Panama’ya Göç Edenler – İpek Evci

0
537
DCIM107GOPROG0130108.JPG

İpek, 35  yaşında Panama’da yaşayan bir Türk vatandaşı. İpek Türkiye’deki yaşamını geride bırakıp Panama’ya göç etti. Bu süreç nasıl oldu, Panama’ya göç süreci ve Panama’da yaşam nasıl merak ettim ve İpek ile keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.



Merhaba İpek,
Tanımayanlar için bize biraz kendinden bahseder misin?

Merhaba, ben İpek Evci. Gezmeyi, bilmediğim yollara gitmeyi hep sevdim, hep bir fırsat kolladım yeni kaçışlar için. Ama tabi yolların bu kadar uzağa gideceğini, bir gün o yolun sonunda bir evim olacağını hiç tahmin etmedim.  Bundan yaklaşık 2 sene önce yurt dışında gezmenin yerini yurt dışında yaşamak aldı bizim için. 10 senelik özel sektör kariyerim, tatil için fırsat ve uçak bileti yakalamaya çalıştığım günlerim çok güzel bir sebeple son buldu. Uzaklara olan tutkumuz bir  yuvaya dönüştü ve Orta Amerika’nın tropik cenneti Panama‘ya yerleştik. Çekirdek ailem; 3 yaşındaki oğlum ve eşimle birlikte doğup büyüdüğümüz topraklardan çok uzakta, okyanusların arasında bu küçük ülkeyi yeni evimiz olarak sahiplendik. Bütün bir kıtaya hakim olan Latin Amerika kültürünü tanımak, hayatımıza giren yeni bir dilin sürprizlerine açık olmak ve keşfedilmeyi bekleyen yeni rotaların hayalleri ile hayatımız macera dolu bir sürece girdi. Biz de ailecek bu süreçte yaşadığımız her anın tadını çıkararak, öğrenerek, yeni anılar biriktirerek yol alıyoruz. Ve ben elimden geldiğince yaşadıklarımızı blogumda paylaşıyorum, sanırım bu şekilde uzakları yakın ediyorum kendime.

 

Şu an neredesin, nerede yaşıyorsun? Nasıl bir hayatın var?

Şu an Panama City’de yaşıyoruz, Panama’ya göç edeli yaklaşık 2 sene oldu. Oğlum 1,5 senedir okula gidiyor. İspanyolca ve İngilizce konuşmaya başladı. Ben de yıllardır arzuladığım kahvemi alayım, hobimle uğraşayım aşamasındayım. Fotoğraf çekiyorum, bu alana özel bir ilgim var. Ve çektiğim fotoğraflarla birlikte seyahatlerimizi, tecrübelerimizi yazıyorum. Tabi diğer taraftan da 35 yaşımda tekrar öğrenci oldum, İspanyolca öğreniyorum.

Yaşadığımız ülkeyi sevdik, Panama’da gayet mutluyuz.

 

Panama’ya göç etmeden önce nerede yaşıyordun? Neler yapıyordun?

Panama’ya göç etmeden önce İstanbul’da yaşıyorduk. Özel bir şirkette İnsan Kaynakları Müdürü olarak çalışıyordum, aslında kariyerimde hedeflediğim bir noktadaydım. Sonra bir gün eşime bir teklif geldi ve denersek ne kaybederiz ki deyip çıktık yola.

 

Panama’da yaşam nasıl? Ülkede ve kültürlerinde, kısaca yaşamda farklılıklar var mı?

Dediğim gibi biz başkent Panama City’de yaşıyoruz. Panama City ülkenin diğer şehirlerine göre daha modern, gelişmiş ve güvenli. Bir çok büyük şirketin Orta ve Güney Amerika merkezlerinin burada olmasının bunda büyük bir payı var tabi ki. Ülkedeki vergi sistemi sebebiyle Panama şirketler için avantajlı konumda. Panama’da mevsimler de insanlar da sıcak. Ülkede mevsimler 2 şekilde tanımlanıyor, yağışlı ve yağışsız dönem. Ocak- Nisan arası yağışsız dönem, Mayıs- Aralık arası ise yağışlı dönem. Ama ortalama sıcaklık hep 28-30 derece, diyorum ya sıcak ülke, tropikal iklim. İnsanlarına gelirsek; gelir seviyeleri genelde düşük, ağırlıklı olarak hizmet sektöründe çalışıyorlar. Ülkede yaşayan expat aileler ile gelir seviyesi farklılıkları var tabi ki ama bu durum hayatın akışında sıkıntı yaratmıyor. Bu konuyla ilgili bugüne kadar hiç rahatsız olacağımız bir deneyim yaşamadık. Halk eğlenmeyi, dans etmeyi çok seviyor. Bir karnaval, kutlama varsa asla kaçırmıyorlar. Haftanın 6 günü çalışıyorlar, Pazar günlerini de genelde plajlarda gündüz deniz keyfi yapıp akşam saatlerini ise dans edip müzik dinleyerek  geçiriyorlar.

