Yük gemileri taşıdıkları yüklere göre farklı kurallar dahilinde çalışırlar. Her zaman en önemli şey can sağlığı ve güvenliktir. Bunu sağlayabilmek adına, gemilerde tecrübe sonucu kazanılmış bazı kurallar ve yasaklar vardır. Yük gemisi personeli için sıradan bizler için İlginç yasaklar…
İlginç Yasaklar
Yazılı kural olmamakla birlikte kaptanla kavga etmek kesinlikle yasaktır 🙂
Tuvalete sadece doğada çözünebilen tuvalet kağıtları atılabilir.
Tuvalete tuvalet kağıdı dışında hiçbir katı cisim ya da sıvı atılamaz.
Tuvalet temizliğinde sadece kendisine özel bir deterjan kullanılabilir, diğer hiçbir deterjan ya da kimyasal kullanılamaz.
Tanker gemilerinde güvertede telefon, kamera gibi elektronik her türlü aletin kullanımı yasaktır, sadece sertifikalandırılmış elektronik cihazlar kullanılabilir. Ex-proof kamera gibi…
Limanlarda aynı departmanda çalışan kıdemli zabitlerin aynı anda gemiden ayrılması yasaktır. 1. kaptan ile 2. kaptan, 1. mühendis ile 2. mühendis aynı anda gemiyi terk edemez.
Yük gemileri içerisinde genellikle en tehlikeli, yanıcı ve patlayıcı maddeleri tanker gemileri taşımaktadır. O yüzden tanker gemileri diğer gemilere göre daha fazla kuralları olan gemilerdir.
Kıdemli zabitlerden ikisi aynı anda tanka giremez.
Gemi personelinin %40’ından fazlası limanlarda gemiyi terk edemez.
Tanker gemilerinde alkol kullanımı ve bulundurulması kesinlikle yasaktır.
Kulaklık yasak!
Gemilerde müzik dinlemek, film izlemek gibi aktiviteler esnasında kulaklık kullanmak yasaktır. Kulaklık sadece iki kulağa aynı anda takılmadığı durumlarda kullanılabilir.
Köprü üstünde telefon, bilgisayar, tablet kullanmak yasaktır.
Köprü üstünde dergi, gazete, kitap okumak yasaktır.
Köprü üstünde iş dışında gereksiz konulardan konuşmak, muhabbet etmek yasaktır.
Tanker gemilerinde çakmak kullanmak ve taşımak yasaktır. Çakmak yerine güvenlik kontrolünden geçmiş özel kibritler kullanılmaktadır.
Çöpler mutlaka ayrılmak zorundadır. Birbirinden farklı çöpler tek bir çöp kutusunda toplanamaz.
tuvalet kuralları
Ağır havada çamaşır makinesi kullanmak yasaktır.
Ağır havada spor salonunu kullanmak yasaktır.
Ağır havada güverteye çıkmak yasaktır.
Seyir halinde ve limanlarda yaşam mahalinde belirlenen alanlar dışında sigara içmek yasaktır.
Yaşam mahali dışında çakmak taşımak yasaktır. Gemideki tüm çakmaklara 2. kaptan tarafından el konulur ve kilit altına alınır.
Tüm bu yasaklar acil durumlarda delinebilmektedir. Sizce en ilginç yasak hangisi? Benim favorim kulaklık.
Gemi hayatına dair başka makaleler okumak isterseniz, şunlara da göz atabilirsiniz.
Yurt dışında evlenmek bazı çiftler için düğünden kaçışın, bazı çiftler için farklılığın, bazıları için ise sadece güzel anı biriktirmenin bir yolu. Sebebi ne olursa olsun, son yıllarda yurt dışında evlenen çiftlerin sayısında oldukça büyük bir artış gözleniyor. Yurt dışında evlenmek isteyen çiftler için yurt dışında evlenme rehberi hazırladım.
Kimler yurt dışında evlenebilir?
Her Türk vatandaşı herhangi bir Türk Konsolosluğu’nda evlenebilir ancak yurt dışında evlenecek olan çiftlerin ikisinin de Türk olması gerekiyor. Çiftlerden bir tarafın yabancı olması durumunda Türk Konsoloslukları’nda nikah kıyılamıyor.
Tabii bir de çiftlerin kanunen evlilik kriterlerine uymaları gerekiyor ama onu söylemeye gerek yok sanırım.
Yurt dışında evlenmek için yapılması gereken işlemler
Öncelikle nikahın kıyılması istenen konsolosluğun internet sitesine girerek, oradan elektronik randevu alınması gerekiyor. Randevu alındıktan sonra adresinize gelecek olan e-postayı dikkatlice okuyun.
Elektronik olarak alınan randevunun kesin tarih olduğu yanılgısına kapılmayın!
Gelen e-postada gerekli belgeler ve yerine getirilmesi gereken prosedürlere dair bir açıklama bulanacaktır.
Her konsolosluk birbirinden farklı belge talebinde bulunabilir!
Gerekli olan belgeleri hazırladıktan sonra tüm belgeleri taratıp konsolosluğa göndermek gerekiyor. Belgelerin tam ve eksiksiz olduğuna dair onayı aldığınızda, nikah tarihi ve saatini konsolosluk görevlisi ile kesinleştirebilirsiniz.
Yurt dışında evlenmek için gerekli belgeler
Yurtdışında evlenmek için gerekli belgeler genel olarak Türkiye’de evlenmek için hazırlanan belgelerin bire bir aynısı. Bazı konsolosluklar ek belge talep edebilmektedir. Belgrad Türk Konsolosluğu ek herhangi bir belge talebinde bulunmadı.
Gereken belgeler;
Evlenme formu
Evlendikten sonra eşinizin soyadı ile birlikte bekarlık soyadınızı da kullanmak istemeniz durumunda, örneği ekte kayıtlı olan “kızlık soyadını koruma dilekçesini” ibraz etmeniz gerekmektedir,
Geçici adres beyan formu
Eşlerin nüfus cüzdanlarının asılları ve onaylı fotokopileri,
Eşlerin pasaportlarının asılları ve fotokopileri,
Eşlerin son altı ay içerisinde çekilmiş 4’er adet vesikalık fotoğrafları
Eşlerin ayrı ayrı olmak üzere nüfus kayıt örnekleri- nüfus idaresinden temin edilmesi gerekmektedir,
Eşlerin evlenme ehliyet belgesi–ilgili nüfus idaresinden temin edilmesi gerekmektedir,
Eşlerin evlenmeye herhangi bir engel teşkil etmediğine dair sağlık kurum/kuruluşlarından alınacak resmi fotoğraflı sağlık raporu,
2 şahit (nüfus cüzdanlarının arkalı/önlü fotokopileri). (Şahitlerin adres bilgileri ve kimin şahidi olacağı belirtilmeli),
Başvuruda bulunan kadın daha önceden evlenip, boşanmışsa ve boşanmanın kesinleşme tarihinden itibaren 300 gün dolmadan evlenme akdi yapılmak isteniyorsa, yetkili Türk mahkemesince verilmiş iddet müddetinin (300 günlük bekleme süresi) kaldırıldığına ilişkin mahkeme kararının aslı,
24 Avro Evlilik cüzdanı bedeli (2017)
Tüm belgeleri tamamlayıp, konsolosluğu e-posta ile gönderdikten sonra telefonla arayıp tarihi kesinleştirmekte fayda var.
Nikah tarihinin talep edilen tarihten 15 gün önce kesinleştirilmesi gerekiyor ama benimki cumhurbaşkanı ziyaretine takıldığı için konsolosluktan dönüş alamadım. Nikah tarihine bir hafta öncesinde onay geldi.
Evlenilecek ülkede yapılması gerekenler
Konsolosluk ile tarihi kesinleştirdikten sonra nikah tarihinden bir gün önce konsolosluğa gidip, evrakların orijinallerini teslim etmek ve harç bedelini yatırmak gerekiyor.
Evrakları taratıp göndermiş olsanız da orijinallerini teslim etmeden evlenmeniz mümkün değil.
Evlendikten sonra yapılması gerekenler
Türk Konsolosluğu’nda nikah kıyıldıktan sonra yapmanız gereken herhangi bir işlem kalmıyor. Online olarak tüm bilgiler en geç bir hafta içerisinde sisteme yansımış oluyor. Siz balayından dönene kadar işlemler çoktan tamamlanmış olacaktır.
Dikkat edilmesi gereken hususlar
Yurt dışında evlilik yapacak çiftin nikah şahitlerini önceden belirlemesi ve bu şahitlerin de mutlaka Türk olması gerekiyor. Nikah şahitlerini son anda belirlemek gibi bir durum ihtimal dahilinde değil.
Konsolosluğun içeriye kabul ettiği misafir sayısının bir limiti var ve bu limit konsolosluklar arası değişiyor. O nedenle bir organizasyon düzenlemeden önce sizinle birlikte içeriye girebilecek kişi sayısını önceden netleştirmek fayda sağlayacaktır.
