üzerinde yer alıyor.

Wat Arun’a ulaşmak için Taksin’den bota biniyorum. Kısa bir nehir turunun ardından işte buradayım.


Geniş bir alana yayılan manastırın bahçesinde ve çevresinde daha küçük manastırlar, dinlenme, yeme içme ve hediyelik eşya standları mevcut.

Manastırlara girebilmek için belirli kılık kıyafet yönetmeliğine uymak gerekiyor. Kısaca tarif etmek gerekirse camiye gider gibi gitmek gerek; dizler gözükmeyecek, kollar ve omuzlar örtülü olacak, ayakkabılar çıkacak. Neyse ki yanımda arkadaşımın hediye ettiği şal varki her yere rahatça girebiliyorum. Yanında olmayanlar için sıkıntı yok satan ya da kiralayan standlar mevcut.

Manastırın kendinden çokça söz ettiren merdivenlerini çıkmak zor, inmek ise ölümüne korkunç. Bir an inmesem burda ne kadar idare edebilirim diye düşünmedim değil.

Manastırın kendisi bir harika ama ben her zamanki gibi gizli saklı köşelere girmeye bayılıyorum. Bahçeden çıkıp arka sokaklara daldığımda monkların yaşadıkları bir alana ulaşıyorum. Çok az ingilizce bilen genç bir monk adayı ile sohbet ederken tahta yılanla beni korkutmaya çalışan arkadaşının elinden yılanı kapıp onlara doğrulttuğumda sanırım sempatilerini kazanmış olacağım ki meraklı bakışlarla süzdüğüm avluya beni davet ettiler. Aaa ne değişik bir yer diye oraya buraya soktuğum burnumu gören bir monk (hocaları olsa gerek) beni dışarı attı. Meğersem yasak bölgeymiş. Halbuki ben davetleydim ama özür dileyerek çıktım.

Yarın ki Loy Krathong festivalinin nerede ne zaman olacağını sordum genç monka. Kırık İngilizcesiyle anlattı yeri zamanı. Onlar da katılacaklarmış sanırım. Yarın görüşürüz dedi ben ayrılırken.. Sanırım yarın bir monkla randevum var???

CEVAP VER

Yorumunuz
Adınız