Panama yemyeşil bir ülke, tropik yağmur ormanları ile çevrili. Atlantik ve pasifik denizlerine kıyısı var. Dilerseniz hafta sonu 2 saatlik sürüş mesafesi ile Karayiplerde yüzebiliyorsunuz, dilerseniz pasifikte sörf yapıyorsunuz.

Panama küçük bir ülke, neredeyse Marmara bölgesi kadar. Ülkenin nüfusu 3-3,5 milyon civarında, bunun 3’te 1’i de Panama City’de yaşıyor zaten.

Panama halkı Latin Amerika genlerinden sanırım işlerini ağır ağır yapmayı pek seviyorlar. Tabi bu durum bizim pratikliğimize, tez canlılığımıza, sabırsızlığımıza o kadar ters ki ilk dönemlerde adapte olabilmek için büyük çaba harcadım. Vesikalık fotoğraf için 45 dakika sıra beklemek mi istersiniz, cüzdanını düzenlediği için 10 dakika bankamatikte oyalanan mı… Örnekler o kadar çok ki. Mesela; eşyalarımızı taşıdığımız dönemde, eski dolabımızı monte edebilmek için benden kullanım kılavuzu istediklerinde şok olmuştum. Bizim marangozlarımızın gözü kapalı yapacağı dolabı, 3 farklı ekip 2 gün sonunda anca bitirdiğinde neden kılavuz istediklerini daha iyi anladım tabi ki.

 

Panama’ya göç etmek için gerekli izinleri almak nasıl? Tüm bu süreç nasıl işledi?

Panama’ya göç sürecimizi eşimin şirketi takip etti çünkü yasal olarak burada kadrolu olarak çalışıyorsanız oturma hakkını direk olarak elde ediyorsunuz. İlk 6 ayda geçici sonrasında da 5 yıllık oturma belgesini alıyorsunuz.

Panama’ya vize yok ve 6 ay kadar uzun bir süre turistik izin var. Ama yerleşmek isterim derseniz eğer; belli şartlar doğrultusunda ülkede yatırım yaparsanız oturma hakkı kazanıyorsunuz. Panama ve Türkiye arasında sıcak bağlantılar var, bu tip süreçler hükümetler tarafından da destekleniyor. Veya dediğim gibi bir çok büyük şirketin merkezi bu ülkede, dilerseniz onlar aracılığıyla da ülkede çalışma ve oturma şartı elde edebilirsiniz. Bu şirketlerden bazıları İspanyolcayı zorunlu tutsa da bunu şart koşmayan şirketler de var. Ülkede 5 yıllık oturma izninizi tamamladığınızda vatandaşlık için başvuru yapabiliyorsunuz.

 

Bu süreçte yol almak nasıldı? Yaşadığın sıkıntılar oldu mu?

Olmaz mı, resmen komediydi. Bilmediğiniz bir dil, kültür, mevsim, kısacası hiçbir şey bilmiyorsunuz. İnsanlar sadece İspanyolca konuşuyor, suyun bile İngilizcesini bilmiyorlar. Türkiye’deki gibi anlamaya, yardım etmeye de çalışmıyorlar. Siz İngilizce soruyorsunuz ya cevap vermiyorlar ya da kafalarına göre İspanyolca bir şeyler anlatıyorlar. Benim şansıma eşyalarımızın Türkiye’den geldiği ve yeni evimize taşınacağımız dönemde eşim bir iş seyahatindeydi. Olmayan İspanyolcamla taşınma kısmını tarzanca hallettik desem yeridir. Tam her şey yoluna girdi derken akşam Efe ile yatmaya hazırlandığımız saatlerde evin çeşmelerinden birisi patladı. Apartman sistemleri farklı, kapatabileceğiniz biz vana yok kapınızın dışında, oluk oluk su akıyor her yere. Biz tabi mecburen sırılsıklam bir şekilde pijamalarımızla güvenliğe gidip yardım istemek durumunda kaldık. Kendimi çaresiz hissedip kucağımda çocukla ne yapıyorum ben burada dediğimi hatırlıyorum. Bir şekilde hallettik tabi ki çeşme işini, şimdi gülümsüyorum başımıza gelenlere ama inanın yaşamak o kadar da komik değildi.