Evlenecek kadınlar eğer evlendikten sonra kendi soyadını da kullanmak istiyorsa, evlenmeden önce dilekçe vermesi gerekiyor. Aksi halde geri dönüşü mümkün olmuyor.
Konsolosluktan talep edilen evlililik tarihinin ve saatinin mesai saatleri içerisinde olması gerekiyor.
Yurt dışında evlenecekler için pratik bilgiler
Gelinler için kuaför ve makyaj yaptıracak bir yer bulmak oldukça zor. Hele ki, saç ve makyaj provasını günler öncesinden yaptırmak gerektiği için daha da zor. O yüzden, saçınızı ve makyajınızı kendinizin ya da sizinle gelecek bir arkadaşınız yapması daha iyi bir tercih olabilir. Ben saçıma sadece köpük sürdüm, makyajımı ise izlediği youtube videoları sayesinde Melike yaptı. Ellerine sağlık pek de güzel oldu. Melike de makyaj videoları çekmeye başladı ama seyahat kariyerini baltamaması için yayınlamıyor. Bence ısrar ederseniz, mutlaka yayınlar.
El çiçeği kullanacaksanız, taze yerine kuru çiçeklerden bir buket yaptırıp Türkiye’den getirmek daha kolay olacaktır.
Konsolosluğa ne kadar sürede gideceğinizi kontrol edip, ona göre hazırlıklarınızı yapın. Taksiler çok yoğun olduğu için belediye otobüsü ile gittik. Neyse ki, bir gün öncesinde evrak teslimi için gittiğimizden hangi otobüsün oradan geçtiğini biliyorduk.
Her ne kadar artık telefonlar da muhteşem fotoğraflar çekse de, sizinle birlikte oraya gelen misafirlerinizden bir kaçından fotoğraf makinelerini getirmesini rica edebilirsiniz.
Yurt dışında yapılacak işlerin hepsini üstünüze almak yerine, gelen arkadaşlarınız arasında bölüştürmek stresi azaltacaktır. Hem de arkadaşlarınız size yardımcı olabildikleri için mutlu olacaklardır.
Tüm misafirlerin aynı otelde kalması geliş gidişlerde ve iletişimde büyük kolaylık sağlıyor.
Yük gemileri ile seyahat etmek, yavaş yolculuklardan hoşlanan, gemi yaşamını merak eden, uçaktan korkan ama kıtalar arası seyahat etmek isteyen, yelkenlide yorulmak istemeyen seyahat severler için güzel bir alternatif. Yük gemileri ile yolculuk hazırlıklarını yapmış, artık gün sayan kişiler için seyahat öncesinde ve süresince işine yarayacak bilgileri listeledim. Buyurun…
Nereye gittiğinizi araştırın. İneceğiniz limanı ve çevresindeki yerleri, ulaşım durumunu, para birimini, hangi dilin konuşulduğunu öğrenin.
Geminin uğrayacağı ülkelerin vize koşullarını kontrol edin. Geminin durduğu limanlarda bir iki günlük dışarıya çıkma ve dolaşma şansınız olacaktır, tabii geçerli vizeniz varsa.
Mürettebatla iletişim halinde olun ancak işlerine engel olmayın.
Sizi eğlendirecek kimsenin olmayacağını bilin. Kendi kendinize vakit geçirmeyi bilmek ve yalnızlıkla başa çıkabilmek önemli.
Okumayı, film izlemeyi, okyanusa bakmayı veya sadece yalnız kalmayı seviyor olsanız da boş vakitlerinizde ne yapmaktan zevk alabileceğinizi düşünün ve buna yönelik hobi malzemelerinizi yanınızda getirin.
Rahat kıyafetler, dürbün ve kamera alın. Televizyondan ve telefondan uzak kendinizle başbaşa kalacağınız bir yolculuk için hazırlanın. Sadece çevrenizin tadını çıkarın.
Gemi kütüphanesi zevkinize veya kendi dilinize göre sınırlı olabileceğinden, bol miktarda kitap alın. Bir e-kitap okuyucusu hem kapasite hem ağırlık olarak pratik olacaktır.
Uzun süreli yalnızlıklara tahammül edemediğiniz sürece uzun bir yolculuk bile düşünmeyin. Şirketin tek yolcusu olabilirsiniz.
Abur cubur seviyorsanız yanınıza mutlaka alın. Gemide bulamayabilirsiniz.
Gemide karaya göre daha az hareket edeceğiniz için spor yapmayı ihmal etmeyin.
Gün içerisinde kamaranızdan çıkıp, temiz hava almayı ihmal etmeyin.
Değişimlere ve gecikmelere açık olun. Hava ve liman koşulları gibi sebeplerden gecikmeler ya da nadiren de olsa erken varışlar yaşanabilir.
Seyahat süresince sevdiklerinizin sizden haber alamadığı için telaş yapmasına gerek yok. Geminin nerede olduğunu GPS ile takip etmek mümkün. Sadece geminin tam ismini yazarak, geminin lokasyon takibi kolayca yapılabiliyor. https://www.marinetraffic.com/
Geminin mürettebatının hangi milletlerden olduğunu öğrenip, onlarla iletişim kurabilmek için o dile yönelik konuşma kılavuzları alın. Güler yüz ve lütfen gibi kelimeler gemide çok şey değiştirebilir.
Tüm pasaportlar seyahat süresince kaptanda duracaktır. Panik yapmayın, pasaportunuza el konulmadı.
Durulan limanlarda inecekseniz, geçici bir belge ya da kimlik ile giriş çıkış yapacaksınız. Pasaportunuz gemiden ayrılacağınız limanda size kaptan tarafından teslim edilecektir.
Statik elektrik birikmesi yaşamamak için yünlü giysiler giymemeye çalışın.
İpek, 35 yaşında Panama’da yaşayan bir Türk vatandaşı. İpek Türkiye’deki yaşamını geride bırakıp Panama’ya göç etti. Bu süreç nasıl oldu, Panama’ya göç süreci ve Panama’da yaşam nasıl merak ettim ve İpek ile keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.
Merhaba İpek, Tanımayanlar için bize biraz kendinden bahseder misin?
Merhaba, ben İpek Evci. Gezmeyi, bilmediğim yollara gitmeyi hep sevdim, hep bir fırsat kolladım yeni kaçışlar için. Ama tabi yolların bu kadar uzağa gideceğini, bir gün o yolun sonunda bir evim olacağını hiç tahmin etmedim. Bundan yaklaşık 2 sene önce yurt dışında gezmenin yerini yurt dışında yaşamak aldı bizim için. 10 senelik özel sektör kariyerim, tatil için fırsat ve uçak bileti yakalamaya çalıştığım günlerim çok güzel bir sebeple son buldu. Uzaklara olan tutkumuz bir yuvaya dönüştü ve Orta Amerika’nın tropik cenneti Panama‘ya yerleştik. Çekirdek ailem; 3 yaşındaki oğlum ve eşimle birlikte doğup büyüdüğümüz topraklardan çok uzakta, okyanusların arasında bu küçük ülkeyi yeni evimiz olarak sahiplendik. Bütün bir kıtaya hakim olan Latin Amerika kültürünü tanımak, hayatımıza giren yeni bir dilin sürprizlerine açık olmak ve keşfedilmeyi bekleyen yeni rotaların hayalleri ile hayatımız macera dolu bir sürece girdi. Biz de ailecek bu süreçte yaşadığımız her anın tadını çıkararak, öğrenerek, yeni anılar biriktirerek yol alıyoruz. Ve ben elimden geldiğince yaşadıklarımızı blogumda paylaşıyorum, sanırım bu şekilde uzakları yakın ediyorum kendime.
Şu an neredesin, nerede yaşıyorsun? Nasıl bir hayatın var?
Şu an Panama City’de yaşıyoruz, Panama’ya göç edeli yaklaşık 2 sene oldu. Oğlum 1,5 senedir okula gidiyor. İspanyolca ve İngilizce konuşmaya başladı. Ben de yıllardır arzuladığım kahvemi alayım, hobimle uğraşayım aşamasındayım. Fotoğraf çekiyorum, bu alana özel bir ilgim var. Ve çektiğim fotoğraflarla birlikte seyahatlerimizi, tecrübelerimizi yazıyorum. Tabi diğer taraftan da 35 yaşımda tekrar öğrenci oldum, İspanyolca öğreniyorum.
Panama’ya göç etmeden önce nerede yaşıyordun? Neler yapıyordun?
Panama’ya göç etmeden önce İstanbul’da yaşıyorduk. Özel bir şirkette İnsan Kaynakları Müdürü olarak çalışıyordum, aslında kariyerimde hedeflediğim bir noktadaydım. Sonra bir gün eşime bir teklif geldi ve denersek ne kaybederiz ki deyip çıktık yola.
