Telefonsuz Hayatın Bana Kattıkları

5

Sürekli olarak akıllı telefonlarını kontrol eden kişilerden biriyim. Haberleri okumak, seyahatlerimi planlamak, e-postalarıma yanıt vermek, arkadaşlarımla iletişimde kalmak ve hatta yabancı dil öğrenmek için bile telefonumu kullanıyorum. Yük gemisi ile seyahat ederken geçirdiğim 3 ay boyunca internet erişimim vardı ama günde 2 saat ile limitliydi ve bağlantı hızı çoğu zaman sadece metin gönderip alacak kadardı. Neredeyse internetsiz ve telefonsuz hayat olarak nitelendirebileceğim aylar boyunca deneyimlediklerimi listeledim. 

 

Rahatsız edici

Telefonu tüm gün elinde olan biri olarak, internet olmadığı takdirde neler yapacağımı planlamam gerekti. Neyse ki, gemiye bunun bilincinde olarak gittim. Yanımda vakit geçirmeme yardımcı olacak bir sürü şey vardı ancak alışkanlıklar kolay bırakılmıyor. İnternetin limitli olması oldukça rahatsız ediciydi.

 

Özgürleştirici

Telefon elimde dolaşmamak, elini kolunu sallayarak yürümek ilk olarak etrafı keşfetmeme yardımcı oldu. Yanımda olup biten bir çok şeyi daha farklı bir bakış açısıyla görmemi sağladı. Benim için en önemlisi de doğa olaylarını ve çevremdeki canlıları keşfetmem oldu. Ayın döngüsünü, okyanusun ortasında bir anda gemiye konan kuşları izlemek, rüzgarın tenime değişini hissetmek ve kendime dilediğim kadar vakit ayırabilmek daha özgür hissettirdi.

 

İletişimi Kuvvetlendirici


Gemide sadece benim değil herkesin interneti limitli ve 2 saatti. Diğer insanlar da benimle benzer durumu yaşadıkları için herkesin birbiri ile iletişim kuruşu güçlendi. Benimle aynı kitapları okuyan Emre ile de kitap kritikleri ve değerlendirmeleri yaptık. Daha az internet,  daha çok muhabbet.

 

Kıymetli


Sanırım hayatımın hiçbir evresinde kendime bu kadar vakit ayırabildiğim bir zaman dilimine ve lüksüne sahip olmamıştım. Limitli internet zamanı doğru kullanmayı öğrenmeme sebep oldu. Boş boş oturup saçma videolar izleyebilecek hızda bir internetim yoktu. Var olan internetim ise sadece bir kaç web sitesini açmaya yetiyordu. O yüzden internet erişimim olduğu saatlerde sadece makale okudum. Kalan vakitlerimde ise yeni hobiler edindim, var olan hobilerimi geliştirdim, işime odaklandım, araştırmalar yaptım, ertelediğim kitapları okudum ve izlemek istediğim belgeselleri ve filmleri izledim. Bir gün içerisinde neler yapabildiğime hayret ettim.

Eğlenceli

Gemiden ayrılma ve dolaşma şansım olan limanlarda sözlüksüz, internetsiz bir telefona sahip olunca yerel halkla iletişim şeklim farklılaştı. Komikleşti. Elimiz kolumuzla birbirimize kendi dilimizde derdimizi anlatmaya çalışmak aşırı eğlenceli bir hal aldı. Vücut diliyle iletişim kurmak hepimizi kahkalara boğdu.


Kazdağlarında Tek Başına da Olur Gökhan’ın organize ettiği kampta da benzer şeyler yaşadık. Melkeontheroad blogunun kurucusu Melike tamamen internetsiz ve telefonsuz geçirdiği üç gün boyunca neler yaşadığını şöyle özetliyor.

“Telefonumun kapalı olduğu ilk saatlerde elimden oyuncağım alınmış gibi hissettim. Sonra bu garip rahatsızlık hissi yerini zamanla rahatlamaya bıraktı. Bakmak, kontrol etmek, takip etmek zorunda olduğum bir nesneden kurtulduğumu fark ettim. Biri aramış mı, mesaj mı gelmiş, bildirim var mı? Hiçbirinin önemi yok. Şu anda yaşamanın keyfini daha iyi çıkardığımı düşündüm. Çünkü canım sıkıldığında telefonumu çıkarıp kendimi oyalamak yerine düşünüyordum. Düşünmek iyi geliyordu. İşin en zor kısmı herkes telefonunu çıkardığında sap gibi kalmaktı. O anlarda insanları ve iletişimsizliklerini izledim. Garip bir his. O insanlardan biri de benim. Bu daha garip. Uzaktan izlendiğinde çok daha garipleşen bir durum. Ama aynı zamanda eğlenceli bir yanı da var.”


Tabii tamamen telefonları hayatımızdan çıkarmak bir çoğumuz için mümkün değil. Ama kendimiz için telefonsuz zaman dilimleri yaratmak mümkün. Her şeyi ideal ölçüde kullanmak hayatımızı farklılaştırmak için küçük bir adım olabilir.

Siz telefonunuzu kapatıp kendinize bir detoks yaptığınız da neler hissediyorsunuz? Deneyimleriniz benzer mi yoksa farklı mı? Çok merak ediyorum. Lütfen yorumlara yazın.

5 YORUMLAR

  1. Her şey kararında güzel. Bir şey bağımlılık sınırını geçtiği zaman çok büyük külfet oluyor. Hele ki söz konusu telefon gibi kolay taşınabilen ve hayata kolay dahil edilebilen bir şeyse. Düşünecek vakti bile kalmıyor insanın. Özel zaman yaratmak çok önemli. En azından günde birkaç saat telefonsuz yaşamak lazım.

  2. Telefonlarının kölesi olan öğrencilerime, “You phones are your masters, you are the slaves of them.” veya “Smart phones create stupid people.” dediğimde bana tuhaf tuhaf bakıyorlar ya da tepki gösteriyorlar. Çünkü farkında bile değiller. Onların bu yazıyı okuyabilmelerini isterdim.

  3. Ben hala whatsApp ve interneti olmayan su nene telefonlarindan kullaniyorum. Evimde notebook var nasi olsa gunde ortalama 2 -3 saat internete girebiliyorum.

    Yururken sokagimda cicege durmus, ya da dali kopmus agaclari gorebiliyorum, farkindalgimi beni esir eden cihaza yeg tutuyorum ve adimlari buyuk buyuk atiyorum, kendimi inanilmaz ozgur hissediyorum.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.