Panama’ya göç eden İpek ve oğlu

Yeni insanlar, yeni çevre, tüm alışkanlıklarınızın değişmesi ilk dönemde elbette zorluyor. Ama yavaş yavaş, biraz da kendiliğinden gelişiyor tüm süreç. Biz hiçbir zaman zorlama ilişkiler, samimiyetler taraftarı olmadık, o yüzden yavaştan aldık tüm süreçleri. Zamanla anlaşabileceğiniz, vakit geçirebileceğiniz insanlar alıyor yerlerini hayatlarınızda. Ama tabi bu tip süreçlerde önemli olan birbirinize kenetlenebilmek, destek çıkabilmek. Bazen eş, bazen de arkadaş olabilmek. Zorlandığımız, yalnız kaldığımız, moralimizin bozulduğu zamanlar tabi ki oldu, ama bi şekilde hepsinden dersler çıkardık, düzlüğe çıktık. Özellikle sağlığınızla ve çocuğunuzla ilgili sıkıntılar sizi daha derin sarsıyor. Evde anne ve babanın hasta olup çocuğa bakacak kimsenin olmaması, komşu teyzeden sıcak bir çorba gelmeyeceğini bilmek bozuyor moralleri zaman zaman.


Panama güvenli mi?

Bence güvenli. Tabi ki duyduğumuz rahatsız edici olaylar oluyor her ülkede olduğu gibi fakat ben hiçbir sıkıntılı durum yaşamadım. Sadece expatların olduğu bölgeler için söylemiyorum, biz bolca yerel halkın da olduğu alanlarda vakit geçiyoruz. Zaten plajlarda hep birlikteyiz. Ülkenin Colon şehrinde zaman zaman taşkınlıklar, eylemler ve ayaklanmalar olabiliyor fakat polis bu tip durumlarda çok katı, direk müdahale edip olayların büyümesini engelliyorlar.

Panama  pasaportunun Türk pasaportuna göre avantajları var mı?

Panama vatandaşları Avrupa Birliği üyesi ülkelere vizesiz giriş yapabiliyorlar. Sanırım bizden en büyük farkları bu. Panama vatandaşları Dünya’da seyahat özgürlüğü sıralamasında 36. sırada, Türkiye ise 49. sırada yer alıyor.

 

Panama vatandaşlığı alacak mısın?

İlk aşamada Panama’da 5 sene oturursak eğer Oturma İzni alma hakkımız oluyor, ona başvurabiliriz. Ama tabi çok da uzun vadeli planlar yapmıyoruz. Hayat bu 1 günde değişiveriyor.

Keyifler nasıl?

Keyfimiz yerinde, Panamayı sevdik. Eşim işine motoruyla 5 dakikada ulaşıyor. Dilersek akşamüstü sahilde yürüyüşümüzü yapıyoruz, hafta içlerimiz nispeten daha sakin geçiyor. Hafta sonları içinse bir çok fazla alternatifimiz var. Dilersek 2 saatlik mesafede Karayip denizinde San Blas adalarında yüzebiliyoruz. Dilersek yağmur ormanlarında yürüyüşe çıkıyoruz. Panama konum olarak bir çok ülkeye yakın olduğu için mümkün olduğunca bu ülkeleri geziyoruz. Ama tabi memleket havası, 4 mevsimin güzelliği ve en önemlisi sevdiklerimizin yanında olamamak bizim için büyük eksiklik. Biz aile ve arkadaşlarıyla çok sık vakit geçiren bir aileydik, o sebeple bunun eksikliğini çok çekiyoruz, çok özlüyoruz.

Türkiye’ye dönmeyi düşünüyor musun?

Bir gün mutlaka. Asla dönmemek gibi bir düşüncemiz yok. Şu anki hedefimiz oğlumuza ve kendimize daha iyi bir hayat inşaa edebilmek olduğu için buradayız. Ama kesinlikle bir gün döneceğiz.