Panama’da yaşam nasıl? Ülkede ve kültürlerinde, kısaca yaşamda farklılıklar var mı?
Dediğim gibi biz başkent Panama City’de yaşıyoruz. Panama City ülkenin diğer şehirlerine göre daha modern, gelişmiş ve güvenli. Bir çok büyük şirketin Orta ve Güney Amerika merkezlerinin burada olmasının bunda büyük bir payı var tabi ki. Ülkedeki vergi sistemi sebebiyle Panama şirketler için avantajlı konumda. Panama’da mevsimler de insanlar da sıcak. Ülkede mevsimler 2 şekilde tanımlanıyor, yağışlı ve yağışsız dönem. Ocak- Nisan arası yağışsız dönem, Mayıs- Aralık arası ise yağışlı dönem. Ama ortalama sıcaklık hep 28-30 derece, diyorum ya sıcak ülke, tropikal iklim. İnsanlarına gelirsek; gelir seviyeleri genelde düşük, ağırlıklı olarak hizmet sektöründe çalışıyorlar. Ülkede yaşayan expat aileler ile gelir seviyesi farklılıkları var tabi ki ama bu durum hayatın akışında sıkıntı yaratmıyor. Bu konuyla ilgili bugüne kadar hiç rahatsız olacağımız bir deneyim yaşamadık. Halk eğlenmeyi, dans etmeyi çok seviyor. Bir karnaval, kutlama varsa asla kaçırmıyorlar. Haftanın 6 günü çalışıyorlar, Pazar günlerini de genelde plajlarda gündüz deniz keyfi yapıp akşam saatlerini ise dans edip müzik dinleyerek geçiriyorlar.
Panama yemyeşil bir ülke, tropik yağmur ormanları ile çevrili. Atlantik ve pasifik denizlerine kıyısı var. Dilerseniz hafta sonu 2 saatlik sürüş mesafesi ile Karayiplerde yüzebiliyorsunuz, dilerseniz pasifikte sörf yapıyorsunuz.
Panama küçük bir ülke, neredeyse Marmara bölgesi kadar. Ülkenin nüfusu 3-3,5 milyon civarında, bunun 3’te 1’i de Panama City’de yaşıyor zaten.
Panama halkı Latin Amerika genlerinden sanırım işlerini ağır ağır yapmayı pek seviyorlar. Tabi bu durum bizim pratikliğimize, tez canlılığımıza, sabırsızlığımıza o kadar ters ki ilk dönemlerde adapte olabilmek için büyük çaba harcadım. Vesikalık fotoğraf için 45 dakika sıra beklemek mi istersiniz, cüzdanını düzenlediği için 10 dakika bankamatikte oyalanan mı… Örnekler o kadar çok ki. Mesela; eşyalarımızı taşıdığımız dönemde, eski dolabımızı monte edebilmek için benden kullanım kılavuzu istediklerinde şok olmuştum. Bizim marangozlarımızın gözü kapalı yapacağı dolabı, 3 farklı ekip 2 gün sonunda anca bitirdiğinde neden kılavuz istediklerini daha iyi anladım tabi ki.
Panama’ya göç etmek için gerekli izinleri almak nasıl? Tüm bu süreç nasıl işledi?
Panama’ya göç sürecimizi eşimin şirketi takip etti çünkü yasal olarak burada kadrolu olarak çalışıyorsanız oturma hakkını direk olarak elde ediyorsunuz. İlk 6 ayda geçici sonrasında da 5 yıllık oturma belgesini alıyorsunuz.
Panama’ya vize yok ve 6 ay kadar uzun bir süre turistik izin var. Ama yerleşmek isterim derseniz eğer; belli şartlar doğrultusunda ülkede yatırım yaparsanız oturma hakkı kazanıyorsunuz. Panama ve Türkiye arasında sıcak bağlantılar var, bu tip süreçler hükümetler tarafından da destekleniyor. Veya dediğim gibi bir çok büyük şirketin merkezi bu ülkede, dilerseniz onlar aracılığıyla da ülkede çalışma ve oturma şartı elde edebilirsiniz. Bu şirketlerden bazıları İspanyolcayı zorunlu tutsa da bunu şart koşmayan şirketler de var. Ülkede 5 yıllık oturma izninizi tamamladığınızda vatandaşlık için başvuru yapabiliyorsunuz.
Bu süreçte yol almak nasıldı? Yaşadığın sıkıntılar oldu mu?
Olmaz mı, resmen komediydi. Bilmediğiniz bir dil, kültür, mevsim, kısacası hiçbir şey bilmiyorsunuz. İnsanlar sadece İspanyolca konuşuyor, suyun bile İngilizcesini bilmiyorlar. Türkiye’deki gibi anlamaya, yardım etmeye de çalışmıyorlar. Siz İngilizce soruyorsunuz ya cevap vermiyorlar ya da kafalarına göre İspanyolca bir şeyler anlatıyorlar. Benim şansıma eşyalarımızın Türkiye’den geldiği ve yeni evimize taşınacağımız dönemde eşim bir iş seyahatindeydi. Olmayan İspanyolcamla taşınma kısmını tarzanca hallettik desem yeridir. Tam her şey yoluna girdi derken akşam Efe ile yatmaya hazırlandığımız saatlerde evin çeşmelerinden birisi patladı. Apartman sistemleri farklı, kapatabileceğiniz biz vana yok kapınızın dışında, oluk oluk su akıyor her yere. Biz tabi mecburen sırılsıklam bir şekilde pijamalarımızla güvenliğe gidip yardım istemek durumunda kaldık. Kendimi çaresiz hissedip kucağımda çocukla ne yapıyorum ben burada dediğimi hatırlıyorum. Bir şekilde hallettik tabi ki çeşme işini, şimdi gülümsüyorum başımıza gelenlere ama inanın yaşamak o kadar da komik değildi.
Panama’ya göç eden İpek ve oğlu
Yeni insanlar, yeni çevre, tüm alışkanlıklarınızın değişmesi ilk dönemde elbette zorluyor. Ama yavaş yavaş, biraz da kendiliğinden gelişiyor tüm süreç. Biz hiçbir zaman zorlama ilişkiler, samimiyetler taraftarı olmadık, o yüzden yavaştan aldık tüm süreçleri. Zamanla anlaşabileceğiniz, vakit geçirebileceğiniz insanlar alıyor yerlerini hayatlarınızda. Ama tabi bu tip süreçlerde önemli olan birbirinize kenetlenebilmek, destek çıkabilmek. Bazen eş, bazen de arkadaş olabilmek. Zorlandığımız, yalnız kaldığımız, moralimizin bozulduğu zamanlar tabi ki oldu, ama bi şekilde hepsinden dersler çıkardık, düzlüğe çıktık. Özellikle sağlığınızla ve çocuğunuzla ilgili sıkıntılar sizi daha derin sarsıyor. Evde anne ve babanın hasta olup çocuğa bakacak kimsenin olmaması, komşu teyzeden sıcak bir çorba gelmeyeceğini bilmek bozuyor moralleri zaman zaman.
Panama güvenli mi?
Bence güvenli. Tabi ki duyduğumuz rahatsız edici olaylar oluyor her ülkede olduğu gibi fakat ben hiçbir sıkıntılı durum yaşamadım. Sadece expatların olduğu bölgeler için söylemiyorum, biz bolca yerel halkın da olduğu alanlarda vakit geçiyoruz. Zaten plajlarda hep birlikteyiz. Ülkenin Colon şehrinde zaman zaman taşkınlıklar, eylemler ve ayaklanmalar olabiliyor fakat polis bu tip durumlarda çok katı, direk müdahale edip olayların büyümesini engelliyorlar.
Panama pasaportunun Türk pasaportuna göre avantajları var mı?
Panama vatandaşları Avrupa Birliği üyesi ülkelere vizesiz giriş yapabiliyorlar. Sanırım bizden en büyük farkları bu. Panama vatandaşları Dünya’da seyahat özgürlüğü sıralamasında 36. sırada, Türkiye ise 49. sırada yer alıyor.
İlk aşamada Panama’da 5 sene oturursak eğer Oturma İzni alma hakkımız oluyor, ona başvurabiliriz. Ama tabi çok da uzun vadeli planlar yapmıyoruz. Hayat bu 1 günde değişiveriyor.
Keyifler nasıl?
Keyfimiz yerinde, Panamayı sevdik. Eşim işine motoruyla 5 dakikada ulaşıyor. Dilersek akşamüstü sahilde yürüyüşümüzü yapıyoruz, hafta içlerimiz nispeten daha sakin geçiyor. Hafta sonları içinse bir çok fazla alternatifimiz var. Dilersek 2 saatlik mesafede Karayip denizinde San Blas adalarında yüzebiliyoruz. Dilersek yağmur ormanlarında yürüyüşe çıkıyoruz. Panama konum olarak bir çok ülkeye yakın olduğu için mümkün olduğunca bu ülkeleri geziyoruz. Ama tabi memleket havası, 4 mevsimin güzelliği ve en önemlisi sevdiklerimizin yanında olamamak bizim için büyük eksiklik. Biz aile ve arkadaşlarıyla çok sık vakit geçiren bir aileydik, o sebeple bunun eksikliğini çok çekiyoruz, çok özlüyoruz.
Türkiye’ye dönmeyi düşünüyor musun?
Bir gün mutlaka. Asla dönmemek gibi bir düşüncemiz yok. Şu anki hedefimiz oğlumuza ve kendimize daha iyi bir hayat inşaa edebilmek olduğu için buradayız. Ama kesinlikle bir gün döneceğiz.
Diğer göç edenlerin yazılarını okumak için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz.
Benim Panama deneyimlerim ile İpek’inkiler birbirinden çok farklı. Bu seyahat süresince kiminle karşılaştığınız ile çok alakalı. Bir de Panama’yı İpek’in gözünden okuyun…
İpek’in Panama İzlenimleri
Panama enteresan bir ülke, çok modern ve gelişmiş gibi gözükürken bir anda o kadar emin olmamanızı sağlayacak bir şeyle karşılaşıyorsunuz.
Panama’da ilk aşamada en çok ilgimi çeken şey yüksek binalarıydı, zaten buraya Güney Amerika’nın Dubai’si de diyorlar ama ben buna katılmıyorum. Şehrin eski yerleşim yeri, benim de en keyif aldığım bölgelerden birisi olan Casco Viejo’da eski Fransız ve İspanyol mimarisiyle yapılmış kısa katlı evlerin arasında yürüyüşünüzü yaparken karşı sahilde karşınıza aniden yüksek binalar çıkıyor. Şehirde eski yapılar ile yüksek binalar iç içe geçmiş durumda, bir süre sonra bu manzaraya alışıyorsunuz.
Panama Kanalı inanılmaz bir mühendislik harikası, okumuştum ama ne dediklerini kanalı, kanalı yapabilmek için oluşturulan nehir ve gölleri gezerken daha iyi anladım. O alanlarda her gün çalışmalar devam ediyor, çok ciddi bir organizasyon durmadan işliyor. Kanaldan gün 14-15 adet gemi geçiş yapıyor. Dilerseniz siz de geminin bir okyanustan diğer okyanusa geçişini, kanal ve okyanuslar arasındaki 28 metre olan yükseklik farkının doldurulan havuzlar ile hizalanmasını belirli noktalardaki tesislerden izleyebiliyorsunuz. Gece olduğundaysa açığa demirlemiş kanaldan geçmek için sırasını bekleyen gemilerin ışıkları Pasifik okyanusu açıklarından şehre göz kırpıyorlar.
Panama’da şaşırdığım, büyülendiğim yerlerden birisi de San Blas. Ülkenin Atlantik kıyılarındaki Karayip adaları. Ortalama 360 adet irili, ufaklı adacık. Bazılarında yaşam var, bazılarında ise yok. Adaların yönetimi Kuna Yala’lı denilen yerlilerin elinde. Adalara gitmek isterseniz farklı bir ülkeye geçiş yapıyormuş gibi pasaport göstermeniz gerekiyor. Biz defalarca gittik, deniz, kum, su sakinse görebileceğiniz deniz yıldızları gerçekten etkileyici.
Şehirde iç hatlarda hizmet veren, diablo rojo yani kırmızı şeytan dedikleri otobüsleri fark etmemek mümkün değil. Bu otobüslerin her yeri boyalı, tam bir grafiti şaheseri hepsi. Gündüz toplu ulaşıma destek veren bu otobüsler gece birer diskoya dönüşüyor, renkli ışıklar yanıyor, filmli camlar kapanıyor, ve müzik…
Panama’nın en güzel sahil şeridinden birisi olan Cinta Costera veya Amador’da yürürken hemen yanı başınızdan uçan bir akbaba görebilirsiniz. Panama tam bir kuş cenneti, denizin üzerindeki ahenkli dansları, yemek saatlerinde suya keskin dalışları veya sarkan bir palmiye dalındaki dinlenişleri… Panama’da kuşları izlemeye doyamıyorsunuz.
Panama konum olarak ekvatora oldukça yakın bir noktada, yani aya yakın olan ülkelerden. Bu sebeple ülkede gel-git yani su çekilme- yükselmeleri çok belirgin yaşanıyor. Şöyle ki; yarım saat önce denizde yüzerken gördüğünüz bir kayığı yarım saat sonra karaya oturmuş bulabiliyorsunuz. Ayın evrelerine göre çekilmenin olacağı saatler değişiklik gösteriyor. Denizcilerin takip ettiği bir site var, seferlerini buradaki su seviyesi bilgilerine göre düzenliyorlar.
Yük gemisi ile seyahat etmek eskiden imkansız gibi gözükse de, artık bir çok firma yolcu kabul ediyor. Yük gemileri ile seyahat etmek mümkün mü, yük gemileri nerelere seyahat edilebilir, yük gemileri ile seyahat edeceklerin bilmesi gerekenler, yük gemileri ile seyahat ne kadar tutar, hangi yük firmaları yolcu kabul ediyor, yük gemileri ile ücretsiz seyahat etmek mümkün mü merak edenler buyursun.
Elbette mümkün. Büyük uluslararası yük firmaları seyahat etmek isteyen yolculara bu hizmeti sunuyorlar. Yolcu olarak kendinize ait bir kamaranız ve geminin bir çok bölgesinde dolaşma hakkınız oluyor. Hem seyahat edip hem de yük gemisindeki yaşamı incelemek için kaçırılmayacak bir fırsat.
Yük gemileri cruise gemilerinden çok farklı olduğu için yemek ve dinlenme saatlerinde kaptan ve diğer gemi adamları ile birlikte vakit geçirme şansı yakalayabilir, personelin yaşadığı hayatın içerisine dahil olabilirsiniz. Gemiye gelen giden çok fazla yolcu olmuyor, yeni bir yüz ve neşe kaynağı olarak sizinle muhabbet etmekten keyif alacaklarına eminim.
Yük gemilerinin yolcu taşıma limiti sınırlı sayıda olduğu için 6 ay önceden bu seyahati planlamak faydalı olacaktır. Son anda hem yer bulmak sıkıntı olabilir hem de gerekli evrakları, raporları, aşıları ve sağlık sigortalarını hazırlamak için gerekli vakit kalmayabilir.
Yük Gemisi ile Nerelere Seyahat Edebilirim?
Dünya ticaretinin büyük çoğunluğu deniz ulaşımı ile sağlanmaktadır. Rotterdam, Singapur, Hong Kong, Hamburg, Şangay gibi dünyanın en büyük limanlarına yılda onbinlerce gemi giriş çıkış yapıyor.
yük gemisi örnek rota
Yük gemileri ile dünyanın her yerine seyahat edilebilir. Sadece hayal edin, dünyanın neresine yük gemisi ile gitmek istersiniz ve harekete geçip rotanızı belirleyin. Rotanıza uygun gemiyi bulduktan sonra gerisi sadece tarihleri ayarlamaya kalıyor.
Yük Gemisi ile Seyahat Ne Kadar Tutar?
Yük gemisi ile seyahat tahmin edilenin biraz daha üstünde bütçe gerektiyor. Bir çok kişi arasında yük gemilerinin ücretsiz yolcu taşıdıklarına dair söylentiler dolaşsa da bunlar gerçek değil. Yolcular ticari gemilere ekstra güvenlik önlemleri ve mürettebata ekstra sorumluluk yüklediği için bunu ücretsiz olarak veren firma bulmak neredeyse imkansız. Eğer yük gemilerinde çalışan bir aile bireyiniz varsa, ücretsiz olarak yolcu statüsünde yolculuk yapmanız mümkün. Benim böyle bir şansım vardı ve ben bunu değerlendirdim. Ortalama olarak talep edilen rakamlar günlük 125-150 $ arasında. Bu ücrete konaklama, yeme içme, bagaj ve liman ücretleri dahil.
Çok merak edenler böyle bir seyahat için bu tutarları ödemekten kaçınmayacaktır ancak ekonomik olmadığı aşikar. Eğer bagaj miktarınız fazla ise, ve bagaj ücreti çok yüksek tutuyor ise, kısa mesafelerde uçak yerine yük gemisi ile seyahat tercih edilebilir.
Gemide Yaşam
Gemideki yolcunun düzeni ile çalışanların düzeni birbirinden oldukça farklı. Yemek saatleri dışında ortak bir payda bulmak pek mümkün değil. Bir yanda durmadan çalışan bir mürettebat diğer yanda hiçbir şey yapmakla yükümlü olmayan ve vaktini nasıl geçireceğini şaşıran yolcular.
Gerçekleştireceğiniz seyir kısa süreli değil ise kendini eğlendirmeyi mutlaka bilmeniz gerekiyor. Kendi kendine kalamayan, yalnız kalmaktan hoşlanmayan kişilerin bu tip bir seyahat tercih etmesini önermiyorum.
yük gemisi spor salonu
Yük gemileri beklenenin aksine içerisinde bir çok imkan barındırıyor. Ortak alanlarda televizyon, playstation, masa tenisi bulmak mümkün. Spor salonları genellikle birbirinden farklı bir çok spor aleti barındırıyor. Hatta bir kısım yük gemisinde yüzme havuzu bile var. Sanılanın aksine gemide bir doktor ya da sağlık personeli olmadığı için sporunuzu aksatmayın ve abartmayın.
Yolcu Kabul Eden Yük Gemilerini Nereden Bulabilirim?
İnternet üzerinden kısa bir araştırma ile yolcu taşıyan bir çok yük gemisine ulaşmak mümkün. Yük gemisi araştırmaya başlamadan önce, hangi rotada yolculuk etmek istediğinizi belirlemeniz daha sağlıklı olacaktır.
Yolcu Taşıyan Yük Gemilerine Aşağıdaki Sitelerden Ulaşabilirsiniz
Türkiye’den Kalkan ve Yolcu Kabul Eden Yük Gemileri Nelerdir?
Aldığım duyuma göre Türkiye’den kalkan bir kaç firma yolcu kabul ediyormuş ancak internet sitelerinde buna dair herhangi bir ibare göremedim. Şansını denemek isteyenler telefon ile iletişim kurabilir. Bana da haber verirseniz, sevinirim.
UND Birlik
UN Roro
Arkas
Yük Gemisi ile Seyahate Çıkacakların Bilmesi Gerekenler
Firmadan firmaya değişmek ile birlikte yük gemilerinde yolcular için yaş sınırı vardır. Genellikle çocuklar ve 70 yaş üzerindeki kişiler kabul edilmemektedir.
Yük gemilerinin yolcu kapasitesi sınırlı olduğu için çok talep edilen bölgelerde 6 ay öncesinden rezervasyon yaptırmakta fayda vardır.
Yanınızda getirebileceğiniz bagaj ağırlığı 100kg ile sınırlandırılmıştır.
Yük gemileri çalışma gemileri olduğu için kimsenin sizinle cruiselardaki gibi ilgilenmesini beklemeyin. Gününüz mürettabat ile birlikte geçecektir.
Tehlikeli yük taşımayan gemiler yolcu kabul etmektedir, kimyasal taşıyan tankerler genel olarak yolcu kabul etmemektedir.
yük gemisi manzara
Gemiye çıkmadan önce mutlaka sağlık sigortası yaptırmanız gerekiyor. Katılacağınız firma ile sigortanın ücrete dahil olup olmadığını konuşun.
Yolculuğunuzu tek yön ya da başlangıç limanına dönecek şekilde ayarlayabilirsiniz.
Fiyatlar genellikle yemek, konaklama ve liman ücretlerini içerir.
Fiyatlar genel olarak standarttır, düşük ya da yüksek sezon yoktur.
Yük gemilerinin yolcu kapasitesi hem kanunlarla hem boyutlarıyla sınırlı olduğu için bir çok gemi en fazla 4-6 arasında yolcu taşımaktadır.
Gemiye çıkmadan önce, gemide yolculuk yapabileceğinize dair bir sağlık raporu talep edilecektir.
Yaptırmanız zorunlu olan aşıları araştırın, sarı humma aşısı şart konulabilir. Aşılar gidilecek ülkede zorunlu olmasa da mürettebat ile iletişim halinde olacağınız için şart koşulabilir.
Meksika her ne kadar koyu katolik bir ülke gibi gözükse de, Hristiyanlık İspanyolların dayatması ile ülkeye ve kültürlerine giriş yaptığı için içten içe pagan geleneklerini korumaya devam etmişler. Kimileri bunu Hristiyanlık ile birleştirmiş, kimi ise gizliden gizliye uygulamaya devam etmiş. Halen Meksika’da pagan kültürden gelen büyücülük yaygın ve aleni şekilde devam ediyor.
Meksiko Büyücü Pazarı – Mercado Sonora
Meksika’da halkın hayli fazlaca bir kısmı halen büyücülük yapan kişileri ziyaret ediyor ve hayatlarını bu kişiler aracılığı ile şekillendiriyor. Hatta Meksiko’nun göbeğinde Mercado Sonora adında büyü malzemeleri satan oldukça büyük bir pazar var. Bu pazarda ayı kılından, kurt dişine, büyü bebeklerine kadar büyü için gerekli her türlü malzemeyi ya da hazır satılan aşk iskirlerini, çocuk sahibi olmayı sağlayan içecekleri bulmak mümkün. Hatta arzu edenler tarot falı da baktırıyor. Turistlerin çok uğradığı bir mekan olmadığından fal gibi hizmetler için iyi İspanyolca bilgisi şart. Hatta iyi İspanyolca bilenlerin kahve falı bakarak zengin olması bile mümkün. Son dönemlerde çok meşhur olan Türk dizileri yüzünden Meksikalılar kahve falına epeyce merak sarmış durumdalar.
Mercado Sonora Nerede?
Meksiko’ya gidicek olupta Mercado Sonora nerede diyenler için haritayı şöyle bırakıyorum.
Meksika’da Büyücülük ve Cadılık
Büyü, büyücülük, cadılık, şamanizm bunlar Meksikalıların köklerinden geldiği için herhangi bir Meksikalıdan bile derinlemesine bilgi alabilirsiniz.
“Curandera”ları, şifacı diye tabir edebiliriz. Hastalıkları bitkisel arındırma, tütsüler gibi yöntemler ile tedavi ettiklerini iddia ediyorlar. Birçok Meksikalıdan doktorun çözemediği derdimi curendera (dişi şifacı) ya da curendero (erkek şifacı) çözdü diye duyabilirsiniz.
En yaygın olarak tercih edilenler ise “bruja” ya da “brujo”lar. Bruja dişi büyücülere, brujo ise erkek büyücülere verilen isim. Bu büyücüler ve kendi içlerinde bruja blanca (beyaz büyücü) ve bruja negra (siyah büyücü) olarak ikiye ayrılıyorlar. Siyah ve beyaz ayırımını onlar güzel oturtmuşlar ama bizim için biraz karışık olabilir. Büyücülükte bahsedilen iki büyük yasa vardır. Bu iki yasayı çiğnemeyen büyücüler beyaz, çiğneyenler ise siyah olarak sınıflandırılıyor. Nedir bu iki kanun;
Zihinsel, fiziksel, duygusal veya ruhsal olarak herhangi bir kişiye, nesneye ya da canlıya zarar vermemek. (cinayet işlememek)
Kişinin hayatının yolu ve kaderi ile ilgili karar verme hakkını çiğnememek.
Yani böyle bakınca aslında popüler olarak kullanılan hemen hemen tüm büyü tipleri siyaha giriyor.
Şamanlar ise, curandeların ve brujaların tüm bilgi birikimine sahip ve yol gösterici ilahi kişiler olarak tanımlanıyor.
Büyü Yaptırmak
Brujalardan dilenilen her türlü şey talep edilebilir, yalnız karşılığı verilmek zorunda. Mesela bir brujanın huzuruna çıktığınızda öncelikle kendinizi onun hizmetine sunmak zorundasınız yoksa büyük ihtimalle sizinle muhattap olmaz. Yani bir bruja talep ettiğiniz büyü karşılığında, sizden bir tavuk kesmenizi ve bunu fakirlere dağıtmanızı da isteyebilir, uyurken gizlice kız kardeşiniz saçını kesmenizi de ya da adam öldürmenizi de.
İddiaya göre Slyvester Stallone Veracruz’da çok ünlü bir brujonun karşısına çıkmış ve hizmetini sunmuş. Ne istediği bilinmiyor ancak söylenene göre karşılığında brujoyu kendi filmlerinden birisinde oynatmış. Ben internetten araştırma yaptım ama buna dair en ufak bir bilgi bulamadım. Bilen varsa haber versin.
Görünen o ki, brujalara vereceğiniz hizmetin boyutu, talep ettiğiniz şeyi ne kadar çok arzuladığınız ve ne kadar aciz olduğunuz ile alakalı.
Instagram’da Büyücüler Brujalar
Sosyal medyanın günlük hayatımıza girmesi ile birlikte falcılar, büyücüler ve brujalar sosyal medyada da yer almaya başladılar. Hatta bir kısmının ciddi sayıda takipçisi var. Merak edenler için bir kaç bruja hesabı şöyle..
1- Tatianna Tarot
https://www.instagram.com/p/Cbaw1QgPWx8/
Daha çok Tatianna Tarot olarak bilinen Tatianna Morales, okumaları, ilham verici mesajları ve eğlenceli cadı capslerini paylaşmak için instagramı kullanan sezgisel bir tarot uzmanı ve ritüel uygulayıcısıdır. Kehanetleri günlük yaşama dairdir.
La Loba Loca genellikle bitkiler ve öz sağlık konularında ipuçları paylaşır. Loba ayrıca, instagram üzerinde olumlu mesajlar, ev ilaçları öğeler sunmaktadır.
Sloganına sadık olarak, Bri Luna olarak da bilinen The Hood Witch, Afro Amerikan ve Meksikalı karışımı yaklaşık 236 bin takipçisine, sevgi notları, kişisel bakım ipuçları, komik bruja capsleri paylaşıyor ve takipçilerini kristaller, adaçayı, temalı tarotlar ve kitaplar gibi bir dizi ürünle kutsayarak hizmet ediyor.
Chiquita Brujita, bir falcı ve bruja dansçısıdır. Boricua’nın instagram hesabı, dans, direniş, sevgi ile dolu.
5- Ethereal.1
Bir şifacı, manevi danışman, ruhsal ve zihinsel sağlık savunucusu. Instagram’a serpiştirilmiş şiirler ve kısa videoları ile yaklaşık 100 bin takipçisine güç ve güzelliğin sadeliğini hatırlatıyor.
Indigemama bir içsel danışman, sağlık koçu ve şifacıdır. Üreme sağlığı ve annelik üzerine odaklanan çalışmalarıyla Mesoamerikan rahim bakım teknikleri konusunda takipçilerini eğitmek için hesabını kullanıyor.
Gemi adamı belgesi gemilerde çalışan personelin yeterliklerini kanıtlamak için almak zorunda oldukları belgedir. Her çalışan kendi pozisyonuna uygun kursa gitmek ya da sınavları geçmek suretiyle bu belgeyi alır.
Liman cüzdanı nedir?
Gemi adamı kursunu ve sınavlarını geçen kişinin gerekli diğer belgeleri de sağlayarak temin ettiği uluslararası geçerliliği olan belgedir. Kısaca denizcilerin pasaportudur diyebiliriz. Gemide çalışan personelin bir çok ülkeye vizesiz olarak girmesini sağlar.
Gemi adamı nasıl olunur?
Gemi adamıı sertifikası veren kurslara kayıt olarak, eğitimi devamsızlık yapmadan tamamlayıp ardından kurs sonunda yapılan sınavları da geçerek olabilirsiniz ya da direk liman başkanlığının açtığı sınavlara girebilirsiniz. Liman başkanlığının açtığı sınavlar biraz zorlayıcı olduğu için, kurs sonunda eğitim alınan kurumun sınavına girmek daha çok tercih edilmektedir.
Gemi adamı belgesi ne sıklıkla yenilenir?
Gemi adamı belgesi kaybedilmediği sürece yenilemeye gerek yoktur. Sadece içerisindeki eğitimlerin geçerlilik süresi dolduktan sonra yeniden sınava girip yenilemek gerekmektedir. Her eğitimin geçerlilik süresi ise farklı olmakla birlikte genel olarak 5 senedir.
Gemi adamı belgesinin yeterlilik sertifikaları nelerdir?
Sertifikalar pozisyona göre değişmektedir ancak herkes 5 Temel STCW sertifikası olan personel güvenliği ve sosyal sorumluluk, temel ilk yardım, yangın önleme ve yangınla mücadele, denizde kişisel can kurtarma teknikleri, can kurtarma araçlarını kullanma yeterliği eğitimlerini ve uygulama eğitimlerinin sertifikalarına sahip olmak zorundadır.
Gemi adamı sağlık raporu nedir?
Gemi adamının denizde çalışmaya uygun olduğuna dair yapılan bir check-up sonrasında verilen sağlık raporudur.
Gemi adamı sağlık raporu kaç yıl geçerlidir?
Gemi adamı sağlık raporu 2 yıl boyunca geçerlidir.
Liman cüzdanı turist vizesinde kolaylık sağlar mı?
Liman cüzdanına sahip olmak, turist olarak gidilecek bir ülkede vize kolaylığı sağlamaz.
Liman cüzdanı ile vizesiz seyahat etmek mümkün mü?
Liman cüzdanı ile herhangi bir teknede ya da gemide çalışırken, deniz yoluyla ulaşıldığı takdirde vizesiz olarak seyahat etmek mümkündür. Yine de her ülkenin kanunları aynı olmadığı için her ülke için geçerli bir durum değildir. Schengen bölgesi vize uygulamazken, Amerika uyguluyor.
Gemi adamı olup dünyayı gezmek mümkün mü?
Mümkün lakin gemi adamlarının çok kolay bir hayatları olmadığını ve zorlu bir meslek icra ettiklerini unutmamak lazım. Gemi adamlığını bir meslek olarak benimseyen kişiler, çalıştıkları firmaya da bağlı olarak dünyanın bir çok yerinde bulunuyorlar.
Dünyayı gezmek için gemi adamlığı ise çok mantıklı değildir çünkü seyir süresi limanda geçirilen süreden çok daha fazla.
Teknestopta liman cüzdanı kullanılabilir mi?
Teknestop yaparak dünyanın bir ucundan diğerine gidecek kişiler için liman cüzdanı mutlaka fayda sağlayacaktır.
Liman cüzdanı ile seyahat etmenin dezavantajları nelerdir?
Liman cüzdanı ile gittiğiniz ülkede gemiden ayrıldığınız taktirde o ülkeden çıkışı sadece uçak ile yapabilirsiniz. Turist olarak karayolu ya da deniz yolu ile ayrılmanız kabul edilmez.
Liman cüzdanı ile pasaport arasındaki farklar nelerdir?
Liman cüzdanı sadece bir gemide çalışırken kullanılabilir. Gemi kontratı dışında kullanılamaz. Pasaport ile tek başına herhangi bir ülkeye girip çıkmak mümkündür ama bazı ülkeler liman cüzdanının yanı sıra pasaportun olmasını da zorunlu tutmaktadır.
Bu soruların dışında sorularınız ya da konuya eklemek istediğiniz bilgiler varsa yoruma yazabilirsiniz.
Seyahat ediyorum dediğimde çoğunlukla karşı taraftan gelen ilk soru “Kaç ülke gezdin?” oluyor. Ben ya gülüp yanıt vermeden geçiyorum ya da böyle bir yarışın içerisine girmek istemediğimi söyleyerek kibarca konuyu kapatıyorum çünkü sorudan rahatsız oluyorum.
Soruyorum; bir ülkede kaç şehre giderseniz o ülkeyi gezmiş sayılırsınız? Ya da ne kadar süre kalırsanız gezmiş sayılırsınız? Her ayak bastığınız ülkeyi, gezmişten sayabilir misiniz?
Bağımsızlığı diğer ülkeler tarafından kabul edilmemiş özerk bölgelerin hangilerini sayabiliriz? Sadece havalimanında bekleme yaptığınız bir ülkeyi bu sayıya dahil eder misiniz?
Peki kaç ülke gezersen daha gezgin olursun? Son günlerde sosyal medya profillerine göz gezdirdiğinizde 50 küsür ülke, 100 küsür ülke, 24 yaşında 80 ülke şeklinde beyanatlar uçuşup gidiyor. Sadece seyahat bloggerları arasında süregelen bir yarış olmaktan çıktı, herkese bulaştı. Dünyanın yazılı ilk tarih kitabını kaleme alan Heredot daha mı az gördü geçirdi, 24 yaşındaki Berke’den?
Gezginlik Modası
İnsanlar arasında süre gelen sen Kaç ülke gezdin yarışmasının içine düşmek, kendini gezmenin, seyahat etmenin keyfinden mahrum edip, skor peşinde koşmak itici ve gereksiz. İnstagramın hayatımızın içine girmesiyle, artık herkes ben oraya gittim ben buraya gittim diye paylaşım yapıyor; görümcesi, eltisi, iş arkadaşı ya da komşusuyla aşık atıyor.
Hani birisi çıksa “1 gün içerisinde Avrupa’nın en popüler yerlerine gidip, sadece fotoğraf çektirip döneceğiz” temalı bir tur yapıyorum dese, başvuracak kişi sayısını tahmin bile edemiyorum. Seyahat etmek bir deneyimden çok, o ülkenin ikonik mimarisi ile ittirmeli, kaktırmalı, zıplamalı ya da öpücüklü fotoğraf çektirmekten ibaret hale geldi ama sorsanız kimse turist sıfatını kabul etmiyor. Herkes bir gezgin; gezginçorap, gezginamale, gezginbakkal, gezginrençber, gezginbilmemne… İsimlerde de özgünlük kalmadı. Hiçbir şey bulamıyorsan, yaz adını soyadını geç.
Gezginlik diye meslek çıktı yahu.
– Ne iş yapıyorsun?
– Gezginim.
– Af buyur?!
Seyahat yazarı olabilirsin, blogger olabilirsin, vlogger olabilirsin ama gezginlik diye bir meslek var mı? Varsa beni düzeltin lütfen.
Herkes dilediğini yapmakta, dilediğini olmakta özgür. Lakin benden küçük bir tavsiye, gidin gezin görün, kimse için değil sadece kendiniz için…
TurKiwi, Yeni Zelanda’ya göç eden bir Türk vatandaşı. Yeni Zelanda vatandaşlığını aldıktan sonra da Avrustralya’ya göç etti. Bu süreç nasıl oldu, Yeni Zelanda vatandaşlığı nasıl alınır, Yeni Zelanda’da yaşam nasıl, sonrasında neden Avustralya’ya göç etti merak ettim ve TurKiwi ile keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.
Merhaba TurKiwi, Tanımayanlar için bize biraz kendinden bahseder misin?
Kia Ora (Maori dilinde ‘Merhaba’ anlamında) 24 yaşımda İstanbul’dan Yeni Zelanda’ya İngilizce dil eğitimi almak için taşındım ve bu doğa harikası ülkenin kollarına kendimi bıraktım. Yeni Zelanda göçmenlik sürecini tamamlayıp vatandaşlığını aldıktan sonra ise Avustralya’ya taşındım.
Üniversite eğitimimi Türkiye’de tamamladıktan sonra iş hayatına atıldım ve tam 3 yıl sonra ise Yeni Zelanda’ya yerleştim. Yeni Zelanda’da yüksek lisans derecesi ile birlikte TESOL sertifikasını da alarak eğitim hayatımı noktaladım.
Şu an neredesin, nerede yaşıyorsun? Nasıl bir hayatın var?
Şu an Avustralya, Sydney’ de yaşıyorum. Yaklaşık 2 aydır buradayım ve hala alışmaya çalışıyorum. Nasıl bir hayatım olduğu kısmın da ise net cevaplar veremeyeceğim. Hala Yeni Zelanda kafamı çok meşgul ettiği için buraya adapte olmakta güçlük çekiyorum.
Yeni Zelanda’ya göç etmeden önce nerede yaşıyordun? Neler yapıyordun?
Yeni Zelanda’ya göç etmeden önce İstanbul’da yaşıyordum ve bir Alman firmasında ithalat ve lojistik uzmanı olarak çalışıyordum. 3 yılın sonunda İngilizce seviyem yüzünden şirket içinde yaşadığım sorunları aşabilmek adına Yeni Zelanda’ya İngilizce eğitimi almak için taşındım.
Yeni Zelanda’da yaşam nasıl? Ülkede ve kültürlerinde, kısaca yaşamda farklılıklar var mı?
Yeni Zelanda yaşam olarak çoooooooooook sakin. Ülkeden ilk alacağınız izlenim bu olacak. Ilk başlarda belki de nefret edeceksiniz. İnsanların yaşam tarzı size çok ters gelecek. Sanki bu dünya da yaşamıyormuşcasına sürdürdükleri hayatları görmek çok garibinize gidecek. Ama belli bir süre sonra siz de bu çarkın bir parçası olacaksınız.
Yeni Zelanda yaşam ve her şeyi ile farklı bir ülke desem yalan olmaz. Trafik, orada yaşayan halkın spor ile ilgileri, çevreye saygıları vs… Aslında Yeni Zelanda’yı yaşanabilir kılan da bu iyi yöndeki farklılıklar diyebilirim.
Yeni Zelanda’ya gidip mi iltica başvurusunda bulundun yoksa göçmenlik talebin kabul edildikten sonra mi gittin?
Yeni Zelanda ya öğrenci vizesi ile geldim ve normal prosedürleri izleyerek toplam 8 yılda vatandaşlığımı aldım.
Yeni Zelanda’ya göç etmek için gerekli izinleri almak nasıl? Tüm bu süreç nasıl işledi?
Yeni Zelanda yaşam
Bu tamamen Yeni Zelanda’ya nasıl gelmek istediğiniz ile ilgili. Öğrenci vizesi, turist vizesi, çalışma vizesi veya yeteneklerinizin baz alındığı vize çeşitleri. Ben öğrenci vizesi ile geldim ve 2 ayın sonunda bir iş bularak sonrasında vizemi çalışma vizesine çevirdim. Ve işverenimin bana sponsor olması ile oturumumu alarak 5 yıllık bir süreçten sonra vatandaşlığımı aldım.
Bu süreçte yol almak nasıldı? Yaşadığın sıkıntılar oldu mu?
Çok stresli bir süreçten geçtiğim kesindir fakat aradan yıllar geçtiği için bunun acısı hafifledi diyebilirim.
Neden Yeni Zelanda?
İnanır misin aynı bu başlık ile geçenler de bir vlog yayınladım YouTube kanalım da. Yeni Zelanda ile ilk tanışmam İstanbul’daki ingilizce öğretmenim John Bopal sayesinde olmuştur. Kendisi bana Yeni Zelanda’yı tavsiye ettiği için geldim.
Yeni Zelanda pasaportunun Türk pasaportuna göre avantajları var mı?
Şu anda 154 ülkeye vizesiz girişim Yeni Zelanda pasaportu sayesinde mümkün. İlk avantajı Yeni Zelanda’dan Avustralya’ya gelirken tecrübe ettim. Karantinaya alınmama rağmen 20 dakikada ülkeye giriş yaptım. Güzel bir tecrübe idi.
Hiç ikinci sınıf insan muamelesi gördün mü?
Gördüm dersem yalan olur. Ama bazı zamanlar ‘Ben buraya ait değilim’ demişliğim vardır.
Keyifler nasıl?
Çok şükür sağlık, sıhhat yerinde. Sevdiklerim iyiler. Sizler de iyisiniz inşallah?
-Ben de çok iyiyim. Sağolasın. Sonunda biri de bana nasılsın diye sorduğu için çok mutluyum.
Ne oldu da Avustralya’ya gittin? Yeni Zelandalılar bozulmasın duruma?
Avustralya da kazanılan para hep konuşulur ve ben de neden olmasın dedim. Herhangi bir vize kısıtlaması olmadığı için Avustralya’ya taşınma kararı aldım ama herşey bitmiş değil diyerek Yeni Zelândalı Kiwi arkadaşlarımın da gönlünü almak isterim.
Özlüyor musun?
Yeni Zelandayı mi? Türkiyeyi mi? Ikisini de deli gibi özlüyorum.
Türkiye’ye dönmeyi düşünüyor musun?
İlerleyen yıllarda Türkiye’ye dönüş planlarım var ama kesin bir tarih veremiyorum.
Neden TurKiwi?
Yeni Zelandalılar kendilerini ülkeye özgü olan Kiwi kuşu ile adlandırdıkları Kiwi kelimesi ile Türk’ün birleşimi.
Eklemek istediklerin….
Yeni Zelanda ile ilgili merak ettiğiniz ve aklınız da olan soruların birçoğuna cevap bulabileceğiniz YouTube kanalına aboneliğinizi çok görmeyiniz.
Selamlar, Sevgiler
TurKiwi
TurKiwi’yi takip etmek isteyenler için sosyal medya hesapları
Arda Demirci, 29 yaşında İspanya’da yaşayan bir Türk vatandaşı. Arda Türkiye’deki yaşamını geride bırakıp İspanya’ya göç etti. İspanya’ya yerleşmek nasıl oldu, İspanya’da yaşam nasıl merak ettim ve Arda ile keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.
Merhaba Arda, Tanımayanlar için bize biraz kendinden bahseder misin?
“Yıllarca beyaz yakalı olarak İstanbul’da çalıştım bir gün yeter artık diyip istifayı verip tapas ustası olmak için İspanya’ya yerleştim 2 yıl önce” diye başlayan ilginç bir hikayem olsaydı keşke. Aslı şöyle; Yıldız Teknik Üniversitesi Matematik Mühendisliği mezunu olduktan sonra farklı teknoloji şirketlerinde analist olarak çalıştım. Her beyaz yakalı gibi ara sıra yaptığım yurt dışı kaçamakları ile kendimi iyi hissetmeye çalışıyor ve her tatil dönüşü dış hatlar pasaport kontrol noktalarında hüzünleniyordum. Hatta yurt içi seyahatlerin ardından büyük şehire dönüş bile zor oluyordu. Bariz bir şekilde dayanılmaz bir hale gelmişti orada yaşamak, var olmak mücadelesi. Aslında Türkiye’deki iş hayatım çoğu insana kıyasla kısa bile sürmüş olabilir sadece 2.5 yıl yani şikayet edecek kadar kıdemim yoktur belki de ama ediyordum, klasik orta-üst gelir düzeyine sahip beyaz yakalı çalışan durumu aslında.
Şu an neredesin, nerede yaşıyorsun? Nasıl bir hayatın var?
İspanya’ya yerleşmek
Şu anda İspanya’nın Endülüs bölgesinde Malaga şehrinde yaşıyorum, 2 yıldan biraz fazla süredir. Yine bir teknoloji şirketinde çalışıyor, şehrin göbeğinde yaşıyorum. Hani Taksim’de, Galata’da yaşayıp hayvan gibi kiralar öder yabancılar da biz şaşırırız ya o hesap. Aslında biz fakirmişiz adamlar için normalmiş şu anda anlayabildim durumu.
Malaga İstanbul’a göre çok küçük olduğundan ihtiyaç olan her şey yürüme mesafesinde. Mesela tapas yenilecekse 5-7 dakika, sadece bir bira içilecekse hemen evin altındaki bara 30-45 saniye, stadyumda futbol maçı izlenecekse 20-25 dakika yürüyerek hedef lokasyonlara ulaşabiliyorum.
Ofisim biraz şehir dışında o da araç ile 20-25 dk kadar sürüyor. Saat 5 gibi işten çıktığımda 5.30-5.40 gibi evde olabiliyorum. Hava özellikle yaz döneminde saat gece 10 gibi karardığından bayağı vakit kalmış oluyor herhangi başka bir aktiviteye. Eve gelip yemek işini halledip direk yatağa düşmeye programlanmış bünyeye başta zor gelmedi desem yalan olur açıkçası. Oturup bir sürü vakit var ya bir şey yapmalı iş harici dediğim günü net hatırlıyorum kendime.
Özetle İstanbul’a göre çok kolay ve bazı temel ihtiyaçlar lüks olarak görülmüyor bu da toplumun ayrışmasını engelliyor. Örneğin ayda 30-40 euro ödeyerek havuzlu, saunalı bayağı bizdeki meşhur zincir spor salonu ayarında bir yere üye olabiliyorsunuz. Türkiye’de 200 liraydı sanıyorum en son ödediğim. 200 lira zaten 40 euro hesabı yapanlar olacaktır onu da şöyle açıklayalım: 200 lira kazanmak için beyaz yakalının çalıştığı saat sayısı 40 euro kazanmak için bir İspanyol ve ya Avrupalının çalıştığı saat sayısından çok yüksek.
İspanya’ya göç etmeden önce nerede yaşıyordun? Neler yapıyordun?
İspanya yaşam
Tahmin ettiğin gibi İspanya’ya göç etmeden önce İstanbul’da yaşıyordum, Beşiktaş’ta. Stüdyo eve maaşımın yarısı kadar bir kiraya tutmuş olmanın mutluluğu içindeydim ki büyük bir telekom firmasının genel müdürlüğünde çalışan bir uzman olarak.
Haftada bir ya da iki Taksim ya da Kadıköy’e çıkıp, genelde hafta sonlarını evde geçirmeyi tercih ediyordum. Haftada 4 gün de çıkabilirdim ama 2 gün çıkıp biraz birikim yapıp yurt içi veya dışı seyahatler yapmak daha mantıklı geliyordu.
2015 yılı içinde Türkiye’nin farklı bir şehrinde daha kaliteli bir hayat yaşayabilir miyim sorusuyla araştırmalara başladım. Genelde teknoloji sektöründe işler bulunduğum şehirde yoğunlaştığı için benzer pozisyonlarda iş zaten yoktu. Benimse kariyer değiştirmeye niyetim yoktu. Mecburen ibre yurt dışını göstermeye başladı ve 2015 yazında yurt dışında iş aramaya giriştim.
İspanya’da yaşam nasıl? Ülkede ve kültürlerinde, kısaca yaşamda farklılıklar var mı?
Akdenizliliğin getirdiği benzerlikler olduğunu düşünüyorum. Tabi ki ben Endülüs bölgesinde, İspanya genelinde bile rahatlıkları ile ünlü olan bir bölgede, yaşadığım için tüm ülke ile ilgili bilgi vermem imkansız ama en azından yaşadığım bölge için konuşmak gerekirse hayat çok daha fazla sokakta yaşanıyor, insanlar çok daha dialoga açıklar tanışmıyor olsanız bile. Yolda yürüyen birbirini tanımayan iki kişinin o anda meydana gelen bir olayla ilgili sohbete başladığını ve bir iki dakikada bitirip selamlaşarak ayrıldıklarını görmek çok olağan bir durum mesela ya da herhangi bir mekanda yan masalarla samimi olmak. Onun dışında ücret ödeyerek girilen etkinlik sayısı çok düşük. Mesela 2 yıldır burada yaşıyorum ve sadece Ted Talks için bir giriş ücreti ödediğimi hatırlıyorum net olarak. Onun dışında plaj giriş ücreti, park yeri, mekan giriş ücreti, futbol maçı izleme parası gibi şark kurnazlıkları yok.
İspanya’ya göç etmek için gerekli izinleri almak nasıl? Tüm bu süreç nasıl işledi?
İspanya’ya göç
İspanya’ya göç etmek özellikle işsizlik sorunu yaşadığı için sanıyorum biraz daha zor. Benim sürecimde şirket kalifiye bir eleman olduğunu ve Avrupada yaptığı tarama sonucunda uygun aday bulamadığına ve yabancı birini ise alabilmek için belli bir ticari hacme sahip olduğunu kanıtlamak zorundaydı. Gerekli belgeleri sağladıktan sonra şirket konsolosluğa başvuru yapıp sonuç alma süreci 10 gün kadar sürdü. Bu süreçte şirketin avukatları en ince detayına kadar yardımcı oldular.
İspanya’ya yerleşmek birçok kişinin hayali. Bu süreçte yol almak nasıldı? Yaşadığın sıkıntılar oldu mu?
Hiç bir sorun yaşamadım. Çok fazla evrak, çeviri, noter, apostil gibi koşturmalar oluyor ama tatlı bir heyecan tabi o yüzden şu an gülümseyerek hatırlıyorum. (Masrafları şirket ödediği için sanırım)
İspanya pasaportunun Türk pasaportuna göre avantajları var mı?
Burada süreç biraz daha zor diğer Avrupa ülkelerine göre. 5 yıl oturum sonunda süresiz oturum hakkı elde ediliyor. 10 yıl sonunda ise vatandaşlık başvuru hakkı. Eğer hala burada olursam 8 yıl sonra düşünebilirim sanırım fakat pratikte oturum kartı olanın yapamayıp İspanyol vatandaşının yapabildiği çok fazla bir şey görmüyorum açıkçası. Seyahat etmede bir sorun yok, çalışabiliyorsunuz (devlet kurumları hariç) bence yeterli.
Diğer tarafta tabi çalışma iznim yenilenecek mi, işten çıkarsam n’olur gibi sorular hep var ve sizi kimse anlamıyor çünkü herkes bir AB ülkesi vatandaşı istisnalar hariç. Hadi ben kafam attı istifa ediyorum meselesi yok mesela. Çalışma izninin şartlarından biri de çalışmaya devam ediyor olma gerekliliği, süresiz izni alana kadar.
Hiç ikinci sınıf insan muamelesi gördün mü?
Çok net bir ten rengi olmadığı için Türk ırkının tipten kurtarıyor Türkler genelde; ama Türk olduğunuz öğrenildikten sonraki dialoglar genelde ülkenin dış politikasıyla paralel gidiyor. Genelde Türkiye vatandaşı olup modern bir hayat yaşanabilip yaşanamadığı sorusu geliyor ülkemizde. Onun dışında ‘Türksün ama iyi çocuksun’ diyen oldu mesela iyiye mi yormalı kötüye mi bilemedim. Fakat genellikle ben ülkenin dış temsilcisi olmadığımı ve devletin aldığı herhangi bir aksiyondan sorumlu olmadığımı belirterek bu tarz tartışmalardan kaçınmaya çalışıyorum çünkü ilgilendiğim bir konu değil.
Keyifler nasıl?
Vallahi iyi şu anda. Çünkü ilk zamanki şaşkınlığı atmış artık burada yaşadığımı idrak etmiş durumdayım. Hani sabah uyanıp farklı ülkede olduğunu hissedersin ya o geçti artık tabi biraz da dil öğrenmiş olmak iyi hissettiriyor. İş arkadaşlarım(büyük çoğunluğun İspanyol olduğu toplantılarda İspanyolca konuşuluyor tabi benim onayım alındı başlangıçta) olsun dışarıda İspanyolcadan başka dil bilmeyen arkadaşlar olsun bu noktada pay sahibidirler. Su anda B1 seviyesinde İspanyolca konuşuyorum.
Özlüyor musun?
Özlenmez mi? Tabi ki.
Türkiye’ye dönmeyi düşünüyor musun?
Şu anda kısaca gelip hasret gidermek en güzeli, en azından bir süre.
Eklemek istediklerin….
Tüm yorumlar benim kendi fikirlerimdir ve genellikle Endülüs bölgesi için gereklidir. Hiç birinin net doğru olduğu gibi bir düşüncem yoktur sadece hissettiklerimi paylaştım.
İspanya’ya yerleşmek konusunda bizimle fikirlerini paylaşan Arda’ya çok teşekkür ederim.
Diğer göç yazılarını okumak için aşağıdaki linke tıklayınız.