Planet Earth belgesellerini seyrederken ve kendi belgeselinizi çekme hayali kurduysanız, fırsat ayağınıza geldi. BBC Earth, dört bölümlük bir YouTube serisini sunmak için doğa tarihine ve bilimine benzersiz bir bakış açısı getiren bir sunucu arıyor.
Kriterler oldukça basit. Bilim dünyası, uzay ve insan ırkı konusunda gerçekten hevesli birini istiyorlar ve heyecanlarını BBC seyircisiyle paylaşmaya hevesliler. Tek şart ne mi? Daha önce bir televizyonda sunuculuk kariyerine sahip olmamak.
Bir sonraki sunucu siz olmak istiyorsanız, YouTube, Facebook, Instagram veya Twitter’a benzersiz yaklaşımınızı gösteren bir video yükleyin. Video, bilim hakkındaki en sevdiğiniz gerçeği açıklamaya odaklanmalı ve 60 saniyenin altında İngilizce olmalıdır. Video vlog tarzında olabilir, röportaj ya da animasyon olabilir. Videoyu seçtiğiniz sosyal platforma yükledikten sonra, BBC’nin bulabileceği bir gönderideki #BBCEarthPresenterSearch etiketini kullanın.Gizlilik durumunu kontrol etmeyi unutmayın. Bir çok gönderi herkese açık olarak paylaşılmadığı için yarışmaya katılamıyor. .
Şimdi kolay kısım geliyor. Katılım formunu doldurun ve videonuzun linkini ekleyin. Neden bir BBC Earth sunucusu olmak istediğinize dair kısa bir açıklama da yazdıktan sonra işlem tamam. Yalnız dikkat edin süre sınırlı. Son kayıt 5 Temmuz!
Sürekli olarak akıllı telefonlarını kontrol eden kişilerden biriyim. Haberleri okumak, seyahatlerimi planlamak, e-postalarıma yanıt vermek, arkadaşlarımla iletişimde kalmak ve hatta yabancı dil öğrenmek için bile telefonumu kullanıyorum. Yük gemisi ile seyahat ederken geçirdiğim 3 ay boyunca internet erişimim vardı ama günde 2 saat ile limitliydi ve bağlantı hızı çoğu zaman sadece metin gönderip alacak kadardı. Neredeyse internetsiz ve telefonsuz hayat olarak nitelendirebileceğim aylar boyunca deneyimlediklerimi listeledim.
Rahatsız edici
Telefonu tüm gün elinde olan biri olarak, internet olmadığı takdirde neler yapacağımı planlamam gerekti. Neyse ki, gemiye bunun bilincinde olarak gittim. Yanımda vakit geçirmeme yardımcı olacak bir sürü şey vardı ancak alışkanlıklar kolay bırakılmıyor. İnternetin limitli olması oldukça rahatsız ediciydi.
Özgürleştirici
Telefon elimde dolaşmamak, elini kolunu sallayarak yürümek ilk olarak etrafı keşfetmeme yardımcı oldu. Yanımda olup biten bir çok şeyi daha farklı bir bakış açısıyla görmemi sağladı. Benim için en önemlisi de doğa olaylarını ve çevremdeki canlıları keşfetmem oldu. Ayın döngüsünü, okyanusun ortasında bir anda gemiye konan kuşları izlemek, rüzgarın tenime değişini hissetmek ve kendime dilediğim kadar vakit ayırabilmek daha özgür hissettirdi.
İletişimi Kuvvetlendirici
Gemide sadece benim değil herkesin interneti limitli ve 2 saatti. Diğer insanlar da benimle benzer durumu yaşadıkları için herkesin birbiri ile iletişim kuruşu güçlendi. Benimle aynı kitapları okuyan Emre ile de kitap kritikleri ve değerlendirmeleri yaptık. Daha az internet, daha çok muhabbet.
Kıymetli
Sanırım hayatımın hiçbir evresinde kendime bu kadar vakit ayırabildiğim bir zaman dilimine ve lüksüne sahip olmamıştım. Limitli internet zamanı doğru kullanmayı öğrenmeme sebep oldu. Boş boş oturup saçma videolar izleyebilecek hızda bir internetim yoktu. Var olan internetim ise sadece bir kaç web sitesini açmaya yetiyordu. O yüzden internet erişimim olduğu saatlerde sadece makale okudum. Kalan vakitlerimde ise yeni hobiler edindim, var olan hobilerimi geliştirdim, işime odaklandım, araştırmalar yaptım, ertelediğim kitapları okudum ve izlemek istediğim belgeselleri ve filmleri izledim. Bir gün içerisinde neler yapabildiğime hayret ettim.
Eğlenceli
Gemiden ayrılma ve dolaşma şansım olan limanlarda sözlüksüz, internetsiz bir telefona sahip olunca yerel halkla iletişim şeklim farklılaştı. Komikleşti. Elimiz kolumuzla birbirimize kendi dilimizde derdimizi anlatmaya çalışmak aşırı eğlenceli bir hal aldı. Vücut diliyle iletişim kurmak hepimizi kahkalara boğdu. Kazdağlarında Tek Başına da Olur Gökhan’ın organize ettiği kampta da benzer şeyler yaşadık. Melkeontheroad blogunun kurucusu Melike tamamen internetsiz ve telefonsuz geçirdiği üç gün boyunca neler yaşadığını şöyle özetliyor.
“Telefonumun kapalı olduğu ilk saatlerde elimden oyuncağım alınmış gibi hissettim. Sonra bu garip rahatsızlık hissi yerini zamanla rahatlamaya bıraktı. Bakmak, kontrol etmek, takip etmek zorunda olduğum bir nesneden kurtulduğumu fark ettim. Biri aramış mı, mesaj mı gelmiş, bildirim var mı? Hiçbirinin önemi yok. Şu anda yaşamanın keyfini daha iyi çıkardığımı düşündüm. Çünkü canım sıkıldığında telefonumu çıkarıp kendimi oyalamak yerine düşünüyordum. Düşünmek iyi geliyordu. İşin en zor kısmı herkes telefonunu çıkardığında sap gibi kalmaktı. O anlarda insanları ve iletişimsizliklerini izledim. Garip bir his. O insanlardan biri de benim. Bu daha garip. Uzaktan izlendiğinde çok daha garipleşen bir durum. Ama aynı zamanda eğlenceli bir yanı da var.”
Tabii tamamen telefonları hayatımızdan çıkarmak bir çoğumuz için mümkün değil. Ama kendimiz için telefonsuz zaman dilimleri yaratmak mümkün. Her şeyi ideal ölçüde kullanmak hayatımızı farklılaştırmak için küçük bir adım olabilir. Siz telefonunuzu kapatıp kendinize bir detoks yaptığınız da neler hissediyorsunuz? Deneyimleriniz benzer mi yoksa farklı mı? Çok merak ediyorum. Lütfen yorumlara yazın.
Havalimanında bagajım kayıp ne ne yapmalıyım? Nereye müracat etmeliyim? Bagaj kaybında ve bagaj gecikmesinde haklarım neler? Kayıp bagaj için tazminat alabilir miyim?
Öncelikle bu yazıyı hazırlama sebebim AirFrance Meksika – Türkiye uçuşunda bagajımın kaybolması ve gecikmeli olarak gelmesi ile tazminat haklarımı kullanmam ve bunu sizinle paylaşma isteğimdir. Havaalanında bagajınız kayıp ve ne yapacağınızı bilmiyorsunuz. Buyrun adım adım birlikte yapalım.
Bagaj Kaybını Bildirmek
Havalimanında bekliyorsunuz ama valiziniz bir türlü gelmek bilmiyor. Herkesin valizi geldi, ama sizinki yok. Panik yapmayın. Bağırmayın. Bağırmak işlerinizi çözmez, çözmediği gibi zorlaştırırda. Derdini anlatmadan sadece bağıran bir insana kimse yardım istemez.
kayıp eşya ofisleri
Bagaj kaybı ile ilgili olarak hemen tutanak tutturmanız gerekiyor ve bu tutanağı kayıp ve bulunmuş eşya İngilizcesi ile Lost and Found office’de yapmanız gerekiyor. Kayıp ve bulunmuş eşya ofisleri bagajları aldığınız terminalin içinde hatta çoğu zaman konveyör bantlarının yakınında olmaktadır.
Türkiye’de havayolu firmaları yer hizmetlerini farklı firmalardan aldıkları için farklı kayıp ve bulunmuş eşya ofisleri oluyor. Tutanak tutturmadan önce hangi yer servisi ile çalıştığını öğrenin. Tutanak için uçuş kartınız, bagaj fişiniz ve kimliğinize ihtiyaç duyulmaktadır. Eğer aktarmalarınız çoklu ise tüm biniş kartlarınızı ibraz etmeniz gerekiyor.
Size verecekleri hazır olan dilekçede bagajın içerisinde neler olduğu sorulmaktadır. Buraya içinde olan her şeyi yazmaya çalışın. Özellikle değerli olanları yazın. Ama bagaj kayboldu nasılsa, ben mücevher takı yazayım, nasılsa ödenecek diye çakallık yapmaya kalkmayın. Bagaj bulunduğu takdirde içerisindeki her şey kontrol edilmektedir.
Tutanak tutulduktan sonra havayolu firması size diş fırçası diş macunu gibi kişisel hijyen ürünlerinden oluşan bir çanta vermekle yükümlüdür.
Ben diğer kişilerden biraz daha hızlı davranıp tutanağı ilk tutturdum. İstanbul’dan İzmir’e bağlantısız bir uçuşum olduğu ve zaten geldiğim uçak rötar da yapmış olduğu için formu hemen doldurdum. Yetkililere de, bagaj bulunursa işleme almayız, bulunmazsa da vakit kaybetmeyiz dedim. Onlar için de mantıklıydı. Zaten doldurduğum epi topu bir form. Böylece bagajın gelmediği kesinleştiğinde benim tüm belgelerim hazırdı ve diğer 20 kişiyi beklemek durumunda kalmadım. İşlemlerim tamamlandığında üzerinde işlem numaramın yer aldığı formu teslim aldım. Bagajımın ise adresime kargolanacağı söylendi. Vermeleri gereken ürünlerden oluşan çantayı ise vermediler. Ben de sormadım.
Kayıp olan bagajınızı işlem numarası ile World Trace web sitesinden takip edebilirsiniz.
Kayıp olan bagajınızı işlem numarası ile World Tracer web sitesinden takip edebilirsiniz. https://wtrweb.worldtracer.aero/WTRInternet/wtwflowinternet.do?_flowExecutionKey=_cA6583336-1668-8006-38AF-85DBB0DAB79B_kA2A044A9-DA60-A41C-F10F-53E8E4CF4024
Bagaj Gecikmesi İçin Tazminat Talep Etmek
Bagaj başka bir havalimanında unutulmuş ve nerede olduğu biliniyorsa, genel olarak bir sonraki uçuşla gönderiliyor. Bulunamazsa vakit alıyor.
Bagaj yurtiçi uçuşlarda 6 saat, yurtdışı uçuşlarda ise 12 saatte teslim edilmezse yolcunun gelmeyen bagajı için tazminat isteme hakkı doğuyor. Bu tazminat maddi bir tazminat değildir. Gelmeyen giysileriniz, diş fırçanız ve şampuan gibi acil ihtiyaçlarınızı yeniden temin ederseniz, faturasını gönderme hakkına sahipsiniz. (Bunun uğraştırmadan ödenmesi ve ödenmemesi malesef yine havayolu firmasının kalitesine bağlı. )
Ben gelmeyen bagajım sebebiyle abartmadan bir kısım alışveriş yaptım. Bunlar günlük giyim (1 şort, 2 tshirt) ve kişisel hijyen ürünlerinden (şampuan, saç kremi, roll-on, diş fırçası, diş macunu, duş jeli ve makyaj temizleme mendili) oluşuyordu. Toplam 360tllik alışverişimi internet sitelerindeki form aracılığı ile AirFrance’e fatura ettim.
Bana dönüş yapılan ilk mailde bagaj kaybımı bildirmediğim için herhangi bir ödeme yapamayacaklarını söylediler. Ben de tatlım işlem kodunu sormadın bile nereden biliyorsun bildirmediğimi diye hafif fırçalayan bir mail atınca, genel merkezden arayıp özür dilediler. Ek olarak da bagaj fişi ve kayıt numarasını istediler. Bunun üzerine yine özürlerini bildirip, ödemeyi yapacaklarını belirttiler.
Benim bagajım adresime 5 gün sonunda teslim edildi. Geldiğinde çok ıslaktı ve küf kokuyordu. Muhtemelen yağmur altında unutuldu.
Bagaj Kaybı Halinde Tazminat Talep Etmek
Montreal Konvansiyonu’na göre bagajınızın 45 gün içerisinde bulunup size teslim edilmemesi halinde bagajınız için tazminat talep edebiliyorsunuz. Yalnız bu tazminat yine aynı konvansiyona göre 1250 euroyu geçmiyor.
Burada tazminatı talep ederken, içinde neler beyan ettiğiniz çok önemli. Firma içindekilerin tutarından daha fazla ya da 1250 eurodan fazla bir tutar ödemek istemiyor.
Tazminat genel olarak kilo başı yaklaşık 20 euro olarak hesaplanıyor.
Eğer talep ettiğiniz bedel bu hesaptan daha yüksek çıkıyor ise, firma içerisindeki ürünlerin faturalarını göstermenizi isteyebilir. Hazırlıklı olun.
Kaybınız 1250 eurodan fazla ise üzülerek söylebilirim ki, daha fazlasını alamazsınız. Avukat ile dava bile açsanız alamayacaksınız çünkü bileti satın aldığınız zaman bu kuralları kabul etmiş sayılıyorsunuz.
Aylar belki yıllar boyunca İngilizce öğrenmek için gerekli adımları atmaya karar aldınız ama bir türlü eyleme geçirecek fırsatı bulamadınız. İngilizce öğrenerek kendinizi geliştirmek istediniz. Hem işte hem okulda hayatın bir çok alanında karşınıza engel olarak çıkmaya başladı. Neden ana dillerinden biri İngilizce olan güneşli ve keyifli Malta’da İngilizce öğrenmiyorsunuz?
Malta’da size uygun bir okul bulmaya çalışırken bilgisayarın başında arama motoru ile bilgi almaya çalışıyorsunuz. Ancak okul sayısı çok ve uzaktan görmeden seçmek çok zor.
Bu yüzden yurtdışındaki İngilizce dil okulunu seçerken göz önünde bulundurmanız gereken 3 başlık var.
İngilizce Dil Okulu Seçerken Göz Önünde Bulundurulması Gerekenler
1- Neden İngilizce öğrenmek istiyorsunuz?
Neden İngilizce öğrenmek istediğiniz sorusu okulunuzu seçmeden önce dikkat etmeniz gereken ilk ve en önemli sorudur: İngilizce’yi iş amaçları mı için öğrenmek istiyorsunuz? İngilizce yeterliğinizi mi geliştirmek istiyorsunuz? Yoksa yurt dışında bir üniversitede yüksek lisans mı hedefliyorsunuz? Bu soruların cevabı, aramanızı daraltmanıza kesinlikle yardımcı olacaktır.
Tüm bu soruları cevapladıktan sonra,okulun akreditasyonunu kontrol edin. Öğretmenleri ve kullandıkları yöntemleri araştırın. Öğretmeninizle çok zaman geçireceğiniz için okulunuzu seçmeden önce onları biraz daha tanıyın. Sizinle aynı hobileri paylaşıyorlar mı, hangi öğretim yöntemlerini kullanıyorlar? Şu an bu sorular belki komik geliyor ama aynı hobiye sahip olduğunuz bir öğretmen ile daha çok şey paylaşacağınızdan, konuşmak ve diyalogları ilerletmek için siz gönüllü olacaksınız. Tam tersi bir öğretmen ile sadece sıkıcı bir öğretmen ve öğrenci ilişkisi yaşamanız yüksek ihtimal.
Herhangi bir sorunuz veya endişeniz varsa, kararınızı vermeden önce okulla iletişime geçmenizi öneririm.
2- Okulun Yeri ve Kampüsü
Okulunuzun bulunduğu yere karar vermek sizin seçtiğiniz en önemli faktörlerden biridir.Sessiz bir ortamda öğrenmeyi veya canlı yaşam St. Julians’ta gitmeyi mi tercih edersiniz?
Ayrıca okul tesislerini de kontrol edin: Wi-Fi sunuyorlar mı? Kütüphane? Yerel kahve? Ya da belki de çatıdaki bir havuz. Evet evet, böyle bir okul var ve bu gizli bilgiyi sizinle paylaşabilirim.
3- Neden Malta?
Keyifli bir ortam ve ılıman Akdeniz iklimi ile Malta sadece tatil için değil aynı zamanda İngilizce öğrenmek için de ideal bir yerdir. Akdeniz kültürü ve misafirperverliğine sahip bu adanın en büyük gelir kaynaklarından biri de dil okulları. Dünyanın dört bir yanından bir çok insan Malta’ya İngilizce öğrenmek için geliyorlar. Buradaki okullar profesyonel.
Sizi Malta’ya götürecek 5 sebep
Malta
Sınıfın dışında İngilizce öğrenmek:
Malta eski bir İngiliz kolonisi olduğun için, İngilizce resmi dillerden biridir ve yeni dil yolculuğunuza kendinizi kaptırmak için bolca fırsatınız olacaktır. En yeni İngilizce dilbilgisi dersini gerçek yaşamda yerel halka konuşarak pratik edebileceksiniz.
Güneşin altında İngilizce:
İngilizce okulunuzda geçen bir günden sonra Malta’nın mükemmel hava koşullarından yararlanması neden olmasın? Malta yaz mevsiminde (Temmuz ve Ağustos) 32 ° C’ye kadar çıkan sıcaklıklara sahip eşsiz bir iklime sahip. İzmir’de bile 45 ° C’ye çok kolay ulaşıyoruz. Açık hava aktivitelerinin tadını çıkarmak için mükemmel; yüzme, bisiklet, binicilik, tekne turu, yürüyüş… Bütün bunları yapabilirsiniz.
Malta Kültürü ve Tarihi:
Adalar, Dünya Kültür Mirası’nın bir parçası olan bir dizi kültürel esere sahiptir. Gizemli tarihi tapınaklar, şövalyeler tarafından inşa edilen başkent Valletta ve Normanlar’ın soyuna ev sahipliği yapan ortaçağ kenti Mdina. Valletta ve Mdina evlerinin sarayları ve katedralleri, Avrupa’nın en değerli hazinelerindendir.
13 Ekim 2012 tarihinde Valletta, 2018 Avrupa Kültür Başkenti seçildi. Bu prestijli başlık, inanılmaz zengin kültürel mirası nedeniyle Valletta tarafından alındı. Valletta’da 20 Ocak’ta açılışı yapıldı. Kutlamalar tam 2 gün sürdü ve pek çok muhteşem ve yaratıcı performans sergiledi. Bu etkinliğe yaklaşık 100 bin kişi katıldı.
Etkinlikler:
İster gece, ister gündüz aktivitelerini tercih edin, Malta’da çok çeşitli etkinlikler bulacaksınız. Köy festivalleri, MTV Adası, Caz Festivalleri, Malta Müzik Haftası, Notte Bianca, Malta Uluslararası Havai Fişek Festivali, Arti Fil-Misraħ… Liste sonsuz.
Maltalingua Dil Okulu:
Maltalingua dil okulu
Maltalingua İngilizce okulu, yetişkin öğrenciler ve 8 ila 17 yaş arasındaki çocuklar için kurslar sunmaktadır. Yetişkinlere genel İngilizceden IELTS hazırlık kursuna kadar çok çeşitli kurslar sunmaktadır. Tüm İngilizce kursları standart (haftada 20 ders) veya yoğun (haftada 30 ders) programda sunulmaktadır. Bireysel eğitim almak isteyen için de yine genel, özel kurs veya ek dersler sunulmaktadır. Çocuklara standart bir İngilizce kursu, aktivite programı, ev sahibi ailede günde 3 öğün içeren konaklama ve tüm transferler dahil olmak üzere birleştirilmiş programlar sunulmaktadır.
Maltalingua, Malta’nın turizm merkezinde yer almaktadır; güzel St. Julian’s kasabası. Bu kasaba sadece neşeli, renkli ve pozitif değil, aynı zamanda ulaşım seçenekleri çok gelişmiş olduğundan, Malta’nın diğer bölgelerine geziler için de çok uygun. Okulun binası rahat bir eğitime katkıda bulunan sakin bir yerdedir. Ve binadan sadece yarım dakikalık yürüyüş ile plajlar, restoranlar ve oteller ile büyük bir sahile ulaşabilirsiniz.
Okulun binası geleneksel bir Malta mimarisine sahiptir. Yüksek tavanlar, duvarlardaki sütunlar ve kristal avizeler gibi unsurları koruyarak okulun kuruluşundan önce restore edilmiştir. Okul yüksek standartlara sahip. Sınıflardaki interaktif yazı tahtaları, kampüste ücretsiz Wi-Fi, kitap ve DVDlerle dolu bir kütüphane, öğrenci kafeleri, masa oyunları ve terasta bir yüzme havuzu. Burada öğrenciler, sınıflar arasında serbest zaman geçirmekten, birbirleriyle iletişim kurmaya, rahat bir ortamda keyif yaparken İngilizce pratik yaparlar.
Maltalingua İngilizce okulunun eğitim hizmetlerinin kalitesi de çok yüksektir. Bu, Maltalingua’nın Malta’daki çalışmalarının ikinci yılında aldığı ve 12 kategoriden 8’inin en yüksek notu aldığı Avrupa Kalite Dil Merkezleri Derneği’nin (EAQUALS) saygın akreditasyonu ile belgelenmiştir. Tüm öğretmenler ana dili İngilizce olan ve son derece nitelikli (en azından CELTA sertifikası olan) uzmanlardır.
Okulun eski öğrencileri, sıcak ve samimi atmosferini ve öğrencilere ve onların ihtiyaçlarına yönelik özenli tavrını sürekli olarak anlatıyorlar. Okulda sınıflarda olması gereken boyutlarda, okul 12 sınıfı ile maximum 135 öğrenciyi bulundurmaktadır. Maltalingua çalışanları her zaman güler yüzlü, neşeli ve öğrencilere her konuda yardımcı olmaya hazırdır.
Tek seyahat eden kadınlar için çanta hazırlama rehberi yazmaya karar verişim bu konuda gelen soruların çokluğu ve kadınlara yönelik seyahat içeriklerinin az olması nedeniyle oldu. Kadınların çantalarındaki eşyalar hem işe yarar hem hoş görünen eşyalar olmalı ve aynı zamanda da çanta hafif olmalı. Bunu yapmak aslında tahmin edildiğinden daha az eşya ile mümkün. Giysilerin birbiri ile uyumlu olması ve birden çok işlev için kullanılabilmesi kafi. Mesela pareo hem omuzları kapatmak için, hem etek olarak, hem de şık bir bluz olarak kullanılabilir.
Tekstilin ucuz olduğu Güneydoğu Asya ve Hindistan gibi yerlere giderken ya eşyam eksik olursa derdine düşmeyin. Bu bölgelerde tanıştığım her kadın oralarda satın aldıkları kıyafetleri giydi. Hem otantik, hem de parça başı 3-5 dolar olduğu için bütçeyi sarsmıyor. Ama aynı şekilde Avrupa, Avustralya gibi bölgelerde tekstil çok pahalı olduğu için çantayı hazırlarken dikkatli davranmak gerekiyor. Çok gerekli bir ihtiyaç olursa da ikinci el dükkanlar ya da bit pazarı tercih edilebilir.
Gelin farklı iklimler için tek seyahat eden kadınlar için çanta hazırlama nasıl oluyor beraber bakalım.
Çantada olmazsa olmaz eşyalar
İlk yardım çantası
Olası hastalıklara karşı ilaç çantası (sistit, soğuk algınlığı, mide bozulması, ishal gibi sık karşılaşılan hastalıklara yönelik)
Selfie çubuğu (fotoğrafınızı çeken kimse olmayacak)
Kafa lambasi (gelişmemiş ülkelerde geceleri sokaklar karanlık olabiliyor)
Güneş gözlüğü
Power bank
Mikrofiber havlu (çabuk kuruyor, az yer kaplıyor)
Asma kilit (hostellerde gerekiyor)
Pasaport çantası
Kozmetikler
Likit malzemelerin çoğunu küçük seyahat şişelerinde taşıyabilirsiniz.
Maskara
Göz kalemi
Ruj
Şampuan (saç tipinize uygun bulamayabilirsiniz)
Sabun (Asya ülkelerinde bir çok sabun ve duş jeli beyazlatıcılı oluyor)
Duş jeli Kağıt sabun (bazı ülkelerde tuvaletlerde sabun olmuyor)
Diş fırçası, diş macunu ve diş ipi
Kadınsal Hijyen Ürünleri
Roll on
Güneş kremi
Cımbız
Tırnak makası
Yüz nemlendirici
Jilet
Ortak banyoda kolay kullanım için 1 adet tuvalet çantası
5 adet kolsuz tshirt (sade hatta mümkünse düz renk)
2 adet şort (kot kurumuyor)
1 adet pareo ya da uzun etek (dini alanlara giriş için)
1 adet şal (dini alanlarda omuzları kapatmak için)
2 adet şalvar
5 çift çorap
5 çift iç çamaşırı
Bikini
Parmak arası terlik
Yürüyüş ayakkabısı ya da yürüyüş sandaleti
Şapka
Yağmurluk (muson ikliminde gerekli)
Polar (bazı ülkelerde otobüslerde klimayı çok açıyorlar, mutlaka sıcak tutan bir polar gerekiyor)
Soğuk iklimlere yönelik giysiler
2 termal içlik
2 hava alan polar
Tercihe göre içlik üstüne giymek için şık uzun kollu sweatshirtler
2 kalın pantolon (mümkünse su ve kar geçirmeyen)
5 çift iç çamaşırı
5 çift kalın çorap
1 çift kar botu
1 kar montu
1 çift eldiven
1 atkı
1 bere
Seyahatte Gerekmeyen Eşyalar
Cibinlik : Şu ana kadar sivrisinek problemi olupta cibinlik olmayan hostelle 2 kez karşılaştım. O yüzden cibinlik taşımak gereksiz. İhtiyacım olduğunda uygun fiyata temin ettim ama sonrasında taşımak yük oldu. Fiyat farkı ile daha iyi bir hostelde konaklamayı tercih ederim.
Uyku tulumu : Tropik iklimlerde kamp yapmayı tehlikeli bulduğum için uyku tulumuna bu güne kadar ihtiyacım olmadı. Nadiren kamp yaptığım zamanlarda ise kiralamayı tercih ettim. Kamp yaparak yolculuk edecekler için olmazsa olmaz ancak hostellerde kalacaklar için gereksiz.
Tekerlekli valiz: Tekerlekli valiz ile seyahat etmek tam bir işkence. Hareket kabiliyetini çok kısıtladığı için sırt çantasını tercih ediyorum. Merdivenlerde taşımak çok zor. Tekerlekler, çoğu zaman çok gürültü yapıyor.
Bunların hepsine ilave olarak çantada Türkiye’yi sembolize eden küçük hediyelik eşyalar ve kahve taşıyorum. Bir çok insan ufak bir hediye aldığında çok mutlu oluyor. Kahve bazı ülkelerde çok kötü olabiliyor. Hem içmek için hem de hediyelik için güzel bir alternatif. Sizin vazgeçilmezleriniz neler?
Meksika’nın gizli köşelerinden Holbox adası, Cancun ve Tulum’un canlılığına sahip değil belki ama denizi ve plajları ile sırt çantalı turistleri ve balayı çiftlerini kendine çekiyor. Meksika gezilecek yerler listesinde belki de adını göremeyeceğiniz Isla Holbox (Holboş diye okunuyor) doğallık arayanlar için mükemmel bir yer.
Holbox adasının fotoğraflarını gördüğümde aklım gitmişti. Bembeyaz kumlar, turkuaz sular, flamingolar, ahşap bungalovlar… Sanki huzurun fotoğrafı gibiydi.
Hırsızlı, maceralı bir otobüs ve feribot yolculuğunun ardından ayak bastığım adada asfalt ya da beton yol olmadığını fark ettiğimde ne kadar korunmuş bir yere ayak bastığımı fark etmiştim. Adada tüm yollar bembeyaz kumlardan oluşuyor, o yüzden adada çıplak ayak, kalın tekerlekli bisiklet ya da golf arabaları ile dolaşılıyor.
Holbox adası sakinleri
Elektrik Isla Holbox’a 1987’de gelmiş ve alt yapı olarak hala günümüzün gerisinde. Elektrik kesintileri sıkça yaşanıyor. ATM’ler çoğu zaman çalışmıyor. Bize ne ki?
Ada daha çok günümüz hippieleri ve bir kısım da balayı çifti tarafından mesken tutulmuş durumda. Ada doğal güzellik olarak Maldivler ya da Seyşelleri andırsa da, lüks seviyesinde geri kalmış. İyi ki de kalmış. Ada resmen bize kalmış, hippielere.
Adada görmeyeceğiniz hiç bir renk yok. De
niz turkuazın elli tonunu barındırıyor. Evler, binalar birbirinden güzel ve canlı renklerle, muraller ile süslenmiş durumda. En önemli Meksika geleneği siesta unutulmamış, her köşe hamaklar ile dolu. Isla Holbox’un simgesi nedir diye sorsanız, hamak, hindistan cevizi, çıplak ayaklar ve salaş barlar diye yanıtlarım.
Ada doğallığından ödün vermediği için canlı çeşitliliği de üst durumda. Kano, tekne ile hatta yürüyerek flamingoların, kaplumbağaların, balina köpek balıklarının, timsahların ve diğer bir çok türün yanına ulaşmak mümkün.
Canlı çeşitliliğinin fazlalılığı aynı zamanda sivrisineklerin bol olduğunu anlamına da geliyor. Vücuduma kimyasal sürmekten hoşlanmayan bir insan olduğum için genellikle sivrisinek kovucu kullanmam ama Isla Holbox’taki sivrisinekler tahmammül edilecek gibi değil. Adaya ayak bastığım ilk yarım saatte bunu acı bir şekilde anladım ve hemen açık ilk marketi bulup bir tane aldım.
Resepsiyonun açılmasını beklerken tanıştığım bir Avusturyalı bir kız ise sivrisineklere daha fazla dayanamayacağını söyleyip arkasına bakmadan kaçtı. Emre’de yaptığımız kano turunda sivrisineklerin çok olduğunu bölgeye girince epey ısırılmıştı. Tabii sivrisineklerin sayısı da yine dönemsel olarak değişiyor.
Isla Holbox’taki en yoğun sezon balina köpek balığı ve flamingoların adayı ziyaret ettiği tarihe denk geliyor.
Isla Holbox nerededir?
Holbox adasına gitmeden bilmeniz gerekenler
Holbox adasında ATM var ama çoğu zaman elektrik kesintileri ya da arızalar nedeniyle çalışmıyor. Arıza olduğu zaman anakaradan tamir ekibinin gelmesi vakit alabiliyor. O nedenle adaya giderken harcayacağınız kadar parayı yanınıza alın.
Isla Holbox’da sivrisinek oldukça fazla. Sayısı dönemsel olarak değişiyor. Yanınızda mutlaka ama mutlaka sivrisinek kovucu bulundurun ve çevreye duyarlı olanlardan almayın. Çevreye duyarlı olanlar maalesef burada yeterli olmuyor. Sivrisinek koruyucu kullansanız bile sırtınız bu hale gelebilir. Mesela beni sokmadılar. hahhaaahah
Adada arıtma sistemi bulunmuyor bu yüzden çevreye duyarlı şampuan, sabun ve deterjan kullanın.
Isla Holbox’a giden yolda gece otobüslerinde hırsızlık çok yaygın. Benim çantam öndeki koltuğun altından çalınmıştı. Gitmeden Meksika’da hırsızlık yazısına göz atmanızı öneririm.
Isla Holbox’a nasıl gidilir?
Holbox adasına giden uçaklar mevcut ama rakamlar oldukça yüksek. Merida ve Cancun’dan her gün kalkan otobüsler ile Chiquilá’ya oradan da feribot ile Holbox’a ulaşabilirsiniz. Bileti alırken fiyata feribot ücretinin dahil olup olmadığını sormayı unutmayın.
Holbox’ta Yapılacaklar
Kano ile mangrov ormanlarında turlayabilir bu esnada hem flamingoları hem timsahları görebilirsiniz.
Balina köpek balığı dalışı yapabilirsiniz. Adına kanmayın çok uysal hayvanlar, zaten plankton ile besleniyorlar. Sadece biraz büyükler.
Kum bisikleti ile adayı turlayabilir, flamingoları görebilirisiniz.
Kitesurf öğrenebilirsiniz.
En güzeli hiç bir şey yapmadan sadece kumsalda ya da hamakta yatabilirsiniz.
Isla Holbox’ta Nerede Kalınır?
Holbox’ta hem bungalovlar, hem lüks oteller hem de hosteller var. Tüm tercihlere yönelik seçenekler mevcut ama adada konaklama imkanı sınırlı olduğu için rezervasyonu mutlaka gelmeden yaptırın. Sahilde ya da hamakta uyumak gibi bir fikir ile yola çıkmayın. Sivrisinekler yüzünden mümkün değil. Maldivler seviyesinde otel arıyorsanız buraya sakın gelmeyin.
Adada olduğum dönemde Hostel Tribu’da kaldım. Şimdiye kadar kaldığım hosteller içerisinde ilk üçte yer alır. Kesinlikle tavsiye ediyorum. Hem ortamı çok güzel hem de mutfağı. Ada biraz pahalı olduğu için mutfak önemli. Ben oradayken adada başka hostel yoktu ama sanırım şimdi bir kaç tane daha açılmış.
Palenque’de gezilip görülecek yerlerin başında şehrin adını verdiği antik kent geliyor. Bunun dışında çok fazla bir seçenek olduğunu söylenemez ancak bu antik kenti görmek için turistler şehri dolduruyor. Şehirde görülecek pek bir şey yok. O nedenle şehir yerine cangıl içerisindeki pansiyon ve otellerde kalmak daha keyifli bir tercih. Cangılda konaklama odadan kükreyen maymunların sesini ve tropik kuşların ötüşünü dinleyebilmek adına muhteşem bir tercih. Öyle bir cangıl düşünün ki, çitlerle çevrili olan alandan rehbersiz tek başınıza çıktığınız takdirde geri dönüş yolunu bulamama ihtimaliniz yüksek. Kafanızı kaldırdığınızda gökyüzünü görmekte zorlanıyorsunuz. Kaldığınız odanın kenarından maymunlar geçiyor. Gece kükreyen maymunların sesini duyunca onların maymun olduğuna inanmakta zorluk çekiyorsunuz sanki maymun değil de puma. Olmadık renklerde kuşlar görüyorsunuz. Yemek yerken simsiyah peluş gibi küçük bir maymun geliyor yanınıza utangaç bir şekilde ve muz istiyor. O an şaşkınlığınızı gizleyemiyorsunuz, bu mu o kadar ses çıkaran maymun diye. İşte böyle bir yer Palenque.
Palenque Antik Kenti
Antik kent UNESCO dünya tarihi listesine girmiş olsa da Meksika gezilecek yerler listesinde gerektiği değeri görmüyor. Chichen Itza’dan çok daha görkemli olan kent, yoğun turistik alanın dışarısında kalması nedeniyle Chichen Itza’nın gölgesinde kalmış.
Maya uygarlıklarının en önemli kentleri arasında yer alan Palenque ismini 16.yy’da yakınına kurulmuş olan İspanyol kasabası Santo Domingo Palenque’den almış. Palenque antik kenti millattan önce kurulmuş olsa da Avrupalılar tarafından 1700lere kadar bilinmiyordu. Bu tarihlerde bir Mayanın İspanyol rahibe buranın varlığından bahsetmesi ile ortaya çıkıyor. Gömülü olan kentin kazılıp gün yüzüne çıkarılması ise 20.yy’ı buluyor. Bu nedenle de gravürler ve hiyeroglifler ilk günkü canlılığını ve görkemini koruyor. Bu hiyeroglifler Maya kültürünün ve bilgi birikiminin kanıtı. İttifaklar, ticaret, mübadele, savaşlar ve evlilikler hakkında çok fazla şey anlatırlar.
Palenque aynı zamanda meşhur 2012 kehanetinin önemli bir noktası idi. Kimilerine göre dünyanın yok olacağını ama Palenque’den başka bir boyuta kapı açılacağına dair inanış vardı. Bu yüzden 2012’de bir çok insan Meksika’ya tek yön bilet alıp geldikleri ve meşhur gün bittiğinde elleri boş bir şekilde antik kentin etrafında ne yapacaklarını bilemez şekilde dolaştıkları hala anlatılır.
Durum şu ki, Mayalar kıyamet günü ya da yok oluş gibi inanışlara sahip değiller. Kehanete göre 21 Aralık 2012’de 5000 yıllık yeni bir dönemin başlangıç günüdür. Belki de olmuştur biz fark etmedik.
Antik kent çok büyük ve etkileyici, o yüzden tüm günü buraya ayırmanızı öneririm. Ben 13.00’de girdim 17.00’de kapandı ve göremediğim yerler var. Antik kent cangılın ortasında olduğu için güneşten kaçıp saklanabilecek çok nokta var.
Palenque’de Konaklama
Konaklama için cangıl ortasındaki seçenekleri tavsiye ediyorum. Benim konakladığım El Panchan bölgesindeki cabanalar internetten rezervasyon kabul etmiyorlar. Gittiğinizde boş ise oda veriyorlar, yoksa şansınıza küsün. Ben bu riski almayı tercih ettim çünkü her zaman tecrübe edilebilecek bir deneyim değil. Börtü böceklere karşı hassas olanlar, giderken buna biraz daha töleranslı gitsinler.
Jungle palace cabanaları
Ben Jungle Palace’ta kaldım. Banyosuz çift kişilik odaya 150 peso ödedim. Buraya gelirken Palenque antik kentine giden dolmuşlara binip El Panchan’da inmek istediğinizi söylemeniz gerekiyor. Çoğu dolmuş şoförü oradaki pansiyonların otellerin ismini bilmiyor. El Panchan’da cabanalar arasında fiyat farkı çok fazla yok. Geldiğinizde bir tanesi dolu ise, diğerlerinde boşluk çoğunlukla oluyor.
Mutlaka Dikkat Edin
Palenque ve San Cristobal arasındaki yol Banditolar tarafından tutulmuş durumda. Güvenlik nedeniyle 4 saatlik kısa yol yerine 10 saatlik uzun yol tercih edilmeli. Detaylı yazı burada…
Meksika’da gezilecek yerler listesinde Cancun, Tulum gibi turistik merkezler ile yarışan San Cristobal de las Casas nerededir, ne yenilir, ne içilir, nerede kalınır ve neler yapılır?
Çam ormanları ile bezeli dağların ortasında apartmanların olmadığı, tüm şehrin tek ya da çift katlı renkli koloniyel mimari ile inşaa edilmiş binalardan oluştuğu, kahve ve kakao kokusu yükselen sokaklarında müzisyenlerin, ressamların cirit attığı, romantik solcuların ve gezginlerin bir araya toplandığı, her bir köşesinde farklı bir etkinlik olan bir kasaba hayal edin. İşte orası San Cristobal de las Casas. Meksika’nın Chiapas eyaletinin kültür başkenti. Hatta tüm Meksika’nın kültür başkenti bile olabilir.
San Cristobal de las Casas öyle bir yer ki insanı içine çekiyor. Görecek bir sürü yer, yapacak bir sürü şey, katılacak bir sürü etkinlik var ama ben San Cristobal’de geçirdiğim 10 gün boyunca yaptıklarımdan, gördüklerimden çok şehrin enerjisini ve tanıştığım insanların güzelliğini hatırlıyorum. Maalesef bunları yazı ile aktarabilmem mümkün değil, o yüzden ben San Cristobal’de yapılacakların kısa bir listesini yazayım. Siz de şehirdeki atmosferi kendiniz keşfedin.
San Cristobal de las Casas Nerede?
San Cristobal de las Casas güvenli mi?
San Cristobal’de güvenlik konusunda hiçbir sıkıntı yaşamazsınız. Meksika’da yaşayan bir çok yabancı burada yaşamayı tercih ediyor.
Sadece dikkat etmeniz gereken tek şey San Cristobal ve Palenque arasında geçişte kestirme yolu değil, ado buslerin kullandığı uzun yoldan gitmenizi öneririm.
San Cristobal de las Casas’ta Yapılacaklar
San Cristobal de las Casas hem çevresinde hem de içerisinde yapılacak ve görülecek bir çok yer sunuyor. İşte bunların başlıcaları…
1-Ücretsiz Şehir Turu
şehir turu toplanma noktası
San Cristobal’e yeni geldiniz, nerede ne var bilmiyorsunuz ve yeni insanlarla mı tanışmak istiyorsunuz? Bu tur tam bunun için tasarlanmış. Yerel bir rehber eşliğinde ücretsiz olarak şehri geziyorsunuz. Katılım için bir gün önceden haber vermeniz yeterli. Tur sonunda rehbere bahşiş verirseniz çok mutlu olurlar.
San Cristobal’in etrafı dağlar ve doğal parklar ile çevrili. Bu doğal parkların içerisine kurulmuş zipline hatları mevcut. Dağların birinden diğerine çok da kısa olmayan ama hızlı ve maceralı geçişler için zipline çok eğlenceli.. Ekipman gerektiren bir etkinlik olduğu için ben tur tercih ettim, çok da memnun kaldım. Özellikle zipline hatları arasındaki yolu muhteşem hikayeleri ile şenlendiren rehberimiz Juen çok tatlıydı.
3-Mamut Mağarası / İple İniş
Ziplinedan çok keyif alınca aynı firma ile trekking turuna katılmaya karar verdim. Tatlı rehberimiz Juen bu sefer önce yerel içki fabrikasına oradan bizi güzel bir trekking rotası ile Mamut Mağarasına iple iniş yaptırdı, ardından köy yolunu takip ederek yürüyüşümüzü sonlandırdık. Mamut mağarası çok fazla doğal güzelliği olan bir mağara değil. Tursuz olarak dolmuş ve biraz yürüyüş ya da taksi ile de gidip gezmek de mümkün. Benim tur tercih etmemdeki sebep iple inişi tecrübe etmekti.
4-Yerel Pazar
Gerçek Meksika’yı görmek için mutlaka yerel pazara gitmenizi tavsiye ediyorum. Canlı tavuk satan teyzeler, 1 liraya avokadolar, yerel Meksika yemekleri, yerel giysiler hepsi bir arada.
Meksika’nın en acayip yeri biraz vahşi biraz suratsız. Köye gittiğinizde kiliseyi mutlaka görürsünüz zaten. Sakın kilisede fotoğraf çekmeye kalkmayın dayak yersiniz. Gerçek anlamda! Bir de hapishanedekilere bakabilirsiniz ama onlarla konuşmayın ve yiyecek vermeyin.
90lı yıllarda ayaklanan ve bağımsızlığını ilan eden Zapatistaların karargahını ziyaret etmek yaşayışlarını görmek mümkün. Bunun için Oventic kasabasına gitmek gerekiyor. Sabah erken saatte gidenlerin karargahı görme ihtimali daha yüksek, aksi takdirde gezdirmeyebiliyorlar. Tabii orasının özerk bir devlet olduğunu, Meksika’da olsanız da aslında Meksika olmadığınızı hatırlatayım. Canları isterse karargaha almayabilirler. Girişiniz tamamen şansınıza bağlı.
7-Sumidero Kanyonu
Kanyona tursuz gitmek mümkün ama tursuz gidenlerin tecrübesi turla gidenlerle aynı rakama geldiği. Turlar süreyi uzatmak için bazı mekanlarda fazla tutuyorlar, o yüzden tursuz gitmek tercih edilebilir.
8-Maya Tıp Müzesi
Gereksiz bir yer. Mayaların bitkiler ile nasıl tedavi yöntemleri uyguladığını gösteriyor ama tüm bilgiler İspanyolca. Elinize tutuşturdukları bir tane İngilizce dosyaları var, orda ufak ufak bilgiler var ama yeterli değil. Bir de doğum videosu var dönen, ne dediğini anlamasanız da mutlaka izleyin çok ilginç.
Biz oradayken ölmeye yakın ve aşırı derecede acı çektiği belli olan yaşlı bir teyzeyi getirdiler tedavi için. Kadın acıdan ağlıyordu. Resmi olmayan şekilde burada hala tedavi uyguluyorlar.
9-Barlar Sokağı / Sevgi Yolu
Şehrin hastag # şekilde konumlanmış dört adet sokağı araç trafiğine kapatılmış ve bu sokaklar üzerinde barlar, kafeler, restaurantlar, mağazalar dolu. Hayat bu 4 sokakta desem yeridir. Arnavut kaldırımlı bu sokaklarda yürüyüp yeni mekanlar keşfetmenin keyfini çıkarın. İsmini hatırlamıyorum ama cuma ve cumartesileri muhteşem jazz yapan bir mekan vardı, zaten sokakta yürürken sesini mutlaka duyarsınız.
San Cristobal’de Etkinlikler
San Cristobal’de mutlaka gerçekleşen bir etkinlik vardır. Şehirin tüm etkinliklerini takip edebileceğiniz tek bir internet sitesi yok Kafelerden ya da hostellerden bunları öğrenebilirsiniz. Sergiler, yoga, müzik, dans her türlü etkinliği düşük ücrete ya da ücretsiz olarak bulabilirsiniz.
San Cristobal de las Casas Yeme İçme
Genel olarak yeme içme konusunda tavsiye vermekten hoşlanmıyorum ancak bunu anlatmadan geçmeyeceğim. San Cristobal de las Casas’ta tapas ve şarap servis eden bir ev var. İsmi La Viña de Bacco. Ev yapımı şaraplarını mutlaka denemelisiniz, kadeh fiyatları 40-50 peso civarında. Biz oradayken bu şarap evinin onuncu yıl kutlamasına denk geldik ve tüm gece boyunca bir kadeh ev şarabı ve tapası 10 pesoya (2 lira civarı) verdiler. Tüm kasaba orada sarhoş oldu desem yeridir. Tavsiye edeceğim yegane yer burasıdır, gerisini zaten bulursunuz.
San Cristobal’de Nerede Kalınır?
San Cristobal’de couchsurfing yapmak çok kolay. Hosteller ise dilediğiniz bütçeye göre var. Oteller de aynı şekilde. Ben hem couchsurfing ile hem de Puerta Vieja Hostelde kalmıştım. Hayatımda kaldığım en iyi hostellerden biri olduğunu söyleyebilirim. İçeride o kadar çok şey oluyor ki, insan hiç dışarıya çıkmadan günler geçirebilir. Eğer dormda kalacaksanız en üst katta, dört tarafı da camlı olan odayı tercih edin. Fiyatlara kahvaltı dahil, sabahları tatlı veya tuzlu sevenler için iki çeşit ve doyurucu kahvaltı çıkıyor, dilediğinizi tercih edebiliyorsunuz. Haftanın bir ya da iki akşamı ücretsiz kokteyl veriyorlar. Bar her gece açık. Projeksiyonlu güzel bir sinema odası var, dilediğiniz filmi seçip izleyebilirsiniz ve haftanın mutlaka bir kaç gecesi sadece hostelde kalanlar için keyifli etkinlikler düzenleniyor.
Palenque ve San Cristobal de las Casas arasında hangi yol tercih edilmeli? San Cristobal de las Casas ve Palenque arasındaki yolun hangisi güvenli? Bu günlerde en çok konuşulan sorular oldu belki de…
Bu yazıyı belki daha önce yazmam gerekirdi. Meksika’da öldürülen (ölü bulunan demeye dilim varmıyor) biri Alman Holger Franz Hagenbusch diğeri Polonyalı Krzysztof Chmielewski isimli iki bisikletçinin ölüm haberi gelince fark ettim, ne kadar önemli bir bilgiyi paylaşmadığımı ve esirgediğimi…
Bu bölgenin tarihine ve ortama küçük bir göz atalım önce. 90larda haberleri okuyacak yaşta iseniz mutlaka duymuşsunuzdur Meksika ve Zapatista hareketini. İşte burası 90lı yıllarda hükümete karşı ayaklanan ve uzun süren silahlı çatışmalar sonunda kendi özerkliğini alan Zapatistaların elinde olan bölgenin içerisinde kalıyor. Zapatistalar özerkliği alınca Meksika hükümeti o alandan kısmen çekildi. Hastane okul gibi hizmetleri sağlıyor ama polis asker gibi hizmetleri sağlamıyor. Zaten Zapatistalar da istemiyor.
Dünya basınında fazlaca yer almış Zapatista hareketinin ve çatışmaların daha fazla dikkat çekmemesi için ve ayrıca Meksika’nın en fakir eyaleti olan Chiapas’ın Meksika devletine herhangi bir getirisi olmadığı için o bölgesi kendi hallerine bırakmış durumdalar. Ne olursa olsun halk kendi içinde hallediyor.
San Cristobal ve Palenque Arası Hangi Yol Tercih Edilmeli?
San Cristobal ve Palenque arasındaki yol
Meksika’nın en önemli antik kentlerinden biri olan Palenque ile Chiapas eyaletinin göz bebeği San Cristobal de las Casas kasabası arasındaki yol araç ile 4 saat civarında. Ancak bölgede devlet varlık göstermediği için bu dağ Banditolar (silahlı haydutlar) tarafından tutulmuş durumda ve yoldan geçen araçları durdurup kontrol ediyorlar. Bir çok turist bu noktada üzerlerindeki değerli eşyaları bırakmak durumunda kalmış. O nedenle turistleri taşıyan araçların otobüslerin hepsi yolu uzatıp bu dağın etrafından dolanarak yolu 10 saate uzatıyor. Banditolar bazen de sadece canları istedikleri için bu yolu kapatabiliyorlar. İşte o zaman hiçliğin ortasında bir yolda kalıveriyorsun ne yapacağını bilmeden.
Meksika’da geçirdiğim 2. ayın ardından muhteşem özgüvenim ile o bölgeye gittiğimde “ne olacak yaa” diye tepki verdiğimi hatırlıyorum. Bu noktada ciddi olarak uzun yolu tercih etmek güvenlik açısından çok önemli. Kestirme yoldan gitmek elbet mümkün ama kesinlikle tavsiye edilmiyor. Özellikle hava karardıktan sonra hiçbir koşulda o yola girilmemesi gerektiğinin altı çiziliyor.
Holger Franz Hagenbusch
Holger Franz Hagenbusch ve Krzysztof Chmielewski’nin ölüm haberi hakkında daha fazla detay için İspanyolca bilenler bu linki İngilizce bilenler ise bu linki okuyabilir.
Gördüğüm tüm haberleri okudum ve şahsi kanaatim bu ölümlerin talihsiz birer kaza olmaktan çok daha uzak oldukları. Umarım ne Meksika’da ne bizim ülkemizde ne de dünyanın hiçbir yerinde böyle bir olay tekrar yaşanmaz.
San Cristobal’in yakınında ömrümde gördüğüm en acayip yer olan Chamula hakkında bilgi almak için ise bu yazıyı okuyabilirsiniz.
Meksika’nın göz bebeği, en büyük şehirlerinden biri olmasına rağmen kasaba görünümüne sahip, en güvenli şehirlerden biri olan Merida, Yucatan yarımadasının coğrafi avantajını kullanıp her yıl bir çok turisti ağırlıyor. Benim tamamen bir tesadüfler silsilesi ile gittiğim Merida’ya turistler şehrin havasını koklamak, etraftaki tarihi yerlere ulaşmak ve cenotelerin keyfini çıkarmak için gidiyor. Dünyanın 7 harikasından biri olan Chichen Itza’ya en yakın şehirlerden biri olan Merida’nın ilgi odağı olması kaçınılmaz.
Klasik bir koloniyel dönem mimarisine sahip olan şehirin merkezinde her akşam mutlaka yerel bir dans gösterisi oluyor. Maya kökenli yerel halkı gelen turistleri çok sıcak karşılıyor. Yerel yemekler, içki ve gece hayatı Merida’nın dikkat çeken unsurlarından bir kaçı.
Merida Nerede?
Merida’da Görülecek Yerler
Merida’yı keşfetmenin en güzel iki yolu şehrin sokaklarında kaybolmak ve belediyenin rehberinin her gün ücretsiz olarak şehri gezdirdiği tura katılmak. Tur hem Merida’nın tarihini hem de kültürünün nasıl şekillendiğini anlamak için mükemmel bir fırsat. Turun ardından şehrin pembe, mavi, kırmızı, sarı ve mor parlak tonlarında boyanmış koloniyel binaları arasında kaybolmak, bir kaç kıyıda köşede kalmış mekan keşfetmek yerli gibi hissettirecektir.
Meydandaki lüks, pembe binalardan Katedral’e, hükümet binalarından çok sayıda parka kadar çeşitli ilgi çekici yerleri göreceksiniz. Palacio del Gobierno – katedralin karşısındaki köşedeki yeşil alan, yarımadanın tarihini, İspanyolların gelişini, Maya katliamlarını, isyanları, yerel kahramanları ve daha fazlasını anlatan eşsiz, muhteşem freskler bulunuyor.
Katedralin hemen yanında bulunan Modern Sanat Müzesi, yemyeşil bir avlu etrafında yer alıyor ve yerel gelenekleri ve bölgelerinin güzelliğini tanıtan Yucatan sanatçılarının sergilerini düzenli olarak sergileniyor. Küçük galeriler, Santa Ana meydanı çevresinde daha güncel, çağdaş sanat eserleri sergilenmektedir.
Yerel pazarlar Meksika’nın genelinde olduğu gibi burada da oldukça hareketli. Taze meyve sebzeden, yerel yiyecek ve içeceklerin hepsini bulmak mümkün. Meksikalı birisi ile pazara gidip, yerel lezzetleri tatmak kesinlikle çok keyifli. Ayrıca yerel giysi ve kostüm arayanlar da pazarda ekonomik fiyatlara bulabilir.
Merida’da en beğendiğim mekan kesinlikle La Casa de Frida oldu. Önünden geçerken tesadüfen gördüğüm kafe, restaurant Frida temasıyla döşenmiş. Sadece ambiansı görmek için bile bir kahve içilebilir.
Civarda gezilecek yerler ise 7 dünya harikasından biri olan Chichen Itza, cenoteler, UNESCO dünya mirasi listesindeki Uxmal antik kenti, sahiller, pembe lagün Las Coloradas olarak sıralanabilir.
Dünyanın yeni 7 harikasından biri – Chichen Itza
Merida’da Kalınacak Yerler
Merida her türlü bütçeye uygun seçenekler sunuyor. Booking.com’dan, Airbnb’ye kadar bir çok seçenek değerlendirilebilir. Couchsurfing de oldukça aktif. Seçenekler sınırsız, tamamen zevkinize ve bütçenize kalmış.
Ben Hostel la casa del Tio Rafa isimli hostelde kaldım. Sahibi ile oldukça fazla sıkıntı yaşadım. Hiç tavsiye etmiyorum.
Merida’da Ne Yenir?
Deniz mahsüllü tacolara da bir şans vermeyi unutmayın!
Cochinita Pibil domuz eti sevenler için kaçırılmaması gereken bir lezzet. Düşük ısıda, saatlerce portakal sosu ile pişirilen et acı biberli sosla servis ediliyor. Tabakta ya da ekmek arası olarak ayak üstü yiyebilirsiniz.
Acı biberli dondurma ise fikir olarak bir çok kişiye kötü gelse de, mutlaka denenmesi gereken bir lezzet. Benim dondurma ile aram yok, sadece meraktan denedim. Enfesti!
Bunların yanı sıra tüm Meksika yerel lezzetlerini pazarlarda ve sokaklarda tadabilirsiniz.