Diğer göç edenlerin yazılarını okumak için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz.

https://bilinmeyenrota.com/yurtdisinda-yasam/goc-edenler/

Benim Panama deneyimlerim ile İpek’inkiler birbirinden çok farklı. Bu seyahat süresince kiminle karşılaştığınız ile çok alakalı. Bir de Panama’yı İpek’in gözünden okuyun… 


İpek’in Panama İzlenimleri


Panama enteresan bir ülke, çok modern ve gelişmiş gibi gözükürken bir anda o kadar emin olmamanızı sağlayacak bir şeyle karşılaşıyorsunuz.


Panama’da ilk aşamada en çok ilgimi çeken şey yüksek binalarıydı, zaten buraya Güney Amerika’nın Dubai’si de diyorlar ama ben buna katılmıyorum. Şehrin eski yerleşim yeri, benim de en keyif aldığım bölgelerden birisi olan Casco Viejo’da eski Fransız ve İspanyol mimarisiyle yapılmış kısa katlı evlerin arasında yürüyüşünüzü yaparken karşı sahilde karşınıza aniden yüksek binalar çıkıyor. Şehirde eski yapılar ile yüksek binalar iç içe geçmiş durumda, bir süre sonra bu manzaraya alışıyorsunuz.


Panama Kanalı inanılmaz bir mühendislik harikası, okumuştum ama ne dediklerini kanalı, kanalı yapabilmek için oluşturulan nehir ve gölleri gezerken daha iyi anladım. O alanlarda her gün çalışmalar devam ediyor, çok ciddi bir organizasyon durmadan işliyor. Kanaldan gün 14-15 adet gemi geçiş yapıyor. Dilerseniz siz de geminin bir okyanustan diğer okyanusa geçişini, kanal ve okyanuslar arasındaki 28 metre olan yükseklik farkının doldurulan havuzlar ile hizalanmasını belirli noktalardaki tesislerden izleyebiliyorsunuz. Gece olduğundaysa açığa demirlemiş kanaldan geçmek için sırasını bekleyen gemilerin ışıkları Pasifik okyanusu açıklarından şehre göz kırpıyorlar.


Panama’da şaşırdığım, büyülendiğim yerlerden birisi de San Blas. Ülkenin Atlantik kıyılarındaki Karayip adaları. Ortalama 360 adet irili, ufaklı adacık. Bazılarında yaşam var, bazılarında ise yok. Adaların yönetimi Kuna Yala’lı denilen yerlilerin elinde. Adalara gitmek isterseniz farklı bir ülkeye geçiş yapıyormuş gibi pasaport göstermeniz gerekiyor. Biz defalarca gittik, deniz, kum, su sakinse görebileceğiniz deniz yıldızları gerçekten etkileyici.


Şehirde iç hatlarda hizmet veren, diablo rojo yani kırmızı şeytan dedikleri otobüsleri fark etmemek mümkün değil. Bu otobüslerin her yeri boyalı, tam bir grafiti şaheseri hepsi. Gündüz toplu ulaşıma destek veren bu otobüsler gece birer diskoya dönüşüyor, renkli ışıklar yanıyor, filmli camlar kapanıyor, ve müzik…


Panama’nın en güzel sahil şeridinden birisi olan Cinta Costera veya Amador’da yürürken hemen yanı başınızdan uçan bir akbaba görebilirsiniz. Panama tam bir kuş cenneti, denizin üzerindeki ahenkli dansları, yemek saatlerinde suya keskin dalışları veya sarkan bir palmiye dalındaki dinlenişleri… Panama’da kuşları izlemeye doyamıyorsunuz.


Panama konum olarak ekvatora oldukça yakın bir noktada, yani aya yakın olan ülkelerden. Bu sebeple ülkede gel-git yani su çekilme- yükselmeleri çok belirgin yaşanıyor. Şöyle ki; yarım saat önce denizde yüzerken  gördüğünüz bir kayığı yarım saat sonra karaya oturmuş bulabiliyorsunuz. Ayın evrelerine göre çekilmenin olacağı saatler değişiklik gösteriyor. Denizcilerin takip ettiği bir site var, seferlerini buradaki su seviyesi bilgilerine  göre düzenliyorlar